|
Göbek Bölgesi
Neden Yaglaniyor?
Son dönemlerde göbek bölgesi yaglanmasi
kalça-basen bölgesi yaglanmasindan daha büyük
bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen
bu tür yaglanmalar zayif kadinlarda bile
görülen sorunun nedenleri arasinda ise, yüksek
sekerli yiyecek aliminin fazla olmasi,
hareketsizlik (oturarak çalisma) ve insülin
dengesizligi basta geliyor. Suadiye Memorial Tip
Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümünden Dyt. Oya
Yüksek, Göbek bölgesi yaglanmasi
hakkinda bilgi verdi.
Insülin dengesizligi
neden göbek yapar?
Kandaki sekeri kontrol eden bu hormonun kandaki
seviyesi çok önemli. Insülin metabolizmasi
bozuldugu zaman kan sekeri seviyelerinde ve bununla birlikte
diger kan degerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karin
bölgesinde yaglanmalar olusur. Bununla birlikte alinan
yüksek karbonhidrat da bu rahatsizligi
tetikler.
Yaglanmamak için
kalori mi içerik mi önemli?
2007 yilinda Diyabet Merkezinin
yaptigi bir çalismada her
ikisinin de önemli oldugu kanitlandi. Arastirma
kapsaminda; ayni kaloriye fakat farkli besin
ögelerine sahip üç beslenme programi
hazirlanmis, 62 yas civarinda ailesinde
diyabet geçmisi olan ve vücutlarinda insülin
direnci gelismis 11 obez katilimciya
uygulanmis. Bu katilicilar 28
gün boyunca 1600 kalorilik ve dört ögüne
bölünmüs ( ögün basina
400 kal) bir program uygulamislardir. Sonuç
olarak; kilo ve yag degisimleri olmamis
fakat yüksek karbonhidrat alindigi
zaman vücut yaglarinin göbek bölgesine
dogru biriktigi gözlemlenmistir. Diger bir
iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alinan tekli
doymamis yaglarin insülin metabolizmasini
düzelttigi için göbek bölgesi yaglanmasini
yavaslattigi ve korudugudur. Bu çalismada
tekli doymamis besin kaynagi olarak; avokado,
ceviz, zeytinyagi, zeytin, çekirdek ve bitter
çikolata kullanilmistir. Bununla
birlikte birçok çalisma tekli doymamis
yaglarin insülin metabolizmasi üzerinde
olumlu etkilerinin oldugunu savunmaktadir
Göbek bölgenizi nasil kontrol
altinda tutarsiniz?
1. SIKILASTIRMA: Vücut kaslarini korumak
için sikilastirma(kuvvetlendirme)
hareketlerinin yapilmasi.
2. EGZERSIZ: Yag yakimi için aerobik
egzersiz
3. DIYET: Kalp sagligini koruyan
doymamis yaglarin çok, doymus
yaglarin az oldugu Akdeniz Tipi beslenme programi
ve kilo yönetimi için gün basina alinan
enerjiden 100 kal/gün kisitlamak.
1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli
dagilmis ögünleri tercih etmek
ve karbonhidrat aliminda ise karisik
karbonhidrat diye tanimlanan esmer tahil ürünlerinin
tüketilebilir.
2. Salata ve yemeklerde zeytinyagi veya kanola yagi
kullanilabilir.
3. Ögün aralarinda findik veya
ceviz tüketilebilir
Göz kurulugu körlüge
neden olabilir!
Bilgisayar karsisinda uzun süre çalisan
kimselerde göz kirpma araliginin
uzamasi nedeniyle göz kurumasi hastaligi
görülebildigi, bundan korunma için de bilgisayarin
tepeden bakacak sekilde kullanilmasi gerektigi
bildirildi.
Göz Hastaliklari Uzmani
Dr. Umut Akbas, Online Saglik'a (http://www.onlinesaglik.com)
yaptigi açiklamada, günümüz
modern teknolojisinde, artik vazgeçilemez yere sahip
olan bilgisayarin, dogrudan olmasa da dolayli
olarak bazi rahatsizliklara neden olabildigini
belirtti.
Genellikle bilgisayar kullananlarin, bilgisayara
uzun bir süre dikkatli sekilde baktigini
ifade eden Akbas, "Bu da 10 saniyede bir kirpilmasi
gereken göz kapaklarinin uzun süre açik
kalmasina neden oluyor. Bunun sonucunda da göz yüzeyindeki
su tabakasinin kurumasina bagli
olarak göz kurumasi dedigimiz hastaliga
neden olabiliyor" dedi.
iÜüAkbas, göz kurumasinin
kisiden kisiye farklilik göstermesine
karsin, göz yag tabakasi zayif
olanlarda bu rahatsizligin daha çabuk
ortaya çikabildigini vurgulayarak, sunlari
kaydetti:
"Göz, göz kapaklarinin
her 10 saniyede bir kapanmasi sayesinde nemlenir. Göz
kapaklari uzun süre açik kalirsa
göz nemlenmesi saglanamaz. Gözün kurumasi
sadece göz kapaklarinin hareketlerine bagli
degil. Çalisilan ortamin kapali
ve kuru olmasi, kaloriferli isinma sisteminin
bulunmasi göz kurumasini daha da hizlandirir.
Ayrica, bilgisayar karsisinda göz
kapaklarinin sonuna kadar açik tutulmasi,
gözün nemli tutmasi gereken alani daha da
fazlalastirdigi için bazen
yetersiz kalip, kurumayi hizlandirabiliyor."
Göz kurumasinin, zamaninda tedaviye baslanmamasi
halinde gözün korneasinin delinmesi sonucu
katarakt ve körlüge dahi neden olabilecegini anlatan
Akbas, bilgisayar kullanicilarinin
durumu ilaçli tedavi safhasina getirmeden,
kuru ortamda çalismaktan kaçinarak,
klimaya maruz kalmayarak ve varsa kaloriferin üzerine nem yapmasi
için su yerlestirerek, kuru göz sendromundan korunabileceklerini
kaydetti.
iÜüGöz Hastaliklari Uzmani
Dr. Akbas, ayrica göz kurumasi rahatsizliginda
bilgisayara bakis açisinin
da büyük önem tasidigini
dile getirerek, söyle devam etti:
"Bilgisayari, tam karsisindan, ayni
hizada bakarak kullanmak, göz kapaklarinin tamamen
açik kalmasina neden oluyor. Bu da gözün
nemlendirmesi gereken göz araliginin
daha da fazla olmasina neden oluyor. Bu nedenle özellikle,
büro, ofis gibi kapali ve kuru ortamlarda bilgisayarla
çalisanlar, körlüge dahi neden
olabilen göz kurulugundan kaçinmak için,
bilgisayari tepeden bakacak sekilde kullanmali.
Bu sayede asagi dogru bakilmak zorunda
kalinmasi nedeniyle göz kapaginin
daha kisik kalmasi saglanir
BEYIN DOSTU CEVIZ
Hasadina baslanan, disindaki yesil
kabugu kafa derisini, sert kabugu kafatasini,
içindeki zar beyin zarini, meyvesi ise beynin
fizyolojik yapisini andiran cevizin,
kimyasal içerigiyle beyin sagligini
da korudugu bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Tip Fakültesi Balcali
Hastanesi diyetisyeni Özgen Ari, ''cevizin fizyolojik
yapisinin benzerliginin yani sira
içerigindeki vitaminlerle de beyin dostu oldugunu''
bildirdi.
Sekli ile beynin küçültülmüs
bir modeli olan cevizin Omega 3, Omega 6, A, B ve E vitaminleri
ile lif yönünden zengin olmasinin yani
sira, beyin için gerekli gümüs iyonlarini
da içerdigini ifade eden Ari, ''Antibakteriyel
özelligi olan gümüs iyonlari beyin
sagliginin koruyucusudur. Ceviz, beynin
ihtiyaci olan gümüs iyonlarini
içeren tek meyve'' dedi.
Cevizin beyin sagligina olumlu katki
saglamasinin yani sira kalp ve kolesterol
için de vazgeçilmez bir meyve oldugunu belirten
Ari, ''Ceviz sadece ileri yastaki bireyler için
degil gelisme çagindaki çocuklar
için de tüketimi gerekli bir meyve. Cevizi, zihin açici,
dikkat toplayici özelligi nedeniyle ÖSS
ve SBS gibi sinavlara giren ögrencilere hararetle
öneriyoruz'' dedi.
Cevizin kan kolesterolünü düsürücü
etkisinin de bilimsel olarak kanitlandigina
dikkati çeken Ari, cevizin enerji içeriginin
oldukça yüksek olmasi nedeniyle günde 30-45
gramdan fazla tüketilmesini önermediklerini bildirdi.
Afetler
ve Ruh Sagligi
Türk Psikologlar Derneginden
Ister büyük olalim ister küçük,
ister kadin olalim ister erkek, ister varlikli
olalim ister yoksul, deprem hepimizi korkuttu. Korku, zaman
zaman tüm insanlarin yasadigi
bir duygudur. Deprem gibi beklenmedik, bize zarar verebilecek bir
seyle karsilastigimiz
zaman korkmak, vücudumuzu verdigi dogal bir tepkidir.
Bize zarar verebilecek bir seyle karsilastigimiz
zaman, beynimiz ve sinir sistemimiz bizi bu tehlikeye karsi
hazirlar. Örnegin bir arabanin hizla
üzerinize geldigini düsünün. Bir anda
kendimizi geriye atar ve kaçarsiniz. Bunu yapabilmeniz,
vücudunuzda salgilanan bazi hormonlarla mümkün
olur. Bu hormonlar kaslarimiza daha fazla kan gitmesini
saglar ve böylece çok çabuk hareket ederiz.
Bu da bizim tehlikeli durumdan kaçmamizi saglar.
Deprem sirasinda da bir anda kendinizi disari
attiniz, sevdiklerinizi kucaklayip tasidiniz,
agir esyalari kaldirdiniz,
ayaklarimiz kirik camlardan kesildigi
halde belki fark etmediniz. Tüm bunlar kendiliginden oldu,
çok fazla düsünmeden hareket ettiniz, çünkü
bu gibi durumlarda vücudunuz otomatik olarak hareket eder.
