| Istanbul
SEMT ISIMLERIMIZ
NEREDEN GELIYOR
Aksaray: Fatih'in sadrazami Ishak Pasa, Iç
Anadolu Bölgesi'ndeki Aksaray'i ele geçirdikten sonra
orada yasayan bölge insanlarini bugünkü Aksaray
semtinin bulundugu yere gönderir. Aksaraylilar da semte
adlarini verirler.
Ahirkapi: Marmara Denizi'nin kiyisinda yer alan yedi ahir
kapisindan birisi olan bu semte, Padisah atlarinin bulundugu has
ahirin yaninda yer aldigi için Ahirkapi ismi verildi.
.jpg)
Baglarbasi: Semt, en ünlü bag ve
bahçelerin bir dönem burada yer almasindan dolayi bu
adla aniliyor.
Bebek: Semtin isminin nereden geldigi konusunda iki
rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, Fatih Sultan Mehmet'in bölgeyi
korumasi için gönderdigi bölükbasinin
Bebek lakapli olmasi. Digeri ise padisahin semtteki bahçesinde
gezerken yilan görüp korkan sehzadesine bebek demesi
ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anilmasi.
Besiktas: Ilk görüs,
semtin ismini Barbaros Hayrettin Pasa'nin gemilerini baglamak
için diktirdigi bes tastan aldigi yönünde.
Digeri ise bir papazin burada yaptigi kiliseye Kudüs'ten
getirdigi besik tasini koydugu ve ismin buradan
geldigi yönünde.
Beyazit: Sultan II. Beyazit'in buraya kendi ismiyle anilacak
bir külliye yaptirmasindan sonra semt, Beyazit olarak anilmaya
basladi.
.jpg)
Beyoglu: Semtin isminin nerden geldigi konusunda
çesitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre,
Islamiyet'i kabul edip burada oturmaya baslayan Pontus
Prensinden adini aliyor semt. Digerine göreyse, 'Bey Oglu'
diye anilan Venedik Prensinin burada oturmasindan geliyor semtin
adi. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine,
yazismalarda, "Beyoglu" diye hitap edilmesinden
semtin bu adla anildigini söylüyor.
Bakirköy: Bizanslilarin 'Makri Hori' dedikleri semt,
14. yüzyilda Osmanlilarin eline geçince 'Makriköy'
adini aldi. 1925'te ulusal sinirlar içindeki yabanci kökenli
adlarin degistirilmesi sirasinda Atatürk'ün
istegiyle semt Bakirköy adini aldi.
Bostanci: Semt, adini eskiden her türlü meyve
ve sebzenin yetistirildigi bostanlardan biri olmasindan
aliyor.
Çemberlitas: Bizans'in en önemli meydanlarindan
Constantinus Forumu'nun bulundugu yerdeki büyük sütunlardan
birisi olan Çemberlitas, semte adini verdi.

Çengelköy: Eskiden gemi çapalari bu köyde
yapildigi için isminin buradan geldigi tahmin ediliyor.
Eminönü: Osmanli döneminde çarsidaki
esnafi denetleme yetkisi 'Emin'lere aitti. Semt, adini burada bulunan
'Gümrük Eminligi'nden aliyor.
Feriköy: Semt adini Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz
dönemlerinde yasayan Madam Feri'den aliyor. Bölgede
bulunan genis topraklar padisah tarafindan Madam Feri'nin
esine bagislanmisti. Ama esi ölünce
semt onun ismiyle anilmaya baslandi.
Galata: Gala, Rumca da "süt" anlamina geliyor.
Bir rivayete göre Galata'nin adi semtteki süthanelere
gönderme yapilarak türetildi. Baska bir görüse
göre ise Italyanca 'denize inen yol' anlamina gelen
'galata' kelimesi düsünülerek bu isim verildi.
Okmeydani: Fetih Ordusu kusatmanin bir kismini burada kurulan
karargâhta geçirmis. Semtin ismi de böylelikle
Okmeydani olarak kalmis.
.jpg)
Sisli: Sis yapimiyla ugrasan
ve Sisçiler diye anilan bir ailenin burada bir
konagi oldugu ve 'Sisçilerin Konagi'nin
zamanla degisiklige ugrayarak 'Sislilerin
Konagi' hâline gelmesiyle semtin adinin Sisli
olarak kaldigi anlatiliyor.
Saskinbakkal: Henüz yerlesimin olmadigi
dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için
bölgeye gelenlere bir bakkal dükkani açildigini
görenler, burada is yapilmayacagini düsünerek
bakkala "saskin bakkal" yakistirmasi
yaptilar. Bundan sonra da semt Saskinbakkal olarak anilmaya
baslandi.
Sütlüce: Bugün Sütlüce semtinin
oldugu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardi.
Köyün bir kösesindeki bakir bir kadin heykelinin
memelerinden su akar; bu suyun, kadinlarin sütünü
çogalttigina inanilirdi. Bundan dolayi semt, Sütlüce
olarak anilir oldu.
Tahtakale: Sözlük anlami 'kale alti' olan Taht-el-kale'nin
bozulmasiyla Tahtakale'ye dönüsen semtin, Mercan
ya da Beyazit dolaylarindaki eski sur benzeri yapinin asagi
kotunda yer aldigi için bu ismi aldigi tahmin ediliyor.
Taksim: Osmanli zamaninda sucularin; suyu, halka taksim
ettikleri yer, Taksim olarak anilmaya baslandi.
Tesvikiye: Sultan Abdülmecit'in bir mahalle kurulmasi
için tesvikte bulundugu semtin adi Tesvikiye
olarak kaldi. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonagi
Caddelerinin kesistigi kavsakta bulunan iki tas
belgeleliyor.
Unkapani: Bazi satis yerlerinde Arapça'da 'Kabban'
adini tasiyan büyük teraziler bulundugundan,
buralari Kapan adini tasirdi. Sahiline bugday ve arpa
yüklü gemiler demirlediginden, semt bu adi aldi.
Üsküdar: Bizans devrinde, Skutari denilen asker
kislalari, sehrin bu yakasinda yer aldigi için semt Skutarion
diye aniliyordu. Bu isim zamanla Üsküdar'a dönüstü
.jpg)
BEYOGLU
Beyoglu, Istanbul'un Avrupa yakasindadir.
Istanbul'un ilk yerlesim yerlerinden biridir. Tarihte,
"Karsi yaka" anlamina gelen "Pera"
adiyla bilinmektedir. Beyoglu sinirlari
içindeki Galata, Bizans döneminde daha çok Cenevizliler'in
yasadigi bir bölgeydi.
Beyoglu, 1924 yilinda idari yapi içinde
Istanbul'un bir ilçesi olarak yer almistir.
Cumhuriyet'in ilk yillarinda Besiktas
ve Sisli'yi de idari olarak içinde barindiran
Beyoglu 1930 yilinda Besiktas ilçesinin
kurulmasi, ardinda da diger idari tasarruflar
sonunda bugünkü durumuna gelmistir. Ilçe,
kuzeyde Eyüp, Kagithane, Sisli ve Besiktas'a,
güneyde ise Fatih ve Eminönü ilçelerine komsudur.
Beyoglu'nun Bogaz'in Anadolu yakasindaki komsusu
ise Üsküdar'dir.
Beyoglu adinin ortaya çikisina iliskin çesitli rivayetler
vardir. Bunlardan birisine göre; Beyoglu adi, Fatih Sultan
Mehmed zamaninda Pontus prenslerinden Aleksios Komnenosun
islamiyeti kabul ederek burada oturmasindan kaynaklanir. Ikincisine
göre ise; burada oturan Pontus prensi degil, Kanuni zamanindaki
Venedik elçisi Andre Girittinin oglu Luigi Girittidir.
Türklerin Bey Oglu diye andiklari bu adam,
elçinin bir Rum kadinla evlenmesinden dünyaya gelmistir.
Oturdugu konak da Taksim yakininda bir yerdedir. Diger birine göre
ise; Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada oturan Venedik
elçisine yazismalarda Beyoglu dendigi için bu semt
de Beyoglu adini almistir.
.jpg)
Beyoglu ilçesi günümüzde, 45 mahalleden
ve yaklasik 225 bin yerlesik nüfustan olusan
bir yerlesim yeridir. Is, eglence ve kültür
merkezi olmasi nedeniyle bu ilçe sinirlari
içerisindeki gündüz ve gece nüfusu birkaç
milyonu bulmaktadir. Bazilarina göre Beyoglu,
Karaköyden Taksime kadar uzanan bölgedir.
Bazilarina göre de, Tünel Meydanindan
Taksime uzanan bölümden ibarettir. >
Ilçedeki tiyatrolar, gazinolar, içkili eglence yerleri,
bugünkü durumu da hesaba katarsak sinema salonlari ve
kültür merkezleri Istanbul'un diger ilçe ve semtlerinden
daha yogundur.
Ayni zamanda yabanci elçiliklerin de yogunlastigi bir semt
olan Beyoglu'nun esas ahalisi Avrupa kökenli levantenler olmustur.
Beyoglu'nun mimarisi de öteden beri batili tarzda gelismistir.
Beyoglu ve çevresinde Istanbul'un diger yerlerinden daha
çok sayida kilise ve sinagog da bulunmaktadir.
.jpg)
Kilik, kiyafet ve yasam tarzi ve binalar açisindan bütün
halinde Türkiye ölçeginden farkli bir yasam ve
görüntünün asil yogunluk kazandigi yer, kuskusuz,
Beyoglu olmustur. 1860-1864 arasinda Asiklar ve Ayazpasa mezarliklari
kaldiririlmis, Galata surlari yiktirilmis, yeni caddeler ve sokaklar
açtirilmis; yanginlarin önlenebilmesi için ahsap
bina yapimi yasaklanmistir. 1873de Galatasarayi Beyogluna
baglayan Tünel açilip hizmete girmistir. 1913te
ise Beyoglu-Sisli arasinda elektrikli tramvaylar hizmete girmistir.
Osmanlidan Cumhuriyete geçildiginde de Beyoglunun
yerlesme alani Tesvikiye ve Maçkadan Besiktasa,
Sisli ötelerine, Haliç ve Bogaziçi yamaçlarina
uzandi. Bu gelisme sirasinda konutlar yavas yavas is yerlerine dönüstü.
Önceleri adi Cadde-i Kebir iken Cumhuriyetten sonra Istiklal
Caddesi denilen ana yol boyunca magazalar, bankalar, kahvehaneler,
tiyatrolar, sinemalar, pastaneler ve eglence yerleri açildi.
Bu gelisme Halaskargazi Caddesi boyunca Sisliye dogru sürdü.
Dünyada yeraltinda yapilan rayli ulasim denemelerinin ilk örneklerinden
olan Tünel de 19. yüzyilin ikinci yarisinda Beyoglu'nda
tesis edilmistir.
.jpg)
Cumhuriyet'ten sonra, büyükelçiliklerin Ankara'ya
nakledilmesi, varlik vergisi konulduktan sonra bir çok gayrimüslim
vatandasin Türkiye'yi terk etmesi, Israil'in kurulmasi üzerine
çok sayida yahudi'nin Israil'e göç etmesi, bölgedeki
garimüslim nüfusun azalmasina yol açmis, nüfus
dengesi müslümanlar lehine degismistir.
Bugün Beyoglu ilçesinin sinirlari
içerisinde çok sayida önemli kurum ve
mekan bulunmaktadir. Bunlarin arasinda; Findiklidaki
Mimar Sinan Üniversitesi, Taksim Meydanindaki
Atatürk Kültür Merkezi, Kasimpasadaki
Kuzey Deniz Saha Komutanligi, Sütlücedeki
Tophane-i Amire ( Koç Sanayii Müzesi), Aynalikavak
Kasri, Istiklal Caddesindeki Istanbul
Sanayi Odasi, Yapi Kredi Kültür ve Yayincilik,
Çiçek Pasaji, Balik Pazari, Aksanat,
çok sayida sinema, Muammer Karaca Tiyatrosu, Tünel
ve Tramvay ulasimi, Galatadaki Galata
Kulesi de bulunmaktadir.
EMINÖNÜ
Istanbul'un "Tarihi Yarimada" denilen bölümü
olan sur içindeki iki ilçeden biridir. Esasen, Cumhuriyet
dönemine kadar idari bölünmede "Istanbul"
veya "Dersaadet" olarak adlandirilan yer de suriçindeki
Fatih ile Eminönü'dür. Eminönü ilçesi
kuzeyden Haliç, güneyden Marmara Denizi, dogudan Istanbul
bogazi batidan ise Fatih ilçesi ile çevrilidir. Ilçe
bütünüyle Istanbul kentinin tarihi çekirdegi
olan suriçinde yer alir ve merkezi alanin en canli bölgelerinden
birini olusturur.
Eminönü ilçesinin bulundugu mevki Istanbul'un ilk
kuruldugu mevkidir. Ilçe, adini Istanbul limaninin bir bölümünü
teskil eden ve Osmanli döneminde bu mevkide bulunan Gümrük
Eminligi'nden alir.
.jpg)
Tarihi yarimadanin dogu ucunda bulunan Eminönü, batida
Fatih ilçesiyle komsudur. Yüzölçümü
5 kilometrekaredir. Istanbul'da is hayatinin en yogun oldugu bölgelerden
biri olan, gündüzleri 1 milyona yakin bir nüfusu
üzerinde barindirdigi Eminönü'nün nüfusu
1997 yilinda yapilan sayima göre 65.246'dir.
Ilçenin semtleri: Eminönü, Sirkeci, Bahçekapi,
Cagaloglu, Sultanahmet, Süleymaniye, Çemberlitas, Çarsikapi,
Beyazit, Laleli, Kadirga, Gedikpasa, Kumkapi, Çatladikapi
ve Mahmutpasa'dir.
Eminönü ilçesini olusturan mahalleler sunlardir:
Alemdar, Balabanaga, Binbirdirek, Bayazit. Cankurtaran, Demirtas,
Emin Sinan, Haci Kadin, Hobyar, Hoca Giyasettin, Hoca Pasa, Kalenderhane,
Katip Kasim, Kemal Pasa, Küçük Ayasofya, M. Hayrettin,
M. Kemalettin, Mercan, Mesih Pasa, Molla Fenari, Molla Hüsrev,
Muhsine Hatun, Nisanca, Sehsuvar, Rüstem Pasa, Saraç,
Ishak, Saridemir, Süleymaniye, Sultanahmet, Sururi, Tahtakale,
Kaya Hatun ve Yavuz Sinan.
Semt olarak Eminönü, Yeni Cami, Misir Çarsisi ve
çevresidir. Eminönü, 1928'de Istanbul Merkez ilçesinin
ikiye ayrilmasiyla ilçe yapilmistir.
.jpg)
Tarihi Istanbul'un kurulusu kadar eski olan Eminönü Istanbul'un
ön önemli ve en bilinen tarihi eserlerini de içinde
barindirir. Büyük Ayasofya, Küçük Ayasofya,
Sultanahmet Camii, Topkapi Sarayi, Süleymaniye Camii, Burmali
ve Örmeli Sütun, Dikilitas, Beyazit Meydani, Bizans döneminde
Hipodrom, Osmanli döneminde Atmeydani olan bugünkü
Sultanahmet Meydani, Yeni Cami, Kapaliçarsi, Nuruosmaniye
Camii, Çemberlitas, Bayazit Camii, Istanbul Üniversitesi
Merkez binasi, Çemberlitas, Sehzade Camii, Laleli Camii,
Misir Çarsisi, Yerebatan ve Binbirdirek sarniçlari
gibi önemli tarihi eserler Eminönü ilçesi
sinirlari içindedir.
Binlerce dükkanin sayisiz merak ve ilgiye hizmet ettigi Kapaliçarsi
ve Misir Çarsisi -Istanbul'un iki büyük kapali
çarsisi- Eminönü ilçesindedir. Tarihi ve
ticari özelliklerinin yanisira, Istanbul'un yönetim merkezi
de Eminönü'ndedir. Istanbul Valiligi, Defterdarlik, vergi
dairelerinin birçogu bu ilçenin sinirlari içinde
bulunmaktadir. Istanbul Üniversitesi'nin birçok fakültesi,
sadece Istanbul'da ya da Türkiye'de degil, dünyada da
çok iyi taninan Süleymaniye Kütüphanesi basta
olmak üzere Bayazit, Köprülü gibi kütüphaneler
Eminönü'nü ayni zamanda bir egitim ve kültür
merkezi haline getirmektedir.
.jpg)
EYÜB
Istanbul'un Avrupa yakasinda, Istanbul surlarinin hemen disindadir.
Dogusunda Kagithane ve Beyoglu, güneyinde Fatih ve Zeytinburnu,
batisinda Bayrampasa ve Gaziosmanpasa ilçeleri vardir. Eyüp
ilçe sinirlari mücavir alani kuzeyde Karadeniz'e kadar
uzanmaktadir.
Yüzölçümü 242 kilometrekare olan Eyüp,
Kemerburgaz bucagini da içine almaktadir. Eyüp'ün,
Haliç'e 2,6 kilometre kiyisi vardir. Daha önce Eyüp
ilçesi sinirlari içinde olan Bayrampasa, 1990'da ilçe
yapilarak Eyüp'ten ayrilmistir.
Eyüp Ilçesi yerlesme alanindaki mahalleler Eyüpsultan
Merkez, Nisanca, Defterdar, Dügmeciler, Islambey, Rami Cuma,
Topçular, Rami Yeni, Silahtaraga, Sakarya, Alibeyköy
Merkez, Esentepe, Karadolap, Yesilpinar, Aksemseddin, Çirçir,
Güzeltepe ve Emniyettepe mahalleleridir. Eyüp ilçesi
kirsal alaninda Kemerburgaz Belediyesi ve bagli olarak Mimar Sinan
ve Mithatpasa mahalleleri , Göktürk Beldesi ile Akpinar,
Agaçli, Çiftalan, Ihsaniye, Isiklar, Odayeri, Pirinççi
ve Yayla köyleri yer almaktadir.
.jpg)
Eyüp semti, Fetih'ten sonra Fatih Sultan Mehmet'in, Eyüp
Sultan Türbesini yaptirmasiyla gelismeye baslamistir.
Ayni yillarda bu yapilara eklenen medrese, ashane, kütüphane,
imaret, hamam ve diger yapilar çevresinde, Eyüp'teki
doku olusmaya, ilçe sekillenmeye baslamistir.
Eyüp'te, Osmanli'nin tipik karakterini yansitan tarihi yapilasmanin
içine 19. yüzyilda bati tarzi yapilar da katilmaya baslamistir.
1930'lu yillardan itibaren, Haliç çevresi fabrikalarla
dolmaya baslamis, kiyidaki tarihi yapilar, sahilsaraylar yikilarak
yerlerine irili ufakli fabrika ve imalathaneler insa edilmistir.
Son dönemlerde Haliçin etrafi temizlenmesine ragmen
Eyüp, henüz eski güzelligine ve canliligina kavusamamistir.
Eyüp merkez yerlesmesi sit alani ve koruma alani ile Haliç
sahilinde ve koruma alaninin batisinda anit eserleri ve sivil mimarlik
ürünü tescilli yapilari içermektedir. Eyüp
Tarihsel ve Kentsel Sit Alani Eyüpsultan Külliyesi ve
yakin çevresini, Nisanca ve Defterdar mahalleleri ile Dügmeciler
Mahallesinin bir kismini içine alan 109 hektar büyüklügünde
bir alandir; koruma alani ise Eyüp Merkez Mahallesini,
Dügmeciler ve Islambey mahallelerinin bir kismini ve tarihi
Eyüp Mezarligini kapsayan 168 hektar büyüklügünde
bir alandir.
.jpg)
Piyer Loti:Ünlü Fransiz romanci Pierre Loti, 1850-1923
yillari arasinda yasadi. Gerçek adi Louis Marie Julien Viaud
olan yazar ayni zamanda bir deniz subayiydi. 1867 yilindaki Okyanusya
seferi sirasinda, Büyük Okyanusta yetisen bir çiçegin
adi olan Loti takma adini aldi. Meslegi sayesinde Ortadogu ve Uzakdogu
ülkelerini, kültürlerini görme firsati buldu
ve yazdigi ani ve romanlarda bu seyahatlerinde edindigi bilgilerden
çok faydalandi. Denizcilik ögpreniminin ardindan 1881de
yüzbasi, 1906 yilinda da albay rütbesini aldi. Istanbulu
da ziyaret eden Loti, bu sehirden ve Osmanli kültüründen
çok etkilendi ve daha sonra defalarca buraya gelerek uzun
süre burada yasadi. Istanbula ikinci gelisinde (1879)
o zamanin Osmanli Dönemi Türkiyesini anlattigi Aziyadé
adli romanina adini veren kadinla tanisti. Loti, bu romanla birçok
elestirmenden olumlu not aldi ve genis bir kitle tarafindan taninmis
oldu. Daha sonra roman yazmaya devam etti ve birçok önemli
yapita imzasini atti. Gözlem yönü kuvvetli olan Pierre
Loti, yazilarinda oldukça yalin bir dil kullandi ve ask,
ölüm, umutsuzluk gibi ögelere fazlaca yer verdi.
Eyüp sirtindaki Pierre Loti Kahvesi, bütün Haliçin
tepeden görülebildigi, dogal ve sakin bir mekan. Eyüp,
dini mekanlari, mezarliklari, dogal güzellikleriyle önemli
ve eski bir yerlesim bölgesi. Eyüpten Eminönüne
kadar tüm Haliçin tepeden görülebildigi
Pierre Loti Kahvesi, yerli ve yabanci turistlerin oldukça
ilgi gösterdigi bir yer. Osmanli kültürüne ve
yasayis biçimine hayranlik duyan yazar Pierre Loti, Istanbulda
bulundugu dönemlerde bu kahveye sürekli gelirdi. Özellikle
nargileye merakli olan Loti, burada saatlerce oturur, insanlarla
sohbet ederdi. Kahvehaneye, Eyüpten arabayla veya mezarliklarin
içinden geçen patika yoldan yaya olarak ulasilabiliyor.