Bizi korkutan durumlarda vücudumuzu verdigi bir baska
dogal tepki de donup kalmaktir. Bazi durumlarda
kaçmak yerine hareketsiz kalmak daha iyi olabilir. Bazilariniz
depremde hiç hareket etmeden beklemis olabilir. Bu
da sizi düsen esyalardan, karanlikta esyalara
takilip düsmekten korumustur. Korktugumuz
birseyle karsilasinca kaçmak
da, donup kalmak da dogal tepkilerdir.
Depremin üzerinden çok zaman geçti.
Artçi soklar ve baska yerlerde olan depremler
size o korktugumuz geceyi hatirlatsa bile zamanla kendimizi
daha iyi hissedip, gündelik yasaminiza
dönmeye basladiniz.Yani bizi korkutan olay
yavas-yavas geride kaliyor. Ancak bazen kendinizi
çok rahat hissetmiyor olabilirsiniz.
Özellikle size depremi hatirlatan seylerle
karsilasinca, ya da akliniza
depremle ilgili seyler gelince, kalbinizin daha hizli
atmaya basladigini, ellerinizin titredigini
ve terledigini, karninizda bir seylerin
hareket ediyor gibi oldugunu, dilinizin damaginizin
kurudugunu, basinizin döndügünü
hissedebilirsiniz. O sirada aklinizdan "Ya
yine deprem olursa", "Ya bana ve sevdiklerime bir sey
olursa", "Depremde pek çok sey kaybettim,
ya daha fazlasini kaybedersem", "Ya yer
yarilir içine düsersem", "Kötü
bir sey olacak", "Çolugumu çocugumu
kaybedebilirim" gibi düsünceler geçebilir.
Gözünüzün önüne depremde yasadiklariniz
gelebilir. Bazi sesleri tekrar isitebilirsiniz. Bunun
üzerine tüm bunlardan kurtulmak için yasadiklarinizi
unutmaya, dikkatinizi baska bir seylere vermeye çalisabilir,
bulundugunuz ortamdan uzaklasabilirsiniz. Iste
vücudunuzda hissettikleriniz, düsünüp
hayal ettikleriniz ve bunlar dari kurtulup kaçmaya
çalismaniz, sizin kaygilandiginizin/endiselendiginizin
ifadesidir.
Deprem sirasinda yasadiginiz
korku, gerçek bir olaya bagliydi. Simdi
yasadiginiz kaygi ve endise
de bu olayla baglantili, ancak daha çok
size depremi hatirlatan seylerle ilgilidir: Mesela
baska yerlerde olan depremler, hafif artçi soklar,
televizyondaki programlar sizi endiselendirmektedir çünkü
size depremi hatirlatmaktadir.
Özellikle evinize girdiginiz zaman, evinizin
saglam oldugunu bilmenize ragmen kayginizin,
endisenizin artligini hissedebilirsiniz.
Oysa ki u anda deprem olmadigini siz de
bilmektesiniz. Hele eviniz saglamsa, gerçekten korkacak
bir sey yoktur. Buna ragmen daha önce yasadiginiz
o korkutucu olayi hatirlatan bir sürü sey
oldugu için yine de o duygulari yasarsiniz.
Deprem sirasinda yattiginiz
yatak, disari çikarken ayaginiza
takilan tabure, duvarlar, düsen çerçeveler
gibi. Tüm bunlar, yukarida bahsettigimiz, "Ya
yine....." düsüncelerini harekete geçirir.
Vücudunuz sanki yine deprem oluyormusçasina
kaçmaya hazirlanir. Böylece kayginiz
endiseniz artar ve kendinizi evden disariya
atarsiniz. Bu sefer size zarar verebilecek depremden
degil, onu size hatirlatan ve aslinda size zarar
vermeyecek olan seylerden kaçmaktasiniz.
Gösterdiginiz bu tepki artik genellenmis bir
korku/kaygidir. Yani, depremi size hatirlatan
pek çok seye (evde olmak, yataginiz,
esyalar, depremle ilgili aklinizdan geçenler,
gözünüzün önüne gelenler, vs.) "sanki
depremmis gibi" tepki vermektesiniz.
Eger kayginizi, endisenizi
kontrol etmeyi ve zamanla yenmeyi ögrenmezseniz, bir süre
sonra bu duygulari daha yogun yasamaya baslayabilirsiniz.
Bu kaygi hiç beklemediginiz anlarda o kadar yogunlasabilir
ki panikleyebilir, sanki hiç bir sey kontrolünüzde
degilmis gibi hissedebilirsiniz. Kalbiniz çok hizli
çarpar, bayilacakmis gibi olursunuz.
"Eyvah yine deprem olacak!", "Deliriyorum" gibi
düsünceler aklinizdan geçer.
Kendinizi çok çaresiz, eliniz kolunuz bagli
hissedebilirsiniz. Deprem düsüncesini bir türlü
kafanizdan atamazsiniz. Bir ise konsantre
olmakta güçlük çekebilirsiniz. Kötü
rüyalar görmeye baslayabilir, gündüz uyanikken
bile bazi görüntülerin gözünüzün
önünden gitmedigini fark edebilirsiniz.
Uykularinizda düzensizlikler olabilir. Zaman
zaman vücudunuzda uyusmalar da hissedebilirsiniz. Gelecekten
umudunuzu kesebilir ve kendinizi.çok mutsuz hissetmeye baslayabilirsiniz.
Sizi kaygilandiran, endiselendiren veya panik
yasatan durumlardan iyice kaçmaya baslayabilir
ve böylece eve, çadira kapanabilirsiniz. Bu da
sizi iyice yalnizlastirip sevdiklerinizden
koparabilir. Su anda bile bu tür yakinmalardan
bazilarini yasiyor olabilirsiniz.
Ama merak etmeyin! Bu belirtileri yasayan pek çok insan
vardir ve bu belirtilerin tedavisi mümkündür.
Eger siz de bu belirtileri yogun olarak yasiyorsaniz
ve söz konusu belirtiler gün geçtikçe azalmiyorsa,
en kisa sürede bir psikolog veya psikiyatristten yardim
isteyin.
Özetleyecek olursak, deprem hepimiz korkuttu. Bu dogal
bir tepkiydi. Depremin üzerinden uzun zaman geçmesine
ragmen halen kayginizin/endisenizin
hala devam ettigini hissedebilirsiniz. Bu kaygi ve endise,
size depremi hatirlatan seylerle karsilasinca
daha da artiyor olabilir. Yani bu endise aslinda
o anda yasadiginiz bir olaya (örnegin
o andaki bir artçi sarsintiya) degil,
depremi size hatirlatan seylere verdiginiz bir
tepkidir. Bu tepkiyi (yani kaygiyi ve endiseyi)
daha ciddi sorunlar ortaya çikmadan kontrol etmeyi
ögrenebilirsiniz.
KAYGILARIMIZLA/ENDISELERIMIZLE
NASIL BASA ÇIKABILIRIZ?
Yukarida da bahsedildigi gibi kaygilanmak/endiselenmek,
vücudumuzu, düsüncelerimizi ve davranislarimizi
yogun bir biçimde etkiler. Simdi bu kaygiyi/endiseyi
yenmek ve bedensel, zihinsel ve davranissal olarak
yasadiklarimizi kontrol altinda
bulundurmak için neler yapabiliriz onu görelim.
VÜCUDUMUZ
Kaygilandigimiz/endiselendigimiz
zaman kalbimiz hizla çarpar, kaslarimiz
gerilir, ellerimiz, terler veya titrer. Karnimizda
sanki bir seyler hareket ediyormus gibi olur, dilimiz
damagimiz kurur, basimiz döner,
vs. Her seyden önce kendinize bunlarin endiselendiginiz
zaman verdiginiz dogal tepkiler oldugunu hatirlatin.
Bütün bu tepkiler, sizi bir tehlikeden korumak için
vücudunuzun çok kisa bir sürede, otomatik
olarak verdigi normal tepkilerdir. Ancak bu tepkiler otomatik
olarak ortaya çiktigi için
bazen gerçek bir tehlike olmasa da sirf daha önce
yasanmis bir tehlikeyi hatirlatan seylerle
karsilasinca da ortaya çikar.
Vücudumuzun bu kaygi/endise tepkisini
normale döndürmek için yapabileceginiz seyler
vardir. Öncelikle gergin olan kaslarinizi
fark etmeyi ögrenin. Bunun için akliniza
geldikçe vücudunuzdaki kaslari (ellerinizi, kollariniz,
karninizi, kalçalarinizi,
bacaklarinizi, ayaklarinizi,
yüzünüzdeki kaslari) sik sik
kasip gevsetin. Bunu yaparken bedeninizin kasilmis
hali ile gevsemis rahat hali arasindaki farki
görmeye çalisin. Gün içinde
islerinizi yaparken gergin, kasilmis olan
kaslarinizi mümkün oldugunca
gevsetin. Vücudunuzdaki gergin kaslari fark edip
gevsetmeyi ve rahatlamayi ögrenmek biraz zaman
alabilir. Sik sik alistirmalar
yapmaniz gerekebilir. Bunun için kendinize zaman taniyin.
Kaslarinizi gevsetmenin
yaninda, burnunuzdan düzenli nefesler alip agzinizdan
vermek de vücudunuzun kaygiya verdigi asiri
tepkileri normale döndürebilir. Bunu yaparken en kritik
nokta nefesinizi burnunuzdan aldiginizda,
asagiya karniniza dogru itmektir.
Yani nefes alinca karniniz sismeli,
gögsünüz degil. Nefesinizi verirken de agzinizdan
ve uzun sürede verin. Diger bir deyisle nefesiniz
içinizde uzunca bir süre kalmali. Bu tür
derin nefesler sayesinde içinize alacaginiz
bol oksijen kalp çarpintilarinizi
yavaslatir, soluk alip vermeyi rahatlatir,
tansiyonunuzu normale döndürür.