Hafta içi öglen saatleri disinda, oldukça kalabalik
olan Pierre Loti Kahvesine turistlerin yani sira Istanbullular
da ilgi gösteriyor.Kahvenin arkasinda kalan bölümde
ise insaati bitmis ve faaliyete geçmesi beklenen , eski Istanbul
evleri seklindeki apart hotel evleri, restoran ve kafeden olusan
bir kompleks bulunuyor. Divanyolundaki caddeyle birlikte buraya
da Pierre Lotinin adi verildi
.jpg)
KADIKÖY
Istanbul'un Anadolu yakasinda, Kocaeli Yarimadasi üzerindedir.
Kuzeyinde Üsküdar ve Ümraniye, dogusunda Maltepe
ilçeleri, güneyinde Marmara denizi vardir. Yüzölçümü
33 kilometrekaredir.
Bugün Tunus'un bulundugu yerde M.Ö. 825 yilinda Sur sehrinden
gelen Fenikeliler (Tyrienler) bir sehir kurmus , sonralari Kartaca
adini alan bu yerlesim merkezine "Karchedon" adi verilmisti.
Fenikeliler Kadiköy'e yerlesmeye baslayinca buraya "Yenisehir"
anlamina gelen Chalkedon demislerdir. Karchedon ve Chalkedon kelimelerinin
ikisi de Fenike ismidir. Birbirine yakinligi da gayet açiktir
ve böylece Kalkedon'un bir Fenike sehri oldugu kanaati açiklik
kazanir. Daha sonraki yillarda Istanbul Türkler tarafindan
zapt edilmis ve Kadiköy, Fatih'in ilk kadisi olan Hidir Bey'e
makam ödenegi karsiligi arpalik olarak verilmistir. Böylece
Kadiköy ismi yerlesip , günümüze kadar gelmistir.
Tam olmamakla beraber kismen kesinlik kazanan sudur ki: M.Ö.685
yilinda Korint'ten gelen Megaralilar Kadiköy'de gene M.Ö.
658 yilinda bir baska Megariyen Kabilesi de BIZAS idaresinde Sarayburnu'na
yerlesmislerdir.
.jpg)
Bizas, yerlesim yerini tayin etmek için Delf sehrindeki
kahinlere sorar ve " Körlerin karsisina
yerles! " önerisini alir. Bizas, Sarayburnu'na
gelince yörenin güzelligine hayran olur ve karsi
tarafta yasayan insanlarin bu güzel yer dururken
Kadiköy'e yerlesmelerini körlükle vasiflandirarak,
aradigi yerin Sarayburnu olduguna inanir
ve körler diyari kabul ettigi Kadiköy'ün
karsisina yerleserek Bizans sehrinin
nüvesini atar.
Istanbul'un Bizas tarafindan yerlesim merkezi
olarak seçilmesinde Delf Kahinlerinin "Körlerin
karsisina yerles ! " efsanesi, bugüne
kadar her kitaba geçmis ve böyle kabul edilmistir.
Kadiköy'ün kurulusu, Bizans'tan, yani Istanbul'un kurulusundan
17 yil kadar öncedir. Kurulus tarihi olarak M.Ö. 675 yili
kabul edilir.
Fikirtepe'den sonraki ilk yerlesme bugünkü Moda Burnu
ile Yogurtçu arasinda kalan yerde kurulan Halkedon (Bakir
ülkesi) olmustur. Bu sehirden günümüzen herhangi
bir kalinti ulasmamistir.
Fetih yillarinda küçük bir yerlesim birimi olan
Kadiköy, fethi takib eden yillarda da çok büyük
bir gelisme göstermemistir. Kadi Hizir Bey'in, bugünkü
Osmanaga Camii'nin bulundugu yere yaptirdigi cami, Osmanli'nin buradaki
ilk önemli yapisi olmustur.
Kadiköy'ün asil gelismesi, 19. yüzyilin 2. yarisinda,
Selimiye Kislasi, Haydarpasa Askeri Hastanesi gibi önemli yapilarin
insasindan sonra baslamistir. Özellikle 1857'de baslayan düzenli
vapur seferleri Kadiköy'ü yerlesim için daha tercih
edilir bir mevki haline getirmistir. Kadiköy'ün bu özelligi
günümüze kadar devam etmistir.
Kadiköy, 1869 yilinda o zamanlar daha büyük ve önemli
bir merkez olan Üsküdar Sancagi'na baglanmistir. Uzun
süre Üsküdar'a bagli kalan Kadiköy, 1930'da
ilçe yapilmistir. Kadiköy, sehirlesmesini büyük
ölçüde tamamlamis olmasina ragmen nüfusu artmakta
olan bir ilçemizdir. 1940 yilinda nüfusu 58 bin olan
Kadiköy, 1970'te 241 bin, 1985'te de 648 bin nüfuslu büyük
bir sehir haline gelmistir. Kadiköy'ün 1997 yilindaki
nüfusu 699.379'dur.
Kadiköy'de yaygin olan ekonomik etkinlik ticarettir. Kadiköy
Çarsisi, Altiyol, Bahariye ve Bagdat caddeleri, ticari hareketliligin
yogun oldugu yerlerdir.
.jpg)
Kadiköy'de Oturmus Tarihi Sahislar:
446 yilinda II. Teheodes Kadiköy'de oturdu.
II. Konstantin döneminde Kadiköy'de yapilan
sarayin güzelliginden Villehardouin uzun uzun bahseder.
Yeri tam olarak bilinmemekle beraber Yeldegirmeni sirtlarinda
oldugu tahmin edilmektedir. Zira burada yapilan apartmanlarin
temel kazilarinda çok kalin duvar kalintilarina
rastlanmistir.
Eflatun'un talebelerinden Ksemokrates M.Ö. 4 yilinda
Kadiköy'de dogmustur. O zamanlar Kadiköy
kalabalik degildi; ama Bogazlari ve Anadolu
yakasini içine alan bir hükümet merkeziydi.
Bizans Imparatoru Jüstinyanüs ve esi Theodora
Fenerbahçe'de yaptirdiklari sarayda
yilin önemli bir bölümünü
geçirirlerdi. Bizans'tan sonra Osmanli padisahi
Kanuni Sultan Süleyman ve onu takiben bazi padisahlar
Fenerbahçe'deki Sadirvan Köskü'nda
yaz mevsimlerinde oturmuslardir
.jpg)
KARTAL
Istanbul'un Anadolu yakasinda, Kartal ilçesi, Kocaeli yarimadasinin
güneybati kesiminde yer alir. Dogusunda Pendik, batisinda Maltepe,
kuzeyinde Sultanbeyli ilçeleri ve Samandira beldesi, güneyinde
ise Marmara denizi ile çevrilidir. Daha kuzeyde, mücavir
alanlari Ümraniye ve Sile ile bulusmaktadir.
1992 yilinda, daha önce Kartal'a dahil olan Sultanbeyli ve
Maltepe ilçe olmus ve Kartal'dan ayrilmislardir. Yüzölçümü
80 kilometrekaredir. Sehir merkezi, tarihin eski dönemlerinden
beri küçük bir balikçi köyüdür.
ilk defa sahilde balik avlamak için gelip buraya yerlesen
Kartelli isminde bir balikçidan dolayi buraya Kartal denildigi
kabul edilmektedir. Öte yandan, Bizans zamaninda, liman önemi
tasiyan bu beldeye Kartalimin denildigi de bilinmektedir. Bu iki
görüs birlestirildigi takdirde ortaya çikan gerçegin
söyle oldugu kabul edilmektedir: sehrin Bizans zamanindaki
isminin söylenisi Kartal kelimesine yakin bir kelime idi. Türkler
bu söylenisi. Türkçe Kartal kelimesine çevirerek
kullanmaya baslayinca günümüze de bu sekliyle ulasmistir.
.jpg)
11. yüzyilda Kutalmisoglu Süleyman Sah tarafindan Bizans'tan
alinmis ancak zaman içinde yeniden Bizans'in eline geçmistir.
Kartal, 1329'da Bizans'la yapilan savasin sonunda tamamen Osmanli
egemenligine girmistir.
Osmanli döneminde de küçük bir yerlesim mahalli
olarak kalan Kartal, 1873'te Haydarpasa-Pendik banliyö hattinin
açilmasindan sonra nispeten hareketlenmeye baslamistir. Cumhuriyet
ile birlikte Kartalin gördügü en büyük
degisiklik 600 yildir Osmanlinin hos görü ve korumasi
altinda Türklerle iç içe yasayan Rumlarin, Lozan
Anlasmasinin ilgili hükmüne istinaden Yunanistana
gönderilmesi ve oradan getirilen mucahir Türklerin bir
kisminin Kartala yerlestirilmesi olmustur. Böylece Kartal
tam bir Türk sehri hüviyetine kazandi. 1947'de Kartal
ve çevresinin sanayi bölgesi olarak belirlenmesiyle,
ilçenin nüfusu ve üretimi artarken beraberinde
ciddi oranda çevre kirlenmesi yasanmistir. Halen Istanbul
içindeki en önemli sanayi bölgelerinden biri olan
Kartalda halkin büyük çogunlugu da isçi
olarak çalismaktadir. Ilçe merkezi ve Samandira beldesinde
yaklasik 400 büyük ve orta ölçekte fabrika,
1300 atölye, 1200 küçük esnaf ve isyeri bulunmaktadir.
Bu fabrika ve atölyelerde yaklasik 40 bin isçi çalismaktadir.
Kartal'da ulasim deniz, kara ve demiryolu ile saglanmaktadir.
Pendik-Kurtköy'de hizmete giren Sabiha Gökçen Havaalanina
15 dakika uzaklikta bulunan Kartal'dan, Yalova'ya Deniz Otobüsü
ve Yolcu Vapuru ile ulasim saglandigi
gibi, ilçeden geçen E-5 Karayolu ilçeyi Anadolu'ya
baglar. Istanbul Bogazi üzerindeki Bogaziçi
ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden Avrupa yakasindaki
il ve ilçelerle karayolu ulasimi saglanmaktadir.
Kadiköy'den Pendik'e kadar uzanan Bagdat Caddesi
ilçede önemli bir yer tutmaktadir. Deniz kiyisindaki
ulasim Bostanci sahilinden, Maltepe ilçesini
geçerek Kartal'a, oradan da Pendik yoluyla Tuzla ilçesine
kadar uzanmaktadir. Diger bir ulasim ise;
Büyükbakkalköy, Samandira ve Sultanbeyli'den
geçen Anadolu otoyoludur
.jpg)
Istanbulun hemen her kösesi tarihi ve turistik özelliklere
sahiptir. Hepsini saymak, adeta mümkün degil gibidir.
En önemlilerinden bazilari sunlardir:
Surlar: Istanbulun meshur surlari tarihte dört
defa yapilmistir. Surlar üzerinde 400 kule, 500 kapi bulunuyordu.
Kara surlari 6800 m, Marmara surlari 8000 m ve Haliç surlari
5000 m idi. Langa, Davutpasa, Samatya, Narlikapi, Yaldizli, Yedikule,
Belgrat, Silivrikapi, Sigma, Mevlevihane, Topkapi, Sulukule, Edirnekapi,
Kostantin, Egrikapi, Ayvansaray, Balat, Fener, Yenikapi, Aiya, Yeni
Aya, Cibali, Ayazma, Zindan, Balikpazari ve Yeni Cami kapilari surlarin
meshur kapilaridir. Marmara ve Haliç surlarinin büyük
kismi yikilmistir. Kara surlarinin yarisindan fazlasi yikik vaziyettedir.
Bir bölümü aslina uygun sekilde tamir ettirilmistir.
Anadolu Hisari: Bogazin Anadolu yakasinda Sultan
Yildirim Bayezid tarafindan yaptirilmistir. Akça Hisar,
Yeni Kale ve Güzelce Hisar isimleriyle anilmistir. Bogazin
bekçisi durumunda olup, üç ana kuleden ibarettir.
Rumeli Hisari: Bogazin Rumeli yakasinda Fatih Sultan
Mehmed Han yaptirmistir. Kendisi ve pasalar tas
tasiyarak insaatta çalistilar. Hisarin
plani Muhammed isminin yazilisi seklindedir. 17 kulesi
vardir. Yüksekligi 22 metredir. Sanat ve mimari bakiminda
saheserdir.
Tekfur Sarayi: Edirnekapi, Kariye Camii yakininda olup,
harabe halindedir. Bizans dönemine aittir.
Topkapi Sarayi: Istanbulun fethinden sonra Fatih Sultan
Mehmed Han tarafindan yaptirilmaya baslandi. 1466da baslanan
sarayin insaasi, 1478de bitirilmistir. 699 dekar yer kaplayan
sarayin çesitli bölümleri vardir. Sarayin sahildeki
saltanat kapisindaki kule ve önlerindeki toplar sebebiyle Topkapi
denmistir. (Bkz. Topkapi Sarayi)
.jpg)
Dolmabahçe Sarayi: On dokuzuncu asirda dünyada
yapilan saraylarin en meshûrudur. Sarayin bulundugu
yer bir koy idi. Sultan Birinci Ahmed Han ile Sultan IkinciOsman
Han devirlerinde bu koy doldurularak burada Çinili Kösk
ismiyle bir kasr yaptirildi. Daha sonra ayni yerde Sultan Üçüncü
Selim tarafindan Besiktas Sarayi yaptirildi. Sultan
Abdülmecid Han bu sarayi yiktirarak 1851de Dolmabahçe
Sarayini yaptirmaya basladi. Yapimi bes sene süren
bu sarayda 200 oda ve 8 büyük salon vardir. Mermerleri,
Marmara Adasindan getirilmistir. Osmanli sultanlarinin Bayezid
ve Topkapi saraylarindan sonra oturduklari üçüncü
yerdir. (Bkz. Dolmabahçe Sarayi)
Çiragan Sarayi: Besiktasta
deniz kiyisinda Yildiz Parkinin karsisindadir. Sultan Abdülaziz
Han 1871de yaptirmistir. Mermer isçiligiyle
meshur olan saray, 1910da yanmistir. Günümüzde
restore edilmis ve turistik otel olarak kullanilmaktadir.
Yildiz Sarayi: Besiktasta Yildiz Camiinin karsisindadir.
Sultan Abdülaziz Han 1866da yaptirmistir. Çok
genis bir korulugun içinde yer alan saray, çesitli
kösklerden meydana gelmistir. Bayezid, Topkapi ve Dolmabahçe
saraylarindan sonra Osmanli sultanlarinin oturdugu dördüncü
saraydir. Sekiz sultana mesken olan bu saray, bir sanat abidesidir.
(Bkz. Yildiz Sarayi)
.jpg)
Beylerbeyi Sarayi: Bogaziçinin pirlantasi
olan bu saray Sultan Abdülaziz Han tarafindan yaptirilmistir.
Sarayin dogu duvarlari ve iç yapisi çok süslemelidir.
Havuzlu salonu set biçiminde düzenlenmis bahçesi
ve degerli esyalari ile meshurdur. (Bkz. Beylerbeyi
Sarayi)
Ibrahim Pasa Sarayi: Kanûni Sultan Süleymanin
enistesi Ibrahim Pasanin dügün
hediyesi olarak verdigi bu saray, daha sonralari kisla
ve okul olarak kullanilmistir. Sultanahmed semtinde bulunan
saray, son senelerde tamir edilip, Türk-Islam Eserleri
Müzesi olmustur.
Eyüp Sultan Camii ve külliyesi: Fatih Sultan Mehmed
Hanin emriyle 1453-1459 yillari arasinda Eshab-i kiramdan Ebû
Eyyûb el-Ensarinin Istanbulu sereflendiren
kabr-i serifinin yaninda yaptirilmistir. Külliye,
cami, türbe, medrese, imaret ve çifte hamamdan meydana
gelmektedir. Çesitli zamanlarda tamir görmüstür.
Senenin her gününde, bilhassa Ramazan ayinda ziyaretçilerle
dolup tasan, Türk milletince mukaddes taninan bu türbe
ve cami, yalniz Istanbulun degil, Türkiyenin
hatta Islam dünyasinin dini ziyaret merkezlerinden biridir.
Fatih Camii ve külliyesi: Fatih Sultan Mehmed Han tarafindan
1463-1471 seneleri arasinda yaptirilmistir. Külliye; cami,
medreseler, darüssifa, tabhane, imaret, sibyan mektebi, kitaplik,
hamam, saraçlar çarsisi ve çesitli türbelerden
meydana gelmistir. Fatih külliyesi, Istanbul Üniversitesinin
ilk çekirdegidir. Buradaki tetimme medreselerinde hazirlik
dersleri görüldükten sonra, medresede yüksek
tahsil yapilirdi. Klasik Osmanli külliyelerinin öncüsüdür.
Çesitli zamanlarda tamir görmüstür. Kütüphanesinde
Osmanli devrine ait el yazma ve basma 10.000 eser vardir. Bu eserler
bugün Süleymaniye Kütüphanesinde okuyucuya açiktir.
.jpg)
Mahmud Pasa Camii ve külliyesi: Mahmudpasa
semtinde sadrazam Mahmûd Pasa tarafindan yaptirilmistir.
Cami, türbe, hamam, medrese, sibyan mektebi, mahkeme, çarsi
ve imaretten meydana gelmistir. Çesitli zamanlarda
tamir gören külliyenin günümüze sadece
cami, türbe, han, medresenin dersanesi ve hamaminin bir bölümü
ulasmistir.
Mihrimah Sultan Camii ve külliyesi: Edirnekapida
Kanûni Sultan Süleyman Hanin kizi Mihrimah Sultan tarafindan
Mimar Sinana yaptirilmistir. Cami medrese, sibyan mektebi,
hamam, türbeden ve dükkanlardan meydana gelmistir.
1894 zelzelesinde zarar görmüs ve tamir edilmistir.
Sultan Selim Camii ve külliyesi: Haliçe
bakan bir tepe üzerinde 1522de yapilmistir. Cami insaatini
Yavuz Sultan Selim Han baslatmis, oglu Kanûni Sultan Süleyman
tamamlatmistir. Külliye; cami, tabhane, imaret, sibyan mektebi,
hamam, türbe ve medreseden meydana gelmistir. Medrese, imaret
ve Ayse Hatun türbesi yikilmistir. Diger kisimlari günümüze
kadar gelmistir. Caminin kible istikametinde Yavuz Sultan Selim
Hanin türbesi vardir.
.jpg)
Haseki Camii ve külliyesi: Aksaraydan Silivrikapiya
giden cadde üzerindedir. 1551de Haseki Hurrem Sultan
tarafindan Mimar Sinana yaptirilmistir. Külliye;
cami, medrese, sibyan mektebi, imaret, darüssifa
ve çesmeden meydana gelmistir. Darüssifa,
dispanser olarak kullanilmaktadir. Sultan Birinci Ahmed 1612de
camiyi genisletmistir.
Davûtpasa Camii ve külliyesi: Davutpasa
semtindedir. 1485te Fatih Sultan Mehmed Han ve Sultan Ikinci
Bayezid devri vezirlerinden Davud Pasa yaptirmistir.
Külliye, cami, medrese, türbe, imaret, sibyan mektebi,
mahkeme, çesme ve hamamdan meydana gelmistir.
Medrese yikik vaziyettedir. Zaviyeli camiler planindadir. 1984 zelzelesinde
imaret, mahkeme ve mektep kismi yikilmistir.
Kara Ahmed Pasa Camii ve külliyesi: Topkapida,
Kanûni Sultan Süleymanin sadrazamlarindan Kara
Ahmed Pasa tarafindan Mimar Sinana yaptirilmistir. Külliye,
cami, medrese ve sibyan mektebinden meydana gelmektedir. Medrese
odalari U biçiminde caminin avlusunda dizilmistir. Sibyan
mektebi caminin biraz uzagindadir.
.jpg)
Ibrahim Pasa Camii ve külliyesi: Silivrikapida
Sadrazam Ibrahim Pasa tarafindan 1551de Mimar
Sinana yaptirilmistir. Genis bir avlu içinde
cami, türbe, sibyan mektebi, hamam, sadirvan ve çesmeden
meydana gelmektedir. Kapilardaki ahsap geometrik geçme
ve fildisi kakma isçiligi çok güzeldir.
Sadirvan, cami, türbe, çesme disindaki
kisim yikilmistir.
Hekimoglu Ali Pasa Camii ve külliyesi: Davutpasa
semtinde, Hekimbasi Nuh Efendinin oglu ve Sultan Birinci
Mahmûd Hanin sadrazamlarindan Ali Pasa tarafindan 1734te
yaptirilmistir. Külliye, kütüphane, zaviye,
türbe, sebil ve çesmeden meydana gelmistir.
Devrinin güzel çinileri ile süslüdür.
1830da tamir görmüstür.
Cerrahpasa Camii ve külliyesi: Cerrahpasa semtinde
saray cerrahi iken sadrazam olan Mehmed Pasa tarafindan 1593te
yaptirilmistir. Mimari Davûd Agadir. Cami, medrese,
türbe, hamam, çesmeden meydana gelen külliyeden
sadece hamam günümüze ulasmamistir. 1958-1960 arasinda
tamir görmüstür.
.jpg)
Amcazade Hüseyin Pasa Camii ve külliyesi: Fatihte
Saraçhane basinda Amcazade Hüseyin Pasa
tarafindan yaptirilmistir. Külliye cami, medrese, kütüphane,
çesme, dükkanlardan meydana gelmistir. Medresenin
önem kazandigi külliyelerin örneklerindendir.
Bütün yapilar bir avlu duvari içine alinmistir.
Zal Mahmûd Pasa Camii ve külliyesi: Eyüpte
vezirlerden Zal Mahmûd Pasa ile esi Sah
Sultan tarafindan 16. asir ortalarinda Mimar Sinana yaptirilmistir.
Cami, iki medrese, türbe ve çesmeden meydana gelen
küçük bir külliyedir. Plani degisik
ve ilgi çekicidir.
Koca Mustafa Pasa Camii ve külliyesi: Cerrahpasa
semtindedir. Sultan Ikinci Bayezidin sadrazami Koca
Mustafa Pasa tarafindan Haghios Andreas Kilisesi camiye çevrilerek
kurulmustur. Ekmekçizade Ahmed Pasa bazi ilaveler
yaptirmistir. Külliye, cami, tekke, sadirvan, medrese
ve imaretten meydana gelmistir.