Düzenli yapilan egzersizler, yürüyüsler
de ayni sekilde vücudunuza daha fazla oksijen
almaniza yardimci olur ve rahatlamanizi
saglar. Her gün bos vakitlerinizde hizli
hizli yürüyüsler yapin.
Mümkün oldugu kadar beslenmenize dikkat edin ve dengeli
beslenmeye çalisin. Vücudunuzun
B ve C vitamini ihtiyacini karsilamak
için bu vitaminleri içeren besinleri bol bol tüketmeye
çalisin. Mesela yogurtta B, yesil
biber ve poi2akalda C vitamini vardir. Kahveyi, çayi
ve kullaniyorsaniz sigarayi mümkün
oldugu kadar azaltin. Çok fazla kahve kendi basina
vücudunuzda kasilmalara yol açar.
Kayginizi/endisenizi azaltmak
için asla alkol veya hekim kontrolü disinda
ilaçlar kullanmayin. Unutmayin, alkol ve madde
bagimliligi, kaygidan
daha zor bas edilen sorunlardir.
DÜSÜNCELERIMIZ
Bahsedildigi gibi, kaygilandiginiz
zaman aklinizdan "Yine deprem olacak!",
"Ya basima birsey gelirse?", "Ya
sevdiklerime birsey olursa?" gibi düsünceler
geçebilir. Bu düsünceler kayginizi
daha da artirir.Dolayisi ile bu düsünceler
"olumsuz" düsüncelerdir. Temel amaciniz
bu olumsuz ve sizi kaygilandiran düsüncelerin
yerine olumlu, kayginizi azaltan ve daha gerçekçi
alternatif düsünceler üretmek olacaktir,
Söyle bir örnek düsünelim. Eviniz
hasarsiz olmasina ragmen girmekte zorluk çekiyorsunuz.
Eve girdiginizde kayginiz/endiseniz artiyor.
Kendinizi kötü hissediyorsunuz. Evde olmak size depremi
hatirlatiyor ve endiseleniyorsunuz. Derin bir
nefes aldiktan sonra kendinize ilk söyleyeceginiz
"Su anda deprem olmuyor. Dolayisi ile gerçek
bir tehlike ile karsi karsiya degilim"
olabilir. Eger aklinizdan "Ya simdi
deprem olursa?" gibi bir düsünce geçerse
o zaman da, yine derin bir nefes alarak "Ama bunu kimse bilemez.
Üstelik ben artik deprem konusunda deneyiinliyim.
Ne yapacagimi biliyoriim. Bunun
yaninda evde bir hasar da olmadigini
biliyorum" gibi alternatif olumlu düsünceler
üretebilirsiniz. Buradaki alternatif düsünceler
örnektir. Siz kendi kafanizdan geçen olumsuz
düsünceleri belirledikten sonra, sizi en fazla rahatlatacak
ve akliniza yatan, mantikli buldugunuz
düsünceyi üretmelisiniz.
Isterseniz adim adim giderek
olumsuz düsüncelerle nasil basa çikacaginizi
ögrenelim.
l. Öncelikle sizi kaygilandiran
ve eve girmenize engel olan olumsuz düsünceleri
fark edin ve gerekirse yazin. Daha sonra bunlara ne kadar
inandiginizi degerlendirerek
10 üzerinden bir not verin. En çok inandiginiz
düsüncelere 910, daha az inandiginiz
düsüncelerinize de daha düsük notlar
verebilirsiniz.
2. Daha sonra bu olumsuz düsüncelere
karsi olumlu, mantikli düsünceler
üretin. Her olumlu düsünce üzerinde kafa
yorun ve onu gelistirin. Onun gerçekçi, akliniza
yatan ve sizin kayginizi azaltan bir düsünce
olmasini saglayin. Bu yeni düsünceye
de ne kadar inandiginizi da 10 üzerinden
degerlendirin. Çok az inandiginiz
bir düsünce isinize yaramayacaktir.
O durumda yeni ve daha çok inanacaginiz
bir düsünce üretin.
3. Daha sonra ilk olumsuz düsüncenin
simdi ne kadar inandirici geldigine
dair ikinci bir not verin. Göreceksiniz ki bu. ikinci not ilk
nottan daha düsük bir not olacaktir. Yani
olumsuz düsünce inandiriciligini
kaybedecektir. Bu da sizin kayginizin düsmesine
neden olacaktir.
DAVRANISLARIMIZ
Insanlar onlari korkutan seylerden
kaçarlar. Bu son derece dogal bir tepkidir. Ancak gerçek
bir tehlike artik yoksa, bizi hala kaygilandiranlar
genellikle o tehlikeleri bize hatirlatan seylerdir.
Böyle gerçek bir tehlikenin olmadigi
zamanlarda, BIZI KAYGILANDIRAN SEYLERIN
ÜZERINE GIDERSEK VE YETERLI BIR
SÜRE (KAYGIMIZ TAMAMEN ORTADAN KALKANA KADAR) K.AÇMAMAYI
BASARIRSAK KAYGILARIMIZ AZALACAKTIR:
Geceleyin bir anda elektrikler kesilirse, karanlik
önce bizi kaygilandirir. Ancak daha sonra
duruma uyum saglariz ve kaygimiz azalir.
Diger deyisle, eger bizi kaygilandiran
ortamda yeterli bir süre kalir ve kaçmazsak,
kaygimizin azaldigini
görürüz.
Eviniz gerçekten saglam oldugu halde
eve gitmek sizi kaygilandiriyorsa söyle
bir yöntem izleyebilirsiniz: Önce derin bir nefes alin
ve "Kaygiyi yenmenin en iyi yolu üzerine
gitmektir" diye düsünün. Yukarida
bahsedildigi gibi olumsuz düsüncelerinizi belirleyin
ve her birine karsit gelen olumlu, mantikli
düsünceler üretin. Böylece eve girmeye
daha olumlu bakmaya baslarsiniz. Daha sonra
yine derin bir nefes alarak eve girin. Eve girdiginizde de olumlu
düsünceleri akliniza getirin. Bir
yandan da vücudunuzu dinleyin. Gerilen kaslarinizi
gevsetin. Düzenli olarak burnunuzdan derin nefesler alip
agzinizdan verin. Unutmayin, o anda gerçek
bir tehlikeyle degil, depremi size hatirlatan seylerle
bas etmeye çalisiyorsunuz.
Asagidaki tabloda, eve girmekle ilgili
kaygi yasayan birinin bu kaygiyla basa
çikma yollari özetlenmistir. Sizin
kayginiz eve girmekle ilgili olmayabilir. Ancak sizi
kaygilandiran sey ne olursa olsun, bu yöntemleri
kullanabilirsiniz.
Eger eviniz saglam olmasina
ragmen içeriye girmek sizi kaygilandiriyor
ve girince duramayip çikiyorsaniz:
1. Kayginin/endisenin vücudunuzda
yarattigi etkileri fark edin. Gerilen kaslarinizi
gevsetmeyi ögrenin. Düzenli bir sekilde
ve derin derin burnunuzdan nefes alip agzinizdan
verin. Alkolden ve hekimlerin önermedigi ilaçlardan
uzak durun. Kahveyi, çayi ve sigarayi mümkün
oldugu kadar azaltin. Düzenli egzersizler veya hizli
yürüyüsler yapin.
2. Eve girmenizi engelleyen olumsuz düsünceleri
fark edin. Onlari yazin. Her düsünceye
ne kadar inandiginizi degerlendirin
ve 10 üzerinden bir not verin. Daha sonra her olumsuz düsünceye
karsit olabilecek ve sizi rahatlatan mantikli,
akliniza yatan, alternatif olumlu düsünceler
üretin. Bu olumlu düsünceler üzerinde
düsünün. Onlari gerçekten akliniza
yatan olumlu ve gerçekçi düsünceler
haline getirin ve her birine 10 üzerinden degerlendirin.
Bunu yaptiktan sonra bastaki olumsuz düsüncelere
ne kadar inandiginizi tekrar gözden
geçirin ve 10 üzerinden yeni bir not verin. Göreceksiniz
ilk verdiginiz nottan daha düsük bir not vereceksiniz.
3. Burnunuzdan derin bir nefes alin ve evinize
girin. Gerilen kaslarinizi gevsetin.
Burnunuzdan düzenli nefes alip agzinizdan
verin. Unutmayin, depremle degil, onu size hatirlatan
zararsiz seylerle mücadele ediyorsunuz. Aslinda
sizi kaygilandiranlar kendi olumsuz düsüncelerinizdir.
Daha önceden olusturdugunuz olumlu düsünceler
üzerinde yogunlasin.
4. Kayginiz/endiseniz tamamen
geçinceye kadar evde kalin! Eger kayginiz
azalmadan kaçarsaniz, aslinda basiniza
birsey gelmedigini görmeden gitmis olursunuz.
Bu durumda da kayginizi/korkunuzu yenemezsiniz.
Eger evinizde yeteri kadar uzun kalirsaniz bir
sey olmadigini göreceginiz
için kayginizin tamamen geçtigine
sahit olacaksiniz
Masa Basi
Is Prostat Kanseri Yapiyor!
Arastirmacilar konuyla ilgili
olarak yaptiklari arastirmada, isyerindeki
fiziksel aktivitenin vücutta ortaya çikan tümörlerle
ne kadar alakali oldugunu incelediler.
Ulastiklari sonuç gerçekten
oldukça ilgi çekici ve maalesef modern dünyada
birçok erkegin basina sorun çikarabilecek
türden
Sosyal hizmetlerde çalisan erkekler
basta olmak üzere ögretmenler ve ofis personelleri,
ayakta çalisan ve sürekli hareket halinde
olan berber, laborant gibi meslek gruplarindan çok
daha fazla risk altinda.
Yani hareketsizlik kanseri de beraberinde getiriyor.
Ortaya çikan sonuçlar Avrupa Kanserle Mücadele
yayinlarinda yer aliyor. Bu bildiride yer alan
haberde ayrica gün içindeki egzersizlerin ne
kadar önemli oldugu anlatiliyor.