Mihrimah Sultan Camii ve külliyesi: Üsküdar
iskele meydanindadir. Iskele Camii de denir. Kanûni Sultan
Süleyman Hanin kizi Mihrimah Sultan tarafindan Mimar Sinana
yaptirilmistir. Külliye; cami, medrese, sibyan mektebi, imaret,
hamam, kervansaray, ambar, muvakkithane, çesme ve türbeden
meydana gelmektedir. Bunlardan cami, türbe, medrese, sibyan
mektebi, çesme ve hamam saglamdir. Medrese, saglik merkezi;
sibyan mektebi ise çocuk kitapligi olarak kullanilmaktadir.
.jpg)
Eski Valide Sultan Camii ve külliyesi: Üsküdar
Toptasindadir. Sultan Ikinci Selim Hanin esi
ve Sultan Üçüncü Murad Hanin annesi Nurbanû
Valide Sultan tarafindan 1577-1583 arasinda Mimar Sinana yaptirilmistir.
Külliye, cami, medrese, darüssifa, kervansaray,
tabhane, imaret ve darulkurradan meydana gelmistir. Caminin
içi çini ve tahta oymalarla süslüdür.
Semsi Pasa Camii ve külliyesi: Semsipasa
semtinde, deniz kiyisindadir. Kanûni Sultan Süleymanin
vezirlerinden Semsi Pasa, Mimar Sinana yaptirmistir.
Külliye, cami, türbe ve medreseden meydana gelmistir.
Medrese 1953ten beri kütüphane olarak kullanilmaktadir.
Çinili Camii ve külliyesi: Üsküdarda
Toptasi semtindedir. Kösem Mahpeyker Sultan tarafindan
1640ta Mimar Kasim Agaya yaptirilmistir. Külliye;
cami, medrese, sibyan mektebi, çesme, sadirvan,
sebil, çifte hamam ve mezarliktan meydana gelmistir.
Cami duvarlari beyaz üstüne çesitli renkte
çiçek motifi çinilerle süslüdür.
Yeni Valide Camii ve külliyesi: Üsküdar iskelesi
meydaninin güneyindedir. 1708-1710 arasinda Sultan Üçüncü
Ahmed Hanin annesi Gülnus Emetullah Sultan tarafindan
yaptirilmistir. Külliye; cami, sibyan mektebi, muvakkithane,
imaret, çesme, türbe ve dükkanlardan meydana
gelmektedir. 1964te tamir görmüstür.
Beylerbeyi Camii ve külliyesi: Beylerbeyi iskelesinin
ilerisinde, deniz kiyisindadir. Sultan Birinci Abdülhamid Han
tarafindan yaptirilmistir. Mimari Mehmed Tahir Agadir. Külliyesinde;
cami, sibyan mektebi, imaret, hamam, muvakkithane ve çesme
bulunmaktadir. Muvakkithane ve çesme Sultan Ikinci Mahmûd
Han tarafindan eklenmistir. 1984de geçirdigi yangin
yüzünden caminin kubbesi çöktü. Eskisine
uygun olarak yeniden tamir edildi. Diger ismi Hamid-i Evvel Camiidir.
.jpg)
Süleymaniye Camii ve külliyesi: Kanûni Sultan
Süleyman Han tarafindan 1549-1556 arasinda Mimar Sinana
yaptirilmistir. Külliye; cami, dört medrese, türbeler,
türbedar dairesi, darülhadis, darüttip, darüssifa,
bimarhane, darülkurra, sibyan mektebi, imaret, konukevi, han,
hamam, kütüphane ve birçok dükkandan meydana
gelmektedir. Cami dis görünüsü ve
iç süslemeleri ile Türk mimarlik sanatinin saheseri
ve dünyanin basta gelen bir sanat abidesidir. Kütüphanesinde
bulunan 53.332 el yazma, 25.673 basma eser Cumhûriyet devri
öncesine aittir. (Bkz. Süleymaniye Camii)
Sehzade Camii ve külliyesi: Sehzadebasi
semtindedir. Kanûni Sultan Süleyman Han tarafindan 22
yasinda ölen oglu Sehzade Mehmed hatirasi için
1543-1548 arasinda Mimar Sinana yaptirilmistir. Külliye;
cami, medrese, imaret, tabhane, firin ve türbeden meydana gelmistir.
Medrese, kiz ögrenci yurdu, tabhane ise Vefa Lisesinin
laboratuvari olarak kullanilmaktadir.
Yeni Valide Camii ve külliyesi: Eminönü meydanindadir.
Sultan Üçüncü Mehmedin annesi Safiye
Sultanin emri ile 1597de temelleri atilan caminin yapimiÜçüncü
Mehmed Hanin ölümü üzerine elli sene durdu.
Sultan Dördüncü Mehmed Hanin annesi Hadice Turhan
Sultan tamamlatti ve 1633te ibadete açildi. Külliye;
cami, hünkarkasri, darülkurra, sibyan mektebi, arasta,
sebil, çesme ve kütüphaneden meydana gelmistir.
Hünkarkasri günümüzde müze olarak kullanilmaktadir.
.jpg)
Sultan Ahmed Camii ve külliyesi: Sultan Ahmed meydaninda,
Sultan Birinci Ahmed Han tarafindan 1609-1616 arasinda Mimar Sedefkar
Mehmed Agaya yaptirilmistir. Külliye; cami, hünkarkasri,
sibyan mektepleri, medrese, arasta, darüssifa,
tabhane, imaret ve türbelerden meydana gelmektedir. Caminin
içi 21.043 çini ile süslüdür. Batililar
bu camiye, Mavi Cami demektedirler. Alti minaresi vardir. (Bkz.
Sultan Ahmed Camii)
Bayezid Camii ve külliyesi: Bayezid Meydaninda Sultan
Ikinci Bayezid tarafindan 1501-1506 arasinda yaptirilmistir.
Külliye; cami, mektep, türbeler, tabhane, kervansaray,
medrese ve hamamdan ibarettir. Günümüzde medrese,
Belediye Kitapligi, imaret, Bayezid Devlet Kitapligi olarak
kullanilmaktadir. Kütüphanesinde 240.500 basma ve 10.698
el yazmasi eser vardir.
Nûruosmaniye Camii ve külliyesi: Kapaliçarsinin
kuzeyindedir. Külliyenin insasina Birinci Mahmûd
Han baslamis, 1755te Üçüncü
Osman devrinde tamamlanmistir. Külliye; cami, medrese,
imaret, kütüphane, sebil, çesme ve dükkanlardan
meydana gelmistir. Asil adi Nûr-i Osmanidir. Kütüphanesinde
10.000 el yazmasi ve 6000 basma eser vardir.
Laleli Camii ve külliyesi: Laleli semtinde, Ordu Caddesi
üzerindedir. Sultan Üçüncü Mustafa Han
tarafindan 1759-1763 arasinda Mimar Mehmed Tahir Agaya yaptirilmistir.
Barok üslûbunda yapilmis olan külliye; cami, sebil,
türbe, mumhane, sipahiler hani, çarsi, çesme
ve muvakkithaneden meydana gelmistir. Medrese günümüze
ulasmamistir.
.jpg)
Merzifonlu Kara Mustafa Pasa Camii ve külliyesi:
Çarsikapidadir. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa
Pasa külliyesinin insaatini 1681de baslatmistir.
1690da oglu Damad Ali Pasa tarafindan tamamlanmistir.
Külliye; cami, medrese, sibyan mektebi, sebil ve türbeden
meydana gelmektedir. Tas isçiligi, oymacilik
ve dökümcülük sanati bakimindan saheserdir.
Külliye 1960da tamir edilmistir.
Sokullu Mehmed Pasa Camii ve külliyesi: Sultan
Ahmed Meydaninin alt yanindadir. Sadrazam Mehmed Pasa adina
hanimi Ismihan Sultan tarafindan 1572de Mimar Sinana
yaptirilmistir. Külliye; medrese, cami, tekke ve sadirvandan
meydana gelmektedir. Orta kapisi, mihrabi ve minber kapisi üstlerinde
birer Hacer-ül-Esved tasi parçalari vardir.
Atik Ali Pasa Camii ve külliyesi: Çemberlitasta
Sultan Ikinci Bayezidin sadrazamlarindan Ali Pasa 1497de
yaptirmistir. Külliye; cami, medrese, sibyan mektebi, imaret,
türbe, çesme ve elçi hanindan meydana gelmektedir.
Elçi hani ve imaret yikilmis, medrese ilk yapildigi seklini
kaybetmistir.
Köprülü Mehmed Pasa Camii ve külliyesi:
Divanyolunda Sadrazam Köprülü Mehmed Pasa
tarafindan 1661de yaptirilmistir. Külliye; cami,
medrese, türbe, çesme, sebil, kitaplik, han ve
dükkanlardan meydana gelmekte olup, genis bir yer kaplamaktadir.
Kiliç Ali Pasa Camii ve külliyesi: Tophane
Meydaninda donanma komutani Kiliç Ali Pasa tarafindan
1580de Mimar Sinana yaptirilmistir. Cami, medrese,
hamam, türbe ve sebilden meydana gelen külliye çesitli
zamanlarda tamir görmüstür. Medrese kismi Çocuk
Esirgeme Kurumu tarafindan kullanilmaktadir.
Çorlulu Ali Pasa Camii ve külliyesi: Çarsikapida
Divanyolu Caddesi üzerindedir. 1708de Çorlulu
Ali Pasa tarafindan yaptirilmistir. Külliye; medrese,
cami, kütüphane ve sadirvandan meydana gelmistir.
Külliyenin mimarisi ve kalem islerinde Barok üslûbunun
etkisi görülür.
Damad Ibrahim Pasa Camii ve külliyesi: Sehzadebasinda
Nevsehirli Damad Ibrahim Pasa tarafindan 1720de yaptirilmistir.
Külliye; cami, medrese, sebil, kütüphane ve mezarliktan
meydana gelmektedir. Külliyenin kalem isi süslemeleri
Lale Devri özelliklerini göstermektedir.
.jpg)
Ayasofya Camii ve külliyesi: Bizanslilar devrinde M.S.
326 veya 360 senesinde yapilan ve 4 defa yenilenen Ayasofya kilisesi
Istanbulun fethi üzerine camiye çevrilmistir.
Mihrap, minber, 4 minare, imaret, medrese, sibyan mektebi, muvakkithane,
sadirvan, mahfil, türbeler, kütüphane, sebiller,
top kandilleri, saltanat kapisi ilave edilerek, külliye meydana
getirilmistir. 1935te müze haline getirilen cami,
halen müze olarak kullanilmaktadir. Kütüphanesinde
5275 eski eser vardir.
Hirka-i Serif Camii: Fatih Atikali semtindedir. Sultan
Abdülmecid Han tarafindan 1850de yaptirilmistir.
Plani, Peygamber efendimizin, Veysel Karani hazretlerine hediye
ettigi mübarek Hirka-i seriflerinin ziyaretine ve
muhafazasina uygun olarak yapilmistir. Mihrap ve minber al
somaki mermerdendir.