Atina Üniversitesinde bir grup bilim adami
320 prostat kanserli hastayi, kanser olmayan bir grup denekle
kiyaslama yaparak arastirma yapti. Tüm
deneklere ne is yaptiklari soruldu.
Verilen cevaplardan ortaya çikan sonuç
ofis isi yapanlarin yüzde 30unun prostat
kanserine yakalanmis oldugu ve de yüzde 40inin
da kanser olmasa bile farkli birtakim prostat sorunlari
yasadigi belirlendi.
Dünyada her yil binlerce kisinin
prostat kanserinden dolayi öldügünü
düsünürsek, özellikle belli bir yasin
üstündeki erkeklerin oldukça dikkatli davranmalari
gerektigini söyleyebiliriz. Tabi ki genetik faktörlerin
de unutulmamasi gerekir
SAÇ DÖKÜLMESI
Saç dökülmesi sik rastlanan bir rahatsizlik
olup, hemen hemen tümümüzhayatimizin
belirli bir döneminde bu sorun ile karsilasmisizdir.
Disgörüntümüzün önemli
bir bölümünü olusturan saçlardali
problemler hemfiziksel, hem psikolojik olarak rahatsizlik
yaratir. Saç dökülmesisaçli
derinin tümüne yayilabilir veya bir kaç
alanda lokalize olabilir;bu kalici tahribat veya geçici
dönemsel dökülmeler seklinde degelisebilir.
Toplumda en sik karsilasilan iki
ayri tip saç dökülmesininüzerinde durmak
gerekir.
Androjenik alopesi(erkek tipi saç dökülmesi)
Saçli derinin belirli bölümlerinde simetrik
gelisen, erkeklerde sikçarastlanan bir saç
kaybi seklidir. Saç dökülmesi sakaklardan
baslayip ,tepeye dogru ilerler. Saç sayisinda
azalma, incelme, kisalma gözeçarpar. Kadinlarda
ise genelde saçlarin cilizlasmasi,seyrelmesiseklinde
bulgu verir. Erkeklerin %70 inde rastladigimiz
bu dökülmekadinlarin %10 unda karsimiza
çikmaktadir. Genellikle 20 li uaslarinsonunda
baslar, dökülmenin hizi bireysel olarak
degisik hizlardailerler ve bazen çevre faktörlerininde
etkisiyle degisebilir. Bu tipdökülmeler siddetli
vakalarda tüm tepenin açilmasina kadarilerleyebilir
ve kisinin psikolojik sorunlarinin da gelismesine
nedenolabilir
Etkilenen bölgelerde saçlar incelesir ve seyreklesir.
Olusumundaerkeklik hormonu olan testtesteronun cilde temasinda
olusandehidrotestesteronun kil köklerini inceltici
etkisi vardir.
Tedavisi ve takibinde hastalarimizin uzun süreli
izlenmeleri ile olumlusonuçlar alabilmekteyiz. Özellikle
minoxidil içeren saç spreyleri veyafinasterid içeren
tabletler olumlu sonuçlar olusturmaktadirIlaçlardüzgün
olarak kullanildiginda ve destekleyici
tedavi ilezenginlestirildiginde etkinlik artmakta ve öncelikle
saç dökülmesidurabilmekte ve hatta bir miktar saç
çikisida saglanabilir.
Etkinliklerini uzun sürede ve dikkatli kullanimla göstermektedirler.
Semptomatik (dönemsel) dökülmeler
Kadin ve erkeklerde es siklikta rastlanan
saç dökülme sikayetidir. Tekbir hastalik
olmayipbir takim diger hastaliklarla beraber
saçköklerininritmik siklüsünün bozulmasi
sonucu gelisebilir. Dogumm yapankadinlarda , tiroit
bezinin çalisma bozukluklarinda ciddi
sistemikhastaliklar(zatüre, kan kaybi, böbrek
hastaliklari...), büyük üzüntülerve
korkulardan sonra bunu izleyen 5-6 ay içinde döklmeler
olabilir, butarz dökülmeler 3-5 ay kadar sürebilir.
Saç kayiplarinin dige bir siknedenide
vitamin ve mineral eksiklikleri olup bunlari diyetle yeterlialinmamasi
veya kaybin çok olmasi , vejeteryanlik,
emilim bozukluklarisaç dökülmelerini hizlandirir.
Bütün bu nedenlerin tesbiti içinöncelikle
hastalari muayene tetikten sonra gerekli tahlilleriyaptirmaliyiz.
Hastadaki dökülme nedeni saptandiktan sonra sebebeyönelik
takviyeler ve destekleyici önerilerle saçlar tekrar
kazanilir
Duygusal zeka EQ kalitsal
Hayat yüksek zekali ama basarisiz
insanlarla doludur. Bu kisiler zekalari yüksek
olmasina ragmen, gerektigi yerde gerektigi gibi
davranmamis ve hayatta kaybetmislerdir. Örnegin,
zekalarini sadece toplumu yermek için kullanmis
veya her seyi küçümsediklerinden ya da basit
gördüklerinden, ugrasmaya deger bulmamislar,
böylece siradan insanlarin vardiklari
beceri ve basari düzeyine ulasamamislardir.
Insanlarla iyi iliski kuramamislar,
belirli bir hedefe dogru gidememislerdir. Tembelliklerini
yenememis veya zekalarini kötü amaçlar
ve ugraslar için kullanmislardir.
Zeka bir güçtür, kullanilmaz ya da iyi bir
amaç için kullanilmazsa, hiç bir ise
yaramaz ya da sadece yikici olur.
Hayatta basarili olmak için
zeki olmak yetmez, duygusal zekanin da yüksek olmasi
gerekir. Duygusal zeka son yillarda yeni bir kavram olarak
ileri sürülmüs olmakla beraber, eskiden beri
bilinen akilli ve uyumlu davranis özelliklerinden
baska bir sey degildir. Insanlarla iyi iletisim
kurmak, ne zaman ne yapacagini bilmek, firsatlari
iyi degerlendirmek, belirli olumlu bir amaca dogru ilerleyebilmek,
kararli olmak, gelip geçici esintilerden etkilenmemek
gibi nitelik ve becerileri içerir.
Duygusal zekanin belli basli özellikleri
sunlardir:
· Kendini tanima: Duygusal zekasi yüksek
olan kisi, duygu ve düsüncelerinin, tercihlerinin,
egilimlerinin, zayif ve kuvvetli yanlarinin
farkindadir. Yeteneklerini, egitimin ona sagladigi
donanimi bilir. Bunlara dayanarak kararlar alir,
kendine hedefler seçer, yani seçimleri ve amaçlari
kendiyle ilgili gerçeklerle uyumludur.
· Duygularini kontrol edebilme:
Anlik basarilardan, hazlardan uzak durmayi
bilir. Sonradan pisman olacagi duygu patlamalarina
kapilmaz, gereksiz atilganliklar yapmaz. Karamsar
ya da endiseli duygulara kapilmaz, bunlarin
kendisini yapmayi planladigi iserden
uzaklastirmasina izin vermez. Bunlari
yatistirmak ve özümsemek için
bir yol bulabilir. Düsüncelerini ve eylemlerini
belirli bir hedefe odaklayabilir.
· Kendiliginden güdülenme: Kendi
hedeflerini kendisi belirler, baskalarinin zorlamasi
olmaksizin, bunlari gerçeklestirmek
için tüm çabasini ve yeteneklerini
ortaya koyar, hedefine kilitlenebilir, bundan heyecan ve zevk duyar.
Hedeflerin pesinden giderken geçici hazlarini
erteleyebilir. Bir sinava girerken ya da bir çalismayi
yürütürken, heyecanini basariyi
artiracak sekilde kullanabilir. Basarisizliga
ugradiginda umut ve iyimserligini korur,
yeniden deneyebilir.
· Baskalarinin duygularini
paylasma: Digerlerinin hissettiklerine karsi
duyarlidir. Kendini onlarin yerine koyabilir.
Böylece karsi tarafin duygularini
kavrar ve derinligi olan, uyumlu bireysel iliskiler gelistirebilir.
· Toplumsal etkinlik: Kisiler arasi
çatismalari çözmekte basarilidir.
Bir iliskinin ve grubun nabzini tutar. Dile
getirilmemis paylasilan duygulari ifade
edebilir. Bir grubun organizasyonunda liderlik nitelikleri sergiler
ve kisiler bunu dogallikla kabul eder.
Duygusal zeka kalitsal özellikler, çocukluk
deneyimleri ve ögrenme sonucu olusur. Bir diger
deyisle, duygusal zekayla ilgili becerilerin çogu
ögrenme ve alistirmayla gelistirilebilir.
Ileri yaslarda davranis kaliplarinin
degistirilmesi zor ya da imkansizdir. Mümkün
olsa bile, kisi becerilerini kullanacagi alani
ve zamani yitirmistir. Buna karsilik
çocukluk ve ilk gençlikte kazanilan tepki biçimleri
ve beceriler yasam boyu sürer, bu nedenle duygusal zekanin
gelistirilmesi en iyi firsatin çocuklu
dönemi oldugu söylenebilir
Cep telefonu kullanan çocuklarda
beyin tümörü riski
Cep telefonu kullanan çocuklarda beyin tümörü
riski
Isveçli bilim adamlarinin yaptigi
bir arastirmada, cep telefonu kullanan çocuklarda
beyin tümörü olasiliginin
5 kat arttigi belirlendi.
Londra'da konuyla ilgili düzenlenen bir toplantida sunulan
bildiride, beyinleri ve sinir sistemleri hala gelismekte oldugu
için, 16 yasin altindakilerin cep telefonlarinin
yaydigi radyasyona daha fazla maruz kaldiklari
kaydedildi.
Daily Mail'in haberine göre bilim adamlari, çocuklarin
kafalari daha küçük ve kafatasi kemigi
daha ince oldugu için radyasyonun beyne daha kolay nüfuz
ettigini düsünüyor.
Arastirmanin önemli bir bulgusu da bir
kisi cep telefonu kullanmaya ne kadar erken baslarsa
beyninde tümör gelisme riskinin o kadar fazla oldugu.