Aziz Mahmûd Hüdayi Camii: Üsküdarda
Hüdai sokagindadir. 1855te Sultan Abdülmecid
Han tarafindan yaptirilmistir. Yaninda büyük alim
Aziz Mahmûd Hüdayi hazretlerinin ve yakinlarinin türbe
ve kabirleri vardir.
Selimiye Camii: Selimiye kislasi karsisindadir.
Sultan Üçüncü Selim Han tarafindan 1803te
yaptirilmistir. Caminin içi mermer, agaç
oyma ve nakis isçiligi bakimindan zengindir.
Yaninda okul, muvakkithane ve hamam vardir.
Rüstem Pasa Camii: Eminönünde
Hasircilar Çarsisinda sadrazam Rüstem Pasa
tarafindan 1560ta Mimar Sinana yaptirilmistir.
Altinda 16 dükkan bulunan cami, Osmanli çini mimarisinin
en zengin örneklerindendir.
Hamidiye (Yildiz) Camii: Besiktasta Yildiz Sarayi
yakininda Sultan Ikinci Abdülhamid Han tarafindan 1886da
yaptirilmistir. Planini ve süslemelerinden bir bölümünü
sultan bizzat kendisi yapmistir. Ikinci Abdülhamid Han, Cuma
namazlarini ve bayram namazlarini burada kilar ve muayede denilen
bayramlasma burada yapilirdi.
.jpg)
Dolmabahçe Camii: Dolmabahçe Sarayinin yan
tarafinda Bezm-i Âlem Valide Sultan tarafindan yapimi baslatilmis,
1852de Sultan Abdülmecid Han tarafindan tamamlanmistir.
Cami ampir ve barok mimarisinin karisimidir. Asiri süslemesi
ile ilgi çekmektedir.
Ortaköy (Büyük Mecidiye) Camii: Ortaköy
Iskelesi yakinindadir. Sultan Abdülmecid Han tarafindan
1853te yaptirilmistir. Çesitli zamanlarda
tamir görmüstür. Barok mimari tarzina göre
yapilmistir.
Tesvikiye Camii: Sisli Tesvikiyede
Sultan Abdülmecid Han tarafindan 1854te yaptirilmistir.
Son devir Osmanli mimari özelliklerini tasiyan caminin
tavani renkli nakislarla süslüdür.
Nusretiye Camii: Tophanede Sultan Ikinci Mahmûd
Han tarafindan 1826da imar ettirilmistir. Bu caminin
yerinde Sultan Üçüncü Selimin yaptirdigi
Tophane-i amire Arabacilar Kislasi Camii vardi. Bu cami yaninca
yerine Nusretiye Camii insa edilmistir. Cami, Barok
üslûba göre yapilmistir. Caminin iç
duvarlarindaki Amme sûresini meshur hattat Rakim Efendi
yazmistir. 1955-1958 arasinda tamir görmüstür.
Valide Camii: Aksarayda Sultan Abdülaziz Hanin
annesi Pertevniyal Valide Sultan tarafindan 1869-1871 arasinda yaptirilmistir.
Camide gotik, klasik ve Hint mimari üsluplarinin tesiri görülür.
Emirgan Camii: Bogaziçinde Emirgan semtindedir.
Sultan Birinci Abdülhamid Han tarafindan 1782de yaptirilmistir.
Caminin yaninda Hünkar Dairesi bulunmaktadir. Kösesindeki
muvakkithane, Sultan Abdülmecid Han tarafindan yaptirilmistir.
.jpg)
Arap Camii: Istanbulun fethi için 714te
gelen hazret-i Mesleme tarafindan Beyoglu semtinde Haliç
kenarinda yaptirilmistir. Emevi ordusu Sama geri
dönünce, Dominiken rahipleri burasini kilise haline getirdiler
ise de, Dördüncü Murad Han zamaninda tekrar camiye
çevrilmistir. Sultan Birinci Mahmûd Hanin annesi
Saliha Sultan, bu camiye sadirvan ve ilaveler yaptirmistir.
Bali Pasa Camii: Fatihte Bali Pasa Caddesi
üzerindedir. 1504te Ikinci Bayezid Hanin kizi
Hüma Hatun tarafindan esi Sadrazam Bali Pasa adina
yaptirilmistir. 1894 zelzelesinde çöken kubbesi
1939da Vakiflar Genel Müdürlügü tarafindan
tekrar yaptirilmistir. Tek serefeli minaresi sagdadir.
Kesme tastandir.
Aga Camii: Beyoglu Istiklal Caddesi üzerinde
olup, 1597de Hüseyin Aga tarafindan yaptirilmistir.
Tek kubbeli olan caminin saçaklari islemelidir. Iç
duvarlar mavi, pencere içleri yesil Kütahya çinileriyle
kaplidir. Mihrabi tastan, minberi ise oymali tahtadir.
Cihangir Camii: Findikli sirtlarinda Bogaza nazir
bir tepe üzerindedir. Kanûni Sultan Süleyman tarafindan
oglu Sehzade Cihangir adina 1559da Mimar Sinana yaptirilmistir.
Alti yangin geçiren cami, 1889da Ikinci Abdülhamid
Han tarafindan yeniden yaptirilmistir. Iki minaresi olan cami barok
uslûbundadir.
.jpg)
Findikli Camii: Findiklida deniz kiyisinda Istanbul
kadisi Molla Mehmed Çelebi tarafindan 1589da Mimar
Sinana yaptirilmistir. Sanat degeri çok yüksektir.
Iskender Pasa Camii: Fatihte Sofular
Mahallesindedir. Sultan Ikinci Bayezid Hanin vezirlerinden
Iskender Pasa tarafindan 1505te yaptirilmistir.
Çesitli dönemlerde tamir görmüstür.
Terkim Mescidi de denir.
Ayazma Camii: Üsküdarda Kizkulesi karsisinda
tepe üzerinde Sultan Üçüncü Mustafa Han
tarafindan 1760ta yaptirilmistir. Hünkar mahfilinin
duvarlari Italyan çinileri ile kaplidir. Bahçesinde
birçok kabir vardir.
Mümin gönüllerinin feyz alip huzur buldugu
Istanbul camileri yerli ve yabanci ressamlar ile fotografçilara
da en nefis manzaralari sunmaktadir. Sairlerin
gönüllerini costuran bu muhtesem abide eserler
için Türk edebiyatinda yüzlerce siir
yazilmistir. Bunlardan Yahya Kemal Beyatlinin
asagidaki siiri, Istanbul camilerini
en iyi anlatanlardan biridir.
SÜLEYMÂNIYEde BAYRAM SABAHI
Artarak gönlümün aydinligi
her saniyede, Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniyede.
Kendi gök kubbemiz altinda bu bayram saati, Dokuz asrinda
bütün halki, bütün memleketi Yer yer
aksettiriyor mavilesen manzaradan, Kalkiyor tozlu zaman
perdesi her an aradan. Gecenin bitmege yüztuttugu andan
beridir, Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir. Bir gelis
var!.. Ne mübarek, ne garib alem bu!.. Hava boydan boya binlerce
hayaletle dolu... Her ufuktan bu gelis eski seferlerdendir;
O seferlerle açilmis nice yerlerdendir.
Bu sükûnette karistikça karanlikla
isik, Yürüyor, durmadan, insan ve
hayalet karisik; Kimi gökten, kimi yerden
üsüsüp her kapiya, Giriyor, birbiri
ardinca, ilahi yapiya. Tanrinin mabedi
her bir tarafindan doluyor, Bu saatlerde Süleymaniye
tarih oluyor. Ordu-milletlerin en çok dögüsen,
en sarpi Adamis sevdigi Allahina
bir böyle yapi. En güzel mabedi olsun diye en son
dinin Budur öz sekli hayal ettigi mimarinin. Görebilsin
diye sonsuzlugu her yerden iyi, Seçmis Istanbulun
ufkunda bu kudsi tepeyi; Tasimis harcini
gazileri, serdariyle, Tasi yenmis nice
bin isçisi, mimariyle. Hür ve engin vatanin
hem gece, hem gündüzüne, Uhrevi bir kapi açmis
buradan gökyüzüne, Ta ki geçsin ezeli rahmete
rûh ordulari... Bir neferdir bu zafer mabedinin mimari.
Ulu mabed! Seni ancak bu sabah anliyorum; Ben de bir varisin
olmakla bugün magrûrum; Bir zaman hendeseden abide
zannettimdi; Kubben altinda bu cumhûra bakarken simdi,
Senelerden beri rüyada görüp özledigim
Cedlerin magfiret iklimine girmis gibiyim. Dili bir, gönlü
bir, imani bir insan yigini Görüyor
varliginin bir yere toplandigini;
Büyük Allahi anarken bir agizdan herkes
Nice bin dalgali tekbir oluyor tek bir ses; Yükselen
bir nakaratin büyüyen velvelesi, Nice tuglarla
karismis nice bin at yelesi! Gördüm
ön safta oturmus nefer esvapli biri Dinliyor vecd
ile tekrar alinan tekbiri; Ne kadar saf idi simasi
bu mümin neferin! Kimdi? Banisi mi, mimari mi
ulvi eserin? Ta Malazgird ovasindan yürüyen Türkoglu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaslarla dolu, Yüzü
dünyada yigit yüzlerinin en güzeli. Çok
büyük bir isi görmekle yorulmus belli;
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz, Her zaman
varligimiz, hem kanimiz hem
etimiz; Vatanin hem yasayan varisi hem sahibi o, Görünür
halka bu günlerde teselli gibi o, Hem bu toprakta bugün,
bizde kalan her yerde, Hem de çoktan beri kaybettigimiz
yerlerde. Karsi daglarda tutusmus gibi
gül bahçeleri, Koyu bir kirmizilik
gökten ayirmakta yeri. Gökte top sesleri var, belli,
derinden derine; Belki yüzlerce sehir sesleniyor birbirine.
Çok yakindan mi, bu sesler, çok uzaklardan
mi? Üsküdardan mi? Hisardan
mi? Kavaklardan mi? Bursadan, Konyadan,
Izmirden, uzaktan uzaga, Çarpiyor
birbiri ardinca o dagdan bu daga; Simdi her
merhaleden, ta Bayezidden, Vandan, Ayni top sesleri
bir bir geliyor her yandan. Ne kadar duygulu, engin ve mübarek
bu seher! Kadin erkek ve çocuk, gönlü dolanlar,
yer yer, Dinliyor hepsi büyük hatiralar rüzgarini,
Çaldiran toplari ardinca Mohaç
toplarini. Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden
geliyor? Mutlaka her biri bir baska zaferden geliyor. Kosovadan,
Nigboludan, Varnadan, Istanbuldan...
Aniyor her biri bir vakayi heybetle bu an; Belgraddan
mi? Budin, Egri ve Uyvardan mi? Son hudutlarda
yücelmis siradaglardan mi? Deniz ufkunda
bu top sesleri nereden geliyor? Barbaros, belki, donanmayla seferden
geliyor! Adalardan mi? Tunusdan mi, Cezayirden
mi? Hür ufuklarda donanmis iki yüz pare gemi
Yeni dogmus aya baktiklari yerden geliyor;
O mübarek gemiler hangi seherden geliyor? Ulu mabedde karistim
vatanin birligine, Çok sükür Allaha,
gördüm, bu saatlerde yine Yasayanlarla beraber bulunan
ervahi. Doludur gönlüm isiklarla
bu bayram sabahi. YAHYÂ KEMÂL BEYATLI Eyüp
Sultan Türbesi: Eyüp Sultan Camii karsisinda
olup, 1458de Fatih Sultan Mehmed Han tarafindan yaptirilmistir.