Orebro Üniversitesi Hastanesinden Prof. Lennart Hardell, 20
yasin altinda cep telefonu kullanmaya baslayanlarda,
glial hücrelerden gelisen, bir çesit merkezi
sinir sistemi tümörü olan "glioma" olasiliginin
5 kat arttigini söyledi.
Birincil beyin tümörlerinin yarisini
gliomalarin olusturdugu bildiriliyor.
Prof. Hardell, evde kullanilan kablosuz telefonlarin
da cep telefonlari kadar riskli oldugunu, bunlari
kullanan çocuklarda glioma riskinin 4 kat arttigini
söyledi. 20 yasin altinda cep telefonu
kullanmaya baslayanlarda iyi huylu olarak bilinen isitme
siniri tümörü "akustik nöroma"nin
gelisme riskinin de 5 kat arttigi kaydedildi.
Arastirmacilar, cep telefonu kullanmaya 20'lerinden
itibaren baslayanlarda ise glioma riskinin yüzde 50,
akustik nöroma riskinin iki kat arttigini
belirttiler.
Çocuklarin cep telefonuyla çok fazla hasir
nesir olduguna isaret eden bilim adamlari,
12 yas altindaki çocuklarin cep telefonunu
sadece acil durumlarda kullanmalari tavsiyesinde bulundu.
New York Eyalet Üniversitesinden David Carpenter, cep telefonu
kullanimi neticesinde gelecekte beyin kanserleri salginiyla
karsilasilabilecegini söyledi.
Bu arada, Ingiltere'de cep telefonlarinin saglik
üzerindeki etkisiyle ilgili 90 bin kisiyi kapsayan bir
arastirma yürütülüyor
Depresyon ve felçten
günde 8 bardak su içerek korunun
Suyun, hayatimizda önemli bir yeri
oldugunu biliyoruz. Saglikli yasam doganin
en basit, mucizevi unsuru ve hayatimizin vazgeçilmezi
olan su ile basliyor. Yalnizca canimiz
istediginde su içersek, günde aldigimiz
besinler ile su ihtiyacimizin sadece beste
birini karsilayabiliriz. Bu yüzden, günde
en az 8 bardak su içmelisiniz. Suyun aldigimiz
nefes kadar önemli oldugunu vurgulayan uzmanlar, suyun
baslica faydalarini söyle
siraliyor:
* Yasam gücü verir.
* Temel enerji kaynagidir.
* Vücuttaki zararli maddelerin atilmasini
kolaylastirir.
* Cildin nemini artirarak kirisikliklari
önler. Cilde parlaklik verir.
* Kalp krizi ve felce karsi koruyucudur.
* Böbreklerin çalismasini
düzene sokar.
* Sindirimi kolaylastirir.
* Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesini saglar.
* Uykuyu düzenler.
* Agiz kurulugu ve agiz kokusunun yok
olmasina yardimci olur.
* Çalisma verimini artirir ve
konsatrasyonu güçlendirir.
* Kani sulandirir, dolasim sirasinda
pihtilasmasini önler.
* Su; diger içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir
yan etkisi yoktur
Iste beynin
11 ilaci
Kahvalti yapin, gazli içeceklerden
uzak durun... Uzmanlar, bu ve bunlar gibi beyni gelistirecek,
hafiza ve zekâ gerilemesini önleyecek bir liste
hazirladi. Uzmanlar, hafiza ve zekâ körelmesinin
önüne geçerek beyin gücünü artiracak
11 maddelik bir öneri listesi hazirladi. Iste
beyin gücünü artiracak yöntemler:
1- Akilli ilaçlar: 'Modafinil'
gibi ilaçlar, beyni 90 saat boyunca uyanik tutuyor.
Beynin bir bölgesinden digerine veri akisini
saglayan kimyasallari artiriyor.
2- Yiyecekler: Protein açisindan
zengin besinler yarar sagliyor. Düzenli kahvalti
yapmak da zihinsel performansi artiriyor; gazli
içecekler tam tersi etki yapiyor.
3- Müzik: Özellikle Mozart dinlemenin matematiksel
zekâyi artirdigi ve müzik
derslerinin, çocuklarin IQ'sunu yükselttigi
belirlendi. Ancak pop müzigin böyle bir etkisi görülmedi.
4- Biyonik beyin: Elektrotlarla beyne az miktarda
elektrik akimi vermenin, beynin gücünü
artirdigi belirtiliyor.
5- Zihinsel egzersizler: Zor matematik sorulari
zekâyi keskinlestiriyor. 5 hafta boyunca zihinsel
egzersiz yaptirilan çocuklarin IQ'su
8 puan yükseldi.
6- Hafiza oyunlari: Iskambil
destesindeki her karti bir karakterle özdeslestirip
tüm karakterlerin yer aldigi bir hikâye
yaratarak, 52 karti sirasiyla hatirlayabilirsiniz.
7- Uyku: 21 saat boyunca uyumamak, beyin üzerinde
sarhosluk gibi bir etki yaratir. 2 saatlik çalismadan
sonra iyi bir gece uykusu uyumak, ögrenmeyi kolaylastirir.
8- Yürüyüs: Haftada 3 kez yarimsar
saat yürüyüs yapmak; ögrenme, konsantrasyon
ve mantik gücünü yüzde 15 artirir.
9- Hobiler: Örgü ören, bulmaca çözen
yaslilarin Alzheimer gibi hastaliklara
yakalanma riskinin daha az oldugu tespit edildi.
10- Konsantrasyon: Bu da beyin için önemli
bir egzersiz! Bir is üzerindeyken, kisa süreli
bir dikkat dagilmasi sonrasinda yeniden
konsantrasyon saglamak yaklasik 15 dakika sürer.
11- Nörolojik tarama: Beyin içindeki hareketliligi
gösteren tarayicilar, beynin aktivitelerini kontrol
etmekte de kullanilabilir
Mucizevi etkileri olan
saglikli formüller
Profesör Doktor Ibrahim Saraçoglu mucizevi
etkileri olan sihirli formüller verdi. Gençlestirici
kremden, sperm artirici formüle, sigara
içerken etkilerini yok eden karisimdan,
zayiflama formülüne kadar bir çok derde
deva olacak dogal bitkileri anlatti. Bunlari yazin
ve bir kenarda saklayin. Iste o formüller;
Iste o formüller;
Profesör Doktor Ibrahim Saraçoglu
mucizevi etkileri olan sihirli formüller verdi. Canli
yayinda tariflerini açiklayan Saraçoglu
gençlestirici kremden, sperm artirici
formüle, sigara içerken etkilerini yok eden karisimdan
zayiflama formülüne kadar bir çok derde
deva olacak dogal bitkileri anlatti. Bunlari yazin
ve bir kenarda saklayin.
GENÇLESTIRICI
FORMÜL;
Bu mucizevi karisim sizi genç
ve zinde tutuyor.
Karisimi tüketmeye basladiktan
2 gün sonra etkisini görmeye basliyorsunuz.
Vücuttaki toksinlerin atilmasini saglayan
karisim, karaciger yaglanmasina
karsi da mükemmel bir koruma sagliyor.
GENÇLESTIRICI
FORMÜL (MALZEMELER)
-15-16 sap maydanoz
-2 yemek kasigi taze limon suyu
-Yarim bardak su
GENÇLESTIRICI
FORMÜL (HAZIRLANISI):
Maydanoz, limon ve suyu karistirip
blenderdan geçirin. Hazirladiginiz
bu karisimi sabah aç karnina
kahvaltidan 15-20 dakika önce için. 15 gün
boyunca her sabah düzenli olarak tüketin. Ikinci
günden itibaren kendinizi daha dinç ve zinde hissedeceksiniz.
SPERM ARTICI FORMÜL
Bu formül sperm sayisinda düsme olan
erkekler için
Hazirlanisi: 7-8 tane keçiboynuzunu
kirip yarim litre sicak suya atarak
7-8 dakika kaynatin. Elde edilen suyu 3 ay boyunca düzenli
olarak tüketin.
MS FORMÜLÜ
MS hastalari ve MS'e karsi önleyici
olan bitki Anadolu bugdayidir. Yarim litre
suya bir avuç bugday atilir ve 6-7 dakika
haslanir. Daha sonra ilimaya birakip
yarisini sabah kahvaltisindan
sonra diger yarisini da öglen
aç karnina içeceksiniz.
Alzheimer için FORMÜL
Formülün temel maddesi havuç
Taze olarak sikip, gece yatmadan önce içmeniz
öneriliyor. Alzheimer'in birinci evresinde ise o da ortadan
kalkar. Alzheimer bir iki yilda degil en erken 15 yil
önce baslar ve ortaya çiktiktan
sonra da geç kalmis olursunuz. Bunu önlemek
istiyorsaniz zaman zaman bu havuç suyunu içmelisiniz
UNUTKANLIGA MUCIZE FORMÜL
Bir ay taze sikilmis havuç
suyu uygulayacaksiniz. Bunu gündüz de içebilirsiniz.
Sonra bakin nasil zehir gibi bir hafizaya sahip
oluyorsunuz
SÜPER ENERJI FORMÜLÜ
Kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsaniz
ve özellikle zihin yorgunlugunuz varsa Profesör Saraçoglu,
hiçbir yerden okuyup ögrenemeyeceginiz çok
özel bir formülün tarifini veriyor.
Süper enerji formülü (MALZEMELER)
-Bildigimiz siyah çay (Ancak çok
demli olmayacak, açik olacak, poset çay
olmayacak)
-10-12 sap kuru karanfil
Süper enerji formülü
(HAZIRLANISI)
Demlenmis siyah çayin içine
kuru karanfilleri atin. 2-3 dakika bekleyin ve karistirip
için. Içtikten 10 dakika sonra saçinizin
kökünde bile dahi kipirdanmayi hissedeceksiniz.
Yorgunlugunuzun buharlanip gittigini belirgin sekilde
farkedeceksiniz. Dinçlestiren ve üzerinizdeki
agirligi alan bir formül.
Demleme çayin
faydalari
Yeri gelmisken Profesörün verdigi
bir önemli bilgiyi de aktaralim. Poset çay
yerine demleme çay kullanilmasini öneriyor.
Söyle anlatiyor; 4-5 dakika demlenmis çay
sindirim sistemini uyarir. Eger bunu 8-10 dakika demlerseniz
keyif veren ve rahatlatan bir etki verir. Ancak günde 4 bardaktan
fazla çay kalp krizini tetikler. Çok fazla içilmesi
de dogru degil.
Sigara içenlere
özel formül
Insanin kendi kendine verecegi en
büyük ceza sigara içmesidir. Ancak, sigarayi
birakamiyor ve nikotin ihtiyacindan kurtulamiyorsaniz,
en azindan zararlarindan kurtulabilirsiniz. Iste
Profesör'ün bugüne kadar sakli tuttugu
özel formül bunun için. Bu formül ile sigaranin
vücudunuza verdigi tüm zararlari elbette ortadan
kaldirmak mümkün degil. Ancak önemli bir
bölümünü en asgari düzeye indirebiliyorsunuz.
Sigara içenlere özel formül
-Formülün temeli TERE
OTU
Ayda 5 kez bunu yapacaksiniz. 5 gün
üst üste yaptiktan sonra diger aya kadar bir
daha tüketmeyeceksiniz. Yapmaniz gereken su; 5
gün boyunca her gün bir bag tere otu yemek. Ancak
salataya katmadan, saf olarak tüketeceksiniz. Öglene
kadar yarisini, ögleden sonra diger
yarisini yiyeceksiniz.
Sigara içenlere özel
formül
Bu kürü uygularken idrara çikildiginda
yanma hissedilebilir. Bu zararli bir sey degil.
Bu ot ayni zamanda idrar yollarini da temizliyor.
Formülü uygulamaya basladiktan sonra 2 veya
3. günde balgam çikartmaya basliyorsunuz.
(Ayda 5 kez uygulanip birakilacak, unutmayin)
Dereotu mucizesi
Profesör Saraçoglu, "Ben bunu
buldugumda heyecanimdan günlerce uyku uyuyamadim"
diyor
Ne mi o? Tiroidin hizli ya da az çalismasi
durumunda dereotu çok etkilidir. 3 ay boyunca bir yemek kasigi
dereotu sabah, ögle ve aksam ögünlerinden
15 dakika önce tüketilecek. Bu konuda 5 ay sonra ilaçlarini
birakan hastalarin orani yüzde 90'dir.
Dereotu zayiflama
mucizesi
Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kasigi
dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsiniz.
10 dakika sonra tokluk hissi artacaktir. Daha az yemek yersiniz.
Diyet yapanlarin özellikle yemesi gerekir. Açlik
duygusuna fren yaptiran dereotudur. Hatta yemek arasinda
da yiyebilirsiniz. Istahinizin
yavas yavas kalktigini görürsünüz.
Göreceksiniz ki istahiniz daha erken kapanacak
ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir.
Prof. Dr. Ibrahim Saraçoglu
hakkinda:
1949 dogumlu olan Prof. Dr. Ibrahim Adnan
Saraçoglu, üniversitede aldigi
kimya egitiminden sonra, Avusturya Graz Teknik Üniversitesi'nde
doktorasini yapti. 1987'de doçent, 1994
yilinda da profesör olan Ibrahim Saraçoglu,
Karl Franz ve Viyana Teknik üniversitelerinde ögretim
görevlisi olarak çalisti. Saraçoglu'nun
"Bitkilerdeki Saglik Mucizesi", "Bitkisel
Saglik Rehberi " isimli kitaplari bulunmaktadir
Kanserin dostu seker,
düsmani limon
Besinler dogru kullanildiginda meme
kanserine karsi etkili silahlara dönüsüyor.
Seker ve sekerden yapilan tüm gidalar
kanseri tetikler ve kanserli hücreyi besler.
Memede fibrokisti olan kisilerde kafein ve çikolata
fibrokistlerin çogalmasina neden olabiliyor. Yapilan
çalismalarda ise meme kanserinde yesil
çayin riski azalttigi, limon içerigindeki
ellagic asit nedeniyle koruyucu, hastaligin ilerlemesinde
durdurucu etkiye sahip oldugu bazi deneylerde görülmüstür.
Kansere karsi savasan besinler
* Ailenizde meme kanseri varsa özellikle tüketmeniz
gereken iki besin vardir ki, bu besinler meme kanserinden
sizi koruyacaktir. Soya yagi ve keten tohumu meme
kanserinden korunmada özellikle fibrokistik memelerde kullanimi
siddetle önerilen iki besindir. Önemli nokta; meme
kanseri olmus kiside keten tohumu ve soya yagi
önerilmemektedir.
* Limonu sadece salatalariniza katmayip,
kabuguyla yemeye çalisin. Bahsettigimiz
bu etken madde sadece limonda degil, özellikle yüksek
oranda bögürtlen yapraklarinda da bulunmaktadir.
Limon kabuklari ve bögürtlen yapraklarindan
yapacaginiz bir bitki çayi hem keyifle
içmenize hem de sizi meme kanserinden korumaya yardimci
olacaktir.
* Yesil çay günümüzde
yaygin olarak tüketilen mucize bir bitkidir. Etkisi
polifenollerinden kaynaklanmaktadir. Yapilan çalismalarda
meme kanserinde yesil çayin riski azalttigi
görülmüstür. Güçlü antioksidan
etkiye de sahip olan yesil çayi günde en
az dört fincan tüketmeye özen gösterin.
* Sogan ve sarimsak, yemeklerimizden eksik
olmayan mucizevi iki besindir. Yüksek oranda selenyum ihtiva
ederler.
* Her gün mutlaka 2 adet portakal tüketin,
semizotu, brokoli, marulu sofranizdan eksik etmeyin.
* Balik ve tavuk tüketimi önerilmektedir.
Bitkisel kaynakli protein grubunda özellikle kuru baklagiller
çok büyük önem tasir. Haftada
2-3 kez bezelye, kuru fasulye, nohut ve mercimek tüketilmelidir.
Dogru pisirme teknigi kansere
karsi koruyor
* Besinlerin tütsülenmesi, tuzlanmasi
gibi islemler ve nitrit-nitrat gibi maddelerin katilmasi
ile besinlerde güçlü kanserojen etki göstermektedirler.
* Besinlerin asiri saflastirilmasi,
kanserden koruyan lifli kismin yok olmasina
neden olmaktadir. Örnegin; bugdayin rafine
edilisi ve unun degersiz kisminin
kalisi, yarardan çok zararli bir
etki göstermektedir.
* Hatali pisirme yöntemleri, özellikle
kizartma, mangal, barbekü gibi yöntemler besinlerde
kanserojen maddelerin olusmasina neden olur. Sebzelerin
asiri sicaklikta uzun süre
pisirilmesi yararli mineral ve vitaminlerin kaybiyla
sonuçlanmaktadir.
* Sebzeleri ve meyveleri dogradiktan sonra
uzun süre bekletmek çok yararli olan C, A ve
B vitaminlerinin kaybina neden olmaktadir
15 Tehlikeli Gida
Katki Maddesi
15 Tehlikeli Gida Katki Maddesi: Allerji, Astim,
Beyin hasari, Kanser Olusturabilen Bu Saibeli
Katki Maddelerine Gerçekten Ihtiyaciniz
Var mi?
Bugün dünya üzerinde, koruma, renklendirme,
kivamlandirma, tat verme, tatlandirma ve daha
birçok özellikler vermek amaci ile yapay gidalara
3000 den daha fazla katki maddesi ilave edilebilmektedir.
Bu katki maddelerinin hiçbiri de tüketiciye fayda
saglayacak maddeler degildir. Üstelik burada sadece
15 tanesi için açiklayacagimiz
gibi birçok zararli sonuçlari olabilen
maddelerdir. Buna ragmen hepsi de yasal olarak kullanima
açik tutulmaktadir. Üreticilerimiz kullanmaya,
tüketicilerimiz de tüketmeye sorumsuzca devam etmektedir.
Siz tüketiciler, endüstri tesislerinde islenmis
gida maddeleri ile bu katki maddelerine karsilik
gelen bir riske dogru farkinda olmadan kosuyor
ve etiketlerini okuyup anlayincaya kadar bir bilmece çözmedeki
yorgunluga denk bir yorgunluk yasiyorsunuz.
Süphesiz büyük ölçüde
taze gida maddeleri yiyerek bu nahos katki maddelerinden
uzak durmak en iyisidir. En azindan yemeklerinizde bazi
islenmis gida maddelerinin içerdigi
asagidaki katki maddelerinden uzak durmanizda
ve etiketlerine baktiginizda kafanizi
çevirip söyle geçip gitmenizde sagliginiz
için yarar vardir.
E310 Propyl Gallate
Bu koruyucu, kati ve sivi yaglarin
bozulmasini önlemek için kullanilmaktadir.
Bitkisel yaglarda, et ürünlerinde, dilimlenmis
patateslerde, hazir çorbalarda ve sakizlarda
koruyucu katki maddesi olarak kullanilmaktadir.
Çogunlukla BHA ve BHT katki maddeleri ile birlikte
kullanilir. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt
tahrisine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdigi
için bebek ve küçük çocuk gidalarinda
izin verilmemistir.
E320 BHA ve E321 BHT
Butillenmis hidroksianisol(BHA) ve Butillenmis
hidroksitoluen(BHT) kati ve sivi yaglarin
bozulmasini, küflenmesini önlemek için
kullanilmaktadir. Tahil ve ürünlerinde,
sakizlarda, bitkisel yaglarda, patates cipslerinde, tazeligini
muhafaza etmek için bazi paketlenmis gida
maddelerinde kullanilmaktadir. Yapilan bazi
çalismalarda bu katki maddesinin farelerde
kansere sebep oldugu bildirilmistir. Bebe mamalarinda
izin verilmemistir, alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye,
kanserojen, estrojen etkilere ve diger olumsuzluklara sebep
olabilir. Tükete geldiginiz ürünlerin etiketinde
bu katki maddesinin kullanildigi
bilgisi varsa, bu katki maddesini içermeyen bir baska
marka ürünlere yönelmeniz sagliginiz
için daha uygun olacaktir.