Bu türbede Resûlullah efendimizin mihmandari Halid
bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensari hazretlerinin mübarek
kabr-i serifleri vardir. Türbeye Sultan Birinci
Ahmed, Sultan Üçüncü Ahmed, Sultan Üçüncü
Selim ve Sultan Ikinci Mahmûd ekler yaptirmis
ve degerli esyalar koymuslardir. Türbe,
küfeki tasindan yapilmis olup,
sekiz köseli ve tek kubbelidir.
Abdülfettah-i Bagdadi Akri Türbesi: Üsküdarda
Baglarbasi ile Karacaahmed arasindaki ana cadde üzerinde Kartal
Baba Camii karsisindadir. Islam evliya ve alimlerinin en büyüklerinden
hazret-i Halid-i Bagdadinin talebelerinden olup, Istanbul
halkini irsad ile görevlendirdigi halifesidir. Türbesinin
üzeri açiktir.
.jpg)
Aziz Mahmûd Hüdayi Türbesi: Üsküdarda
ayni isimle anilan caminin bahçesindedir. Büyük
alim Aziz Mahmûd Hüdai hazretlerinin kabr-i serifi
buradadir. Türbenin kabirleri yaninda akrabalarinin ve halifelerinin
kabirleri vardir. (Bkz. Aziz Mahmûd Hüdai)
Murad-i Münzavi Türbesi: Eyüb Nisancasinda
Münzavi Camii karsisindadir. Istanbulda
medfûn bulunan en büyük üç evliyadan
biri olan Murad-i Münzavi hazretlerinin kabr-i serifi
buradadir. Yikilmak üzere olan türbe 1992 yilinda Hak-Yol
Vakfi tarafindan restore edilmistir.
Mehmed Emin Tokadi Türbesi: Unkapanina inen cadde
ile Zeyrek yokusunun kesistigi tepe üzerinde,
Sogukkuyu Piri Pasa Medresesi kabristaninda, üstü
açik türbedir. Evliyanin meshurlarindan olan Mehmed
Emin Tokadi hazretleri medfûndur.
Fatih Sultan Mehmed Türbesi: Fatih Camiinin avlusunda,
kible yönündedir. Fatih Sultan Mehmed Han medfundur. Sekizgen
planli ve tek kubbelidir. Çesitli zamanlarda tamir
görmüstür.
Yavuz Sultan Selim Türbesi: Yavuz Selim Camiinin kible
istikametinde ve mihrabin önündedir. Türbede Yavuz
Sultan Selim medfundur. Sandukasinin üzerinde, Misir Seferi
dönüsünde seyhülislam Ibn-i
Kemalin atinin ayagindan siçrayan çamurlu
kaftani vardir. Bu türbenin yaninda Osmanli sülalesine
ait alti türbe vardir.
Kanûni SultanSüleyman Türbesi: Süleymaniye
Camiinin bahçesindedir. Mimar Sinan tarafindan 1566da
yapilmistir. Sekiz köseli ve kubbelidir. Içinde üçü
padisahlara ait olmak üzere yedi sanduka vardir.
.jpg)
Emir Buhari Türbesi: Fatih ilçesi, Emir Buhari
sokagindadir. Kesme tastan kubbeli bir yapidir. Ubeydullah-i
Ahrar hazretlerinin talebelerinden Emir Ahmed Buhari medfundur.
Darüsseade Agasi Cevher Aga yaptirmistir.
Sultan Ikinci Mahmûd Türbesi: Divanyolundadir.
Sultan Abdülmecid 1840ta babasi Ikinci Mahmûd
Han için yaptirmistir. Sekiz köseli, tek
kubbeli bir yapidir. Içinde on bir sanduka vardir.
Ikinci Mahmûd Han, Abdülaziz Han, Ikinci
Abdülhamid Han ve yakinlari medfundur.
Sümbül Efendi Türbesi: Koca Mustafa Pasa
Camiinin önündeki mezarliktadir. On dokuzuncu asrin baslarinda
yaptirilmis olup, sehrin önemli ziyaret yerlerindendir.
Büyük alim Sümbül Efendi ve serasker Riza Pasa
medfundur.
Merkez Efendi Türbesi: Topkapi semtinde Merkez Efendi
Mezarliginin arkasindadir. Önemli ziyaret yerlerindendir.
Büyük alim Merkez Efendinin sedef kakmali parmaklikla
çevrili sandukasi bulunmaktadir.
Zenbilli Ali Efendi Türbesi: Zeyrek Yokusu basinda
yaptirdigi mescid ve mektebin yanindadir. Çok büyük
bir zat olan Zenbilli Ali Efendi 23 sene seyhülislamlik
makaminda bulunmustur.
Barbaros Hayreddin Pasa Türbesi: Besiktas
meydanindadir. Mimar Sinan yaptirmistir. Sekiz köseli
ve tek kubbelidir. Barbaros Hayreddin Pasanin sandukasi bulunur.
Denizlerin evliyasi ve büyük Türk denizcisi, Preveze
Savasinin muzaffer amirali Barbaros, devrin bütün
denizlerinde Osmanli donanmasini hakim kilan bir kahramandir.
Sokullu Mehmed Pasa Türbesi: Eyüp, Camikebir
caddesinde olup, 1579da Mimar Sinan tarafindan yapilmistir.
Türbede bulunan üç sira halinde 17 sandukada, Sokullu
Mehmed Pasa, esi Ismihan sultandan dogma
Ibrahim Pasa, Sadrazam Lala Mehmed Pasa ve Sokullu
Mehmed Pasanin yakinlari yatmaktadir.
Ebüssüûd Efendi Türbesi: Sokullu Mehmed
Pasa türbesinin karsisindadir.
Büyük alim ve seyhülislam Ebüssüûd
Efendi ve yakinlarinin kabirleri vardir.
Hazret-i Yûsa Türbesi: Istanbul
Bogazinin Anadolu Kavagi ile Beykoz arasinda Yûsa
Tepesindedir. Yûsa aleyhisselamin mübarek kabirlerinin
Halep, Nablus, Gaziantep ve Bagdatta oldugu rivayetleri
de vardir. Buradaki kabrin ona ait oldugu kesin degildir.
Hazret-i Yûsa, hazret-i Mûsa aleyhisselamin kizkardesinin
ogludur ve ölümünden sonra, ona halef olmus
bir peygamberdir. Istanbuldaki makami çok ziyaret
edilen bir yerdir.
Telli Baba Türbesi: Rumeli Kavagi yolu üzerindedir.
Çok ziyaret edilen bir türbedir.
Ibn-i Kemal PasaTürbesi: Edirnekapi Mezarliginda üstü
açik bir türbedir. Kanûni devri seyhülislamlarindan
büyük alim Ibn-i Kemal Pasa medfundur. Müftiyüs-Sekaleyn
ismi ile meshur olup, insan ve cinlere fetva verirdi.
.jpg)
Gazi Osman Pasa Türbesi: Fatih Camii bahçesindedir.
Sultan Mehmed Resad Han tarafindan yaptirildi. 1877-1878 Osmanli-Rus
harbinde Plevneyi kahramanca savunan Gazi Osman Pasa
medfundur. Dört köseli ve tek kubbelidir.
Rüstem Pasa Medresesi: Cagaloglunda
Rüstem Pasa tarafindan 1550de Mimar Sinana
yaptirilmistir. Dis duvarlari sekiz köselidir.
Avlu çevresinde 22 oda ve bir dershane-mescid vardir. Medrese
mimarisinde orjinal bir denemedir.
Koca Sinan Pasa Medresesi: Divanyolundadir.
1594te yapilmistir. Bagimsiz medrese yapilarinin
güzel örneklerindendir. Dilim kemerli medrese, günümüzde
Iktisat Fakültesi olarak kullanilmaktadir.
Gazanfer Aga Medresesi: Sarachanede Bozdogan
kemeri yanindadir. 1599da yaptirilmis olup, bagimsiz
medreselerin orjinal örneklerindendir. 14 tas odasi vardir.
Günümüzde belediye müzesi olarak kullanilmaktadir.
Hasan Pasa Medresesi: Bayezidde Mimar Çelebi
Mustafa tarafindan 1745te yapilmistir. Barok üslupla
yapilan ilk örneklerdendir. En önemli özelligi
iki katli olmasidir. Alt katta dükkanlar vardir. Günümüzde
Türkiyat Enstitüsü olarak kullanilmaktadir.
Galata Mevlevihanesi: Galata Tünel Meydanindadir. Istanbulda
bulunan Mevlevi tekkelerinin en büyügüdür.Kulekapisi
Mevlevihanesi olarak da bilinir. 1491de Ikinci Bayezid
Hanin vezirlerinden Iskender Pasa tarafindan yaptirilmistir.
Çesitli zelzele ve yanginlarda zarar gören tekke
birçok defa tamir edilmistir. Günümüzde
Divan Edebiyati Müzesi olarak kullanilmaktadir. Müzede
birçok divan sairinin eserlerinden örnekler yer
alir.
Bereketzade Çesmesi: Galata semtinde Bereketzade
Camii yaninda olup, 1467de Fatihin müezzini Bereketzade
yaptirmistir. Istanbuldaki en eski Osmanli çesmelerinden
biridir. Saliha Sultan tarafindan tamir edilmistir.
Bezm-i Âlem Valide Sultan Çesmesi: Besiktas-Maçka
arasinda Spor Caddesi üzerindedir. Sultan Abdülmecid Han
tarafindan 1839da annesi hayrina yaptirilmistir. Üzerindeki
kabartma süsler ve çesitli motiflerin sanat degeri
büyüktür.
Üçüncü Ahmed (Sultan Ahmed) Çesmesi:
Ayasofya Camii yanindadir. Üçüncü Sultan Ahmed
Han adina, Ibrahim Pasa 1728de Basmimar
Mehmed Agaya yaptirmistir. Sanat degeri çok
büyüktür.
Alman Çesmesi: Sultanahmed Meydaninda Birinci
Ahmed Hanin türbesinin karsisindadir. Alman Imparatoru
II. Wilhelmin 1898de Istanbula ikinci gelisinin
bir hatirasi olarak 1900de Secer-i Vakvak adli çinarin
yerine yapilmistir. Sekiz dilimli ve kemerli kubbesi vardir.
Tophane Çesmesi: Tophane semtinde Kiliç Ali
Pasa Camiinin yanindaki meydandadir. Birinci Mahmûd Hanin
annesi Saliha Sultana bir hediye olarak 1732de yaptirilmistir.
Çok süslü olan çesme Türk rokoko üslûbundadir.
.jpg)
Kapaliçarsi: Nûruosmaniye, Bayezid, Mahmûdpasa
ve Mercan camilerinin çevreledigi 30.700 m2lik bir yer
kaplayan üstü kubbe ve kemerlerle örtülü
büyük bir çarsidir. Ilk defa 1461de
Fatih devrinde, sonra Kanûni devrinde ahsap olarak yapildi.
1651, 1710 ve 1825 yanginlari ile 1894 zelzelesinden sonra Sultan
Ikinci Abdülhamid Han bugünkü kagir biçimiyle
1890-1894te yaptirdi. 8i büyük 18 kapisi,
65 sokak, 400 dükkan, 20 han, 1 okul, 1 cami, 1 mescid, 1 kitaplik,
7 çesme, 1 dolapli kuyu, 1 aci akarsu, sadirvan
ve 1 sebil bulunmaktadir.
Misir Çarsisi: Eminönü Yeni Cami
arkasindadir. Burada Ceneviz ve Venediklilerin çarsisi
vardi. Turhan Valide Sultan burasini medrese haline getirdi. Sonra
çarsiya çevrildi. 1869 ve 1940ta iki yangin
geçirdi. 86 dükkan vardir.
Simkeshane: Bayezidde cadde üzerindedir.
Üç katli, tek avlulu han planinda yapilmistir.
Istanbulun fethinden sonra yapilan ilk darphane olup,
ilk sikke burada bastirilmistir. Günümüzde
büyük tamir gören yapi, halk kitapligi olarak
kullanilmaktadir.
Balkapani Hani: Yeni Cami ile Küçükpazar
arasindadir. Istanbul hanlarinda görülen yapi sekli
yaninda, Bizans yapi teknigi gösteren tek eserdir. Yapim
tarihi ve mimari belli degildir. Ilk günkü
orijinalligini koruyarak günümüze ulasmistir.
Çuhaci Hani: Nûruosmaniye Camii yakinindadir.
On sekizinci asirda Damad Ibrahim Pasa yaptirmistir.
Orijinalligini koruyarak günümüze ulasmistir.
Bayezid Kulesi: Bayezidde Üniversite bahçesindedir.
85 m yükseklikte 180 basamaklidir. Ilk olarak 1749da
ahsap olarak yapildi. Birkaç kere yandi ve yeniçeri
ayaklanmasinda yikildi. 1828de Sultan Ikinci Mahmûd
Hanin emriyle serasker Hüseyin Pasa kagir olarak yaptirdi.
Ahirkapi Fener Kulesi: Cankurtaran semtindedir. Sultan Üçüncü
Osman zamaninda kaptan-i derya Süleyman Pasa tarafindan
yaptirilmistir. Yüksekligi 36.27 metredir.
Galata Kulesi: Karaköy-Tünel arasinda silindir
biçiminde 68 m yüksekliktedir. Yedinci asirda Zenon
tarafindan yapilan ahsap kulenin devamidir. Cenevizliler,
kendilerine geçen bu kuleyi büyütmüslerdir.
Üçüncü Selim ve Ikinci Mahmûd
zamaninda yangin geçirmistir. 1875te son olarak
tamir edilmistir. 1717-1962 arasinda yangin gözetleme
kulesi olarak kullanilmistir. Günümüzde restore
edilip döner lokanta olarak kullanilmaktadir.
Kiz Kulesi: Üsküdar sahilinde denizin içinde
çok eski devirlerde yapilmistir. Top ve cephane bulunurdu.
Buraya fener konulmasini Sultan Üçüncü Ahmed
Hanin sadrazami Nevsehirli Ibrahim Pasa emretmistir.
Çemberlitas: Çemberlitas meydaninda
57 m yükseklikte bir sütundur. Frikyalilar devrine ait
olup, Afyon civarindaki bir tapinaktan getirilmistir.
Burma Sütun: Yilanli sütun olarak da bilinir.
Sultanahmed Meydanindadir. Yilan baslari Istanbul Arkeoloji
Müzesi ve British Museumdadir.
Dikilitas: Sultanahmed Meydanindadir. Misirda
Helvapolis sehrine Firavun Üçüncü Tutmasisin
M.Ö. 1547de diktigi tas buraya getirilerek
dikilmistir. Üzerinde Hiyeroglif yazilar vardir.
Kiztasi: Fatihte Kiztasi semtindedir. 10 m yükseklikte
tek parça granittir.
.jpg)
Bozdogan Su Kemeri: Fatih Camii ile Sehzadebasi
Camii arasinda uzanan Bizanslilardan kalma bir su kemeridir. Ilk
defa 378de yapilan kemerin bugünkü hali 760ta
yaptirilmistir. Mimar Sinan tarafindan restore edilen kemer,
1697de de tamir gördü. Bugün yeniden restore
edilen kemerlerin Fatih ile Sehzadebasi Camii arasi
592.4 metredir.
Darülaceze: Sisli Okmeydanindadir.
Sultan Ikinci Abdülhamid Han tarafindan fakirlerin,
korunmaya muhtaç çocuklarin, yaslilarin bir
çati altinda toplanmasi için yaptirilmistir.
31 Ocak 1896da törenle açildi. Iki hastane,
1 erkek ve kadin hamami, mutfak, is yeri, çocuk yuvasi,
yetimhane, cami ve kiliseden ibarettir.
Kuleli Askeri Lisesi: Vaniköy ile Kandilli arasinda
deniz kenarinda çift kulesi ve hasmetli durusu
ile Bogaziçini süsleyen bir eserdir. Yavuz
Sultan Selim Han zamaninda (Kule Bahçesi) ismiyle anilirdi.
Kanûni Sultan Süleyman buraya kasr yaptirmistir.
Sultan Ikinci Mahmûd zamaninda süvari kislasi
oldu. Kirim harbinden dönen Ingilizler bu kislayi
kasten yaktilar. Sultan Abdülaziz Han yanan kislayi yeniden
yaptirmis ve Kuleli Kisla denilmistir. 1878de
Kuleli Askeri Idadisi ismini aldi. Balkan Harbinde hastane
oldu. 1924te Kuleli Askeri Lisesi ismini aldi.
Selimiye Kislasi: Sultan Üçüncü
Selim Han tarafindan 1805te yaptirilmistir. Tas
üzerine ahsap olarak yapilan binada, önce Nizam-i
Cedid, daha sonra da Sekban-i cedid askerleri iskan edildi. Yeniçeri
isyani sirasinda yanan kislayi, Ikinci Mahmûd
Han yeniden yaptirdi ve Asakir-i Mansûre-i Muhammediye askerlerini
buraya yerlestirdi. Sultan Ikinci Abdülhamid devrinde
tamir gören kisla, cumhûriyet döneminde önce
askeri ortaokul, daha sonra da Birinci Ordu karargahi oldu.
Mimar Sinan Köprüsü: Büyükçekmece
ilçesindedir. Kanûni Sultan Süleyman Han zamaninda
insasina baslanan köprü, Ikinci Selim
Han zamaninda tamamlanmistir. Mimar Sinan tarafindan yapilmistir.
Büyükçekmece Gölü ile denizi birlestiren
bogaz üzerinde yapilmis olup, günümüzde
restore edilerek trafige açilmistir.
Mecidiye (Galata) Köprüsü: Eminönü
ile Karaköy arasini birlestirir. Ilk köprü,
1845te Sultan Abdülmecid Han tarafindan tersanede (500
m) imal edildi. 1863te ahsap olarak Sultan Abdülaziz
yeniden yaptirdi. 1870te ise demir köprüye çevrildi.
Bugünkü köprü, 14 Nisan 1912de yaptirildi.
462 m uzunlukta ve 25 m eninde dubalar üzerinde yüzer
köprüdür. Yanina yenisi yapilmakta olup, eskisi deniz
müzesi olarak kullanilacaktir.
Âtif Efendi Kütüphanesi: Sehzadebasindadir.
Sair, hattat ve maliyeci Âtif Efendi kurmustur.
13.999 eserin 2588i yazma ve 11.414ü basma olup,
eski eserlerdir.
Ragip Pasa Kütüphanesi: Lalelide Ordu
Caddesindedir. 1763te Ragip Pasa kurmustur. 1274
yazma ve 2269 basma olarak 3543 eski ve 2114 yeni eser vardir. Ayrica
çocuk kitapligi bölümü vardir.
Hüsrev Pasa Kütüphanesi: Eyüp
Bostan Iskelesi sokagindadir. 1839da Sadrazam Hüsrev
Pasa yaptirmistir. 15.000 cilt kitap bulunur.
Murad Molla Kütüphanesi: Fatih Çarsamba,
Murat Molla Sokagindadir. 1775te Murad Molla kurmustur.
7000 eserin iki bini Osmanli devrine aittir.
Mesire yerleri:
Istanbul tabii güzellikler açisindan
çok zengindir. Uygun iklim sartlari, zengin
su varliklari, ili tabii güzellikler yönünden
dünyanin sayili yerlerinden biri durumuna
getirmistir.
Çamlica Tepeleri: Istanbulun en eski
mesire yerlerindendir. Temiz havasi ve Istanbulun her
yanini gören manzarasi ile meshurdur.
Belgrad Ormani: Istanbulun en büyük
agaçlik arazisidir. Mese, ihlamur, çinar,
kayin, kestane ve gürgen agaçlari ile kaplidir.
Içinde yedi bent, üç fidanlik ve av hayvani
üretme alanlari bulunan ormanda, karaca, tavsan, yaban
domuzu, tilki, çulluk, yaban ördegi gibi hayvanlar
vardir. Ormanin 700 dönümlük alani halka açik
piknik yeri olarak düzenlenmistir.
Yildiz Parki: Besiktas sirtlarindadir. Yildiz
Sarayinin bahçesi olup, bugün park haline getirilmistir.
Servi, badem agaci, akasya ve akçaagaçlarla
kaplidir. Göller, havuzlar, su kanallari, Bogaz ve Marmara
manzaralari ile çok güzel bir mesire yeridir.
Emirgan Parki: Emirgan semtinin üst kisminda Baltalimanindan
Istinye Koyuna kadar uzanan yesil alani içine
alir. Çam, servi, köknar, Izmir sögüdü,
salkim sögüt, kestane, mese disbudak,
ihlamur, armut, erik, kiraz, ayva, seftali ve ceviz agaçlari
ile kaplidir. Her sene, mayis ayinda parkta lale bayrami kutlanir.
Abraham Pasa Korusu: Beykoz ile Pasabahçe
sirtlarinda yer alan bogaz manzarali bir mesire yeridir. Koruda
az rastlanan ilginç agaçlar ile iki büyük
magara vardir.
Gülhane Parki: Topkapi Sarayi ile Sarayburnu arasinda
yer alir. Topkapi Sarayinin dis bahçesi olarak tarihi
önem tasir. Sehremini Operatör Cemil Pasa
zamaninda park haline getirilmistir.
Içmeler ve kaplicalar:
Türkiyenin en meshur kaplicalarindan
olan Yalova Kaplicalari ile Tuzla Içmeleri
Istanbul sinirlari içindedir.
Tuzla Içmeleri: Pendik ilçesinin, Tuzla
semtindedir. Çok eski tarihlerden beri kullanilmistir.
Deniz kiyisindadir. Küçük içme suyu idrar
artirici özellige sahiptir. Büyük içme
suyu ise mide, barsak, karaciger, pankreas gibi organlarin salgilari
üzerinde etkilidir. Bu yüzden gastrit, barsak parazitlerinde
ve safra kesesi rahatsizliklarinda kullanilir.
Ana
Sayfa
|