E924 Potassium Bromate
Bu katki maddesi ekmek ve unlu gidalarda
hacim artirmak ve daha güzel ekmekiçi
yapisi olusturmak için kullanilmaktadir.
Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadir. Bromat ABD ve
Japonya disinda bütün dünyada
yasaklanmistir.
E621Monosodium glutamate (MSG)
MSG, hazir çorbalar, salata soslari,
sucuk, salam, sosisler, tütsülenmis balik,
patates cipsleri gibi pekçok paketlenmis gida
maddelerinde lezzet artirici olarak kullanilmaktadir.
Bir yazar ve sinir hastaliklari uzmani olan
Dr. Russell Blaylock'a göre; ani kalp ölümleri ile
(özellikle sporcularda) ve MSG ve yapay tatlandiricilar
gibi katki maddelerin sebep oldugu excitotoxic hasarlar
arasinda bir bag bulunmaktadir. Excitotoxinler
bir gurup heyecan artirici amino asitlerdir
ki, bunlar hassas sinir hücrelerinin ölümüne
sebep olabilir.
Pekçok tüketici de MSG nin hastalik
yapici etkisini bizzat yasamislardir.
MSG içeren gidalari yedikten sonra ortaya çikan
bu rahatsizliklar, bas agrisi,
mide bulantisi ve kusmadir.Birçok üründe
MSG kullanimi maalesef gizli yapilmakta etikette
gösterilmemektedir. Eger güvenli bir katki
maddesi ise üreticiler neden gizlerler?
E951 Aspartame (Equal, NutraSweet)
Bu yapay tatlandiricilar diyet
soda, diyet gidalar ve düsük kalorili gidalarda
kullanilmaktadir. 1970 li yillarda yapilan
çalismalarda farelerde beyin tümörüne
sebep oldugu belirtilmistir. 2005 de yapilan en
son arastirmalar küçük dozlarda bile
farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri
meydana getirdigini ortaya koymustur.
Aspartama duyarli insanlar, tüketimden
sonra basagrisindan, bas dönmesinden
ve hallusinasyondan izdirap çekebilirler. Aspartama
duyarli olan kisilerde anjioödeme veya göz
kapaklarinda, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda sismeye
neden olur.
E950 Acesulfame-K
Asesulfam-K normal sekerden 200 defa daha tatli
dir. Firin ve pasta ürünlerinde,
sakizlarda, jelatinli sekerlemelerde ve mesrubatlarda
kullanilmaktadir. Iki fare arastirmasinda
bu maddelerin kansere sebep olduklari ve diger çalismalarda
ise bu katki maddesinin güvenirliginin bulunmadigi
ispatlanmaktadir.
Olestra
Olestra, Olean markasi ile, krakerlerde ve
patates cipslerde kati yag yerine kullanilmaktadir.
Bu sentetik kati yag vücut tarafindan emilememektedir.
Bu madde ishale, gevser bagirsak, karin
agrilari, beden gücünün azalmasina
ve gazlanmaya sebep olabilir.
E250-E251 Sodium Nitrite (Sodium Nitrate)
Sodyum nitrit veya sodyum nitrat sucuk, salam, sosislerde,
hazir et yemeklerinde, tütsülenmis baliklarda,
tuzlanmis bifteklerde ve diger islenmis
etlerde koruyucu, renk verici ve lezzet verici olarak kullanilmaktadir.
Bu katki maddeleri, nitrosaminler denilen kanser olusturucu
kimyasallarin olusumuna yol açarlar. Bazi
çalismalar, tüketilen konserve etler ve
nitrit ile insanlarda olusan kanser arasinda bir bagin
oldugunu göstermistir. Nitritler nefes daralmasi,
bas dönmesi ve bas agrisi ile
sonuçlanabilecek rahatsizliklara sebep oldugu
bildirilmektedir. Bebek ve küçük çocuklarin
gidalarinda kullanilmasi kesinlikle
yasaktir.
E220-E228 Sülfitler
SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür
dioksit, sodyum veya potasyumsülfit, bisülfit, metabisülfit)
olarak da bilinirler. Gida koruyucusu olarak ve fermente
içeceklerin kaplarinda kullanilirlar.
Firinlanmis ürünler, çaylar,
çesniler, deniz ürünleri, reçeller,
jöleler, kurutulmus meyveler, meyve sulari, konserve
ve suyu alinmis sebzeler, dondurulmus
patates ve çorba karisimlarinda
ve içeceklerde bulunurlar.
Sülfitler gögüste sikisma,
kurdesen, karinda kramp, ishal, kan basinci
düsmesi, basta yanma hissi, halsizlik, nabiz
hizlanmasi gibi bulgulara neden olur. Ayrica
sülfitler, bunlara duyarli astimlilarda
astim atagini tetikleyebilir.
Bir çok restoranin salata barinda
yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.
E210-E219 Benzoatlar
Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar,
kati ve sivi yaglar, meyankökü,
margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi
bazi gidalarin islenmesi sirasinda
gida koruyucusu olarak kullanilir. Firin
mamulleri, peynir, sakiz, çesni, dondurulmus
mandira ürünleri, yumusak seker gibi
gida ürünlerinde, kozmetik ürünlerde,
dis macunlarinda eczacilikta agiz
yoluyla alinan bir çok ilaçta, öksürüge
karsi antiseptik ve mantara karsi merhem
yapiminda kullanilir. Astima
, sinirsel bozukluga, ve çocuklarda hiperaktiviteye,
kurdesene neden olabilir ve astimi agirlastirabilir.
Bu gurubun önemli bir kismini
parabenler olusturur. Parabenler gida, kozmetik ve
ilaçlarda koruyucu olarak kullanilirlar. Metil,
etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler.
Bu maddelere duyarli kisilerde alindiklarinda,
agir cilt bulgulari veya deride kizariklik,
sislik, kasinti ve agriya
neden olurlar.
Ingilterede yapilan son arastirmalarda
ise parabenlerin kullanildigi ürünleri
tüketen ve gögüs kanserine yakalanmis
insanlarin kanserli dokularinda paraben kimyasallar
bulunmustur. Bu parabenlerin, parfüm, deodorant, krem,
günes yaglari, çesitli makyaz
ürünleri ve dis macunu kullanimi ile
cilten absorbe edilerek vücuda girisinin saglandigi
anlasilmistir. Dokulara yerlesen
parabenler östrojen hormonlarini artirarak
dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri olusmaktadir.
Bu bulgulardan sonra yukarida ismi geçen
ürünlerin paraben içeren çesitlerinden
siddetle kaçinilmasi sagligimizin
bir geregi olmalidir..
Hydrogenated Vegetable Oil(Hidrojene edilmis
bitkisel yag)
Margarinler gida katki maddesi olmadigi
halde burada zikretme ihtiyaci duyduk. Zira margarinler burda
zikri geçen katki maddelerinden de daha büyük
tehlikeler arzetmektedir.
Hidrojene edilmis bitkisel yaglari
yapmak için kullanilan proses, kalp rahatsizliklarini
ve seker hastaligini tesvik
eden trans yaglarini husule getirmektedir. "The
Institute of Medicine" tüketicilerin trans yaglari
mümkün mertebe çok küçük miktarlarda
tüketmelerini önermektedir. Etiketlerinde margarin ve
bitkisel kati yaglari içeren krakerler,
kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, salata soslari,
ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçinmalisiniz.
Bunlar ekseriya ürünün raf ömrünü
uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanilmaktadir.
E102 Tartrazin
Renklendirici; Kekler, sekerlemeler, konserve
sebzeler, peynirler, sakizlar, sosis, dondurma, portakalli
içecekler, salata soslari, mevsim salatalari,
tatli, reçel, unlu gidalar, çerez, konserve
balik, hazir çorbalar, alkolsüz mesrubatlar
ve ketçap gibi bazi gidalar tartrazin içerirler.
Tartrazin duyarli insanlarda kurdesen veya astim
ataklarina neden olabilir. tiroid tümörü,
kromozom hasari, hiperaktivite ve aspirin duyarliligi
gibi rahatsizliklara sebep olabilir;Norveç
ve Avusturya'da yasaklandi.
E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)
Renklendirici; sentetik kömür katranindan
üretiliyor; mandira ürünleri, tatlilar
ve içeceklerde kullanilir; farelerde beyin
tümörüne sebep olmustur. Çocuklarin
tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya,
isviçre, isveç, Avusturya ve Norveç'te
yasaklandi.
E127 Red 3(Erythrosine)
Renklendirici; kiraz ve visne, konserve sebze,
muhallebi, tatli, pasta,biskuvi ve çerezlerde kullanilir;
isiga karsi duyarliliga
ve troid hormonu seviyesini arttirip hipertroidism'e
neden olabilir; farelerde yapilan çalismada
troid kanserine neden oldugu saptanmistir;
Avustralya, Amerika ve Norveç'te yasaklandi.
E110 Yellow 6(Sunset Yellow, FCF, Orange Yellow S)
Renklendirici; sentetiktir;unlu gidalar, pasta,
tatli, çerez, dondurma, içecek ve konserve
balik, hazir çorba ve bazi surup
cinsi ilaçlarin üretiminde kullanilir;
yan etkileri kurdesen, rinit (burun akmasi), burun
tikanikligi, alerji, hiperaktivite,
böbrek tümörü, kromozom hasari, karin
agrisi, bulanti ve kusma, hazimsizlik
ve istahsizliktir; Norveç'te yasaklandi
FARKLI REIKI
SISTEMLERI
Reiki ve benzeri sifacilik tekniklerinin
tümü ayni evrensel yasam enerjisi kaynagini
kullanir. Özünde hepsi ayni amaca hizmet
eder ve etkilidir. Ancak zaman içinde bazi arayislarin
etkisi ve çesitli kaygilarla bazi Reiki
master'lar tarafindan enerjinin farkli uygulama teknikleri
gelistirilmistir. Tekniklerin biri ötekinden daha
üstündür diyemeyiz. Önemli olan uygulayan kisinin
ve tedavi alanin kendini daha iyi hissedip hissetmedigidir.
Tüm teknikler Reiki'nin farklilastirilmasi
oldugundan orijinal ve basit olanin yani Reiki'nin en
kolay uygulanan ve geçmiste oldugu gibi bu gün
ve gelecekte de ayni güçte etkinligini sürdüren
teknik olarak kalacagini düsünüyoruz.
Asagida farklilastirilmis
tekniklerin en çok bilinenleri hakkinda kisa
bilgiler yer almaktadir.
SEICHIM REIKI (Yasam
Isigi Enerjisi)
Sekhem ( seichim )cok eski Misir tapinaklarindan
alinmis bir terimdir ve "güç",
"kuvvet", "kudret" demektir, ama her zaman kutsal
bir yan anlamla beraber anilir. Sekhem'in hiyeroglif
yazisi tapinak, piramit ve mezarlarin
duvarlarina kazinmis, kutsal belgelerde
bolca referans olarak kullanilmis, hatta hermetik
rahiplerin dilinin bir parcasi olmustur ama halk bu kelime
hakkinda
bilgilendirilmemistir.
Sekhem Amerikali Reiki Master'i Patrick
Zeigler tarafindan yeniden ortaya çikarilmistir.Seichim,
Sekhem'in sankritçesidir. Seichim yüzyillardan
beri, Sekhem'in Dogu kültürü ile yogrulmus
ve titresimleri biraz degistirilmis sekilde
kullanilmasi ile ortaya çikmistir.
Seichim'in temeli Sekhem üzerine oturur. Aslinda hepsi
ayni orijinli enerjidir.
Bu enerjilerin Reiki ile bazi ortak noktalari
varsa da birbirlerine çok uzak farkliliklari
da mevcuttur. Hem Seichim hem de Sekhem'in, Reiki'den daha kuvvetli
enerji titresimleri mevcuttur. Bir yere
yönlendirilebilir, yogunlugu degistirilebilir,
baska enerjilere dönüstürülebilir.
Güçleri çok fazla oldugundan bilinçli
olarak kullanilmalari gerekir. Duruma göre kullanma
metodlari farklidir.
Reiki ve diger enerjilerden onu farki;
Uygulandigi sirada insani çevreleyen
güç cok daha fazladir. Digerlerinin yarisi
kadar zaman uygulansa bile digerlerinden çok daha uzun
sure vücutta
kalir. Insanin fiziksel, ruhsal, enerji bedeni,
zekasi, duygulari üzerinde ayni zamanda etki
gösterir. Diger enerji sistemleri ile beraber uyumludur.
Kaynak bir tanedir ama onu kaynaktan kendimize akitma teknikleri
degisiktir. Enerji kaynagi bir tanedir ama
onu kendimize akitma teknigi bir çoktur. Reiki,
Sekhem, Seichim, Seichem, SKHM, Isis Seichim, Archangelic Seichim,
Tera Mai Seichem vs gibi.
Seichim de Reiki gibi inisiyasyonla verilen, dereceleri
ve sembolleri olan bir sistemdir. Seichim'de sistemi kullanan ve
ögretenler kendilerine göre bir çok degisiklik
yaptiklarindan bugün yirmiden fazla sembol çalismalarda
kullanilmaktadir, net bir standart yoktur ve master'a
göre degisiklik gösterir.
KUNDALINI
REIKI
Su an mevcut olan sifa ve kendini gelistirme
sistemleri içinde belki de en sade ve basit olani
Kundalini Reiki'dir. Kundalini Reiki'ye uyumlanmak isteyen kisinin
Reiki Master'i olmasi gereklidir.
Kundalini Reiki dünyaya Danimarkali bir
meditasyon masteri olan Ole Gabrielsen tarafindan
tanitilmistir. Master Kuthumi
ile saatler süren ruhani bilgi seanslari sonunda dogmus
bir tekniktir. Master Kuthumi'nin Sevgi, Bilgelik ve Anlayis
Tapinagi ile baglantisi vardir
ve Koot Hoomi ismiyle de bilinir. Kundalini Reiki bu iki masterin
bize hediyesidir.
Kundalini ile, vücudun belli sifa kanallari
ve çakralari açilarak, yerküre
enerjisinin vücuda girimini kolaylastirilir.
1. çakra olan kök çakrasi, kundalini enerjisinin
vücuda giris yeridir. Kundalini enerjisine Kundalini
Atesi de denir. Bu enerji kök çakrasindan
girer bütün vücudun ana enerji kanallarini,
çakralarini dolasir ve taç
çakrasindan çikar. Kundalini enerji
kanali kök çakrasindan baslayip
taç çakrasinda son bulur. Kundalinin açilmasi
demek, çakralarin tam olarak temizlenmesi, enerji
kanallarinin açilmasi ve vücudun
bu yeni çok güçlü enerjiye uyumlanmasi
demektir.
Kundalini eski Sanskrit metinlerde kök çakraya
çöreklenmis sekilde duran ve uyuyan bir
yilan olarak tasvir edilmektedir. Normal halde bu enerjinin
uyandirilmamasi gerekir. Gücü çok
fazla olan bu enerji akisi kontrolsüz sekilde
uyandirildiginda ve yönlendirmede
aciz kalindiginda kisinin fiziki
ve ruhsal sagliginda yarar yerine zarar olusturmasi
söz konusudur. Kundalini enerjisi kullanilacagi
zaman uyandirilir ve sonrasinda tekrar
uykuya yatirilir.
Kontrolsüz veya yanlis kundalini
uyanisina ugrayan veya Kundalini enerjisi
ile problemleri olan kisiler Kundalini Reiki'si ile sifa
bulabilirler. Kundalini ogrenmek isteyen kisi, diger
Reiki sistemlerinden inisiyasyonu olsa bile, bu enerjinin bilinçli
ve kontrollü kullanimi için Kundalini
1 inisiyasyonundan bu teknigi ögrenmeye baslamalidir.
Kundalini 1:
Birinci inisiyasyon ile sifa kanallari ve çakralar
Reiki enerjisini vücuda daha iyi alabilmek için açilir.
Kundalini 2 ile uyandirilacak olan Kundalini enerjisine
vücut hazirlanir. Taç, kalp ve el çakralari
açilip, kuvvetlendirilir. Tam sifa tekniklerini
ve tam etkili uzaga enerji gönderimi ögretilir.
Kundalini Reiki 1 inisiyasyonu, Usui Reiki 1-2-3 inisiyasyonlarina
es degerdir.
Kundalini 2:
Bütün enerji kanallari kuvvetlendirilir, kundalini
uyandirilir, ana enerji kanali açilir
ve Kundalini atesi yakilir. Kundalini Solar
Plexus çakrasina erisir, Kundalini 3 için
vücut hazirlanir. Ayrica özel meditasyon
teknigi ögretilir ki bu meditasyon sayesinde cok kisa
zamanda Kundalini ates enerjisini vücudunuzda yükseltebilirsiniz.
Bu sayede bütün çakra ve enerji sistemleri aydinlanir,
temizlenir. Kundalini 1 alindiktan en az 2 gün
sonra verilmelidir.
Kundalini 3:
Kundalini Reiki Master seviyesidir. Önceki inisiyasyonlar kuvvetlendirilir,
bütün çakralar açilir, Kundalini
atesi daha da kuvvetlendirilip, taç çakrasina
kadar çikarilir, kundalini bütün
vücutta yükselir. Kundalini 2 inisiyasyonundan en az 5
gün sonra bu inisiyasyon yapilmalidir.
LIGHTARIAN REIKI
Yuksek Katlardaki Master Budanin ruhunun
ilham vermesi ve ögretisi ile ortaya çikan
Lightarian Reiki su anda mevcut enerji sistemleri içindeki
en güçlü ve etkili sifa verici tekniklerden
biridir.
Lightarian Reiki, Lightarian Enstitüsünün
kurucusu Jeannine Marie Jelmin, Yüksek Katlardaki Master
Budanin ruhuna kanal olmasi suretiyle, 1997
de ortaya çikmistir. JeannineninBudaya
kanallik ettigi sirada söyledigine gore
Reikinin, enerji titresiminin büyüklük
ve siddetine göre 8 degisik enerji bandi
mevcuttur ve Lightarian bunlardan 3 ile 8 inci sirada olan,
6 bandi içinde barindirir.
Birinci Band Usui sistem enerji çalismalarini
içerir. Usui sistemde enerji kullanimina uyumlanmis
kisiler kendi titresimlerini arttirmaya ve ruhen
gelismeye calisirlar.
Ikinci Banddaki enerji ile çalisan
kisiler Karuna temelli Reiki ve Lightarian Buddhic Boost gibi
enerjileri kullanirlar.
Üçüncü ile Sekizinci bant arasindaki
enerji çalismalari ise Lightarian Reiki
çalismalarini içerir. Enerji
calismalarini gelistirmek için
kisi mutlaka Usui temelli Reiki Master Seviyesinden baslamalidir.
Bedeni yavas yavas bu enerjiye alisinca,
2. band olan Lightarian Buddhic Boost veya Karuna Reiki ile devam
edip, kendini daha kuvvetli enerji titresimlerine hazirlamalidir.
Bundan sonra kisi artik çok kuvvetli titresimlere
sahip Lightarian Reikiye baslangiç yapabilir.
Master Buda tarafindan ögretilen bu çok kuvvetli
6 enerji bandina kisi yavas yavas , belli
zaman araliklari ile uyumlanir. Usui Temelli
master seviyesi denince Usui Reiki Master, Shamballa Reiki Master
veya Seichim Reiki Master gibi seviyeler akla gelmelidir.
Lightarian Reikinin bu 6 enerji bandinda
hiçbir sembol ögretilmemis ancak uyumlama
sirasinda ögretmen ve ögrencinin
zihnini tamamen bosaltip, temiz tutmasi istenmistir.
Egitim verilirken 4 seviyede verilir:
1. Seviye: Lightarian Reiki 1&2
2. Seviye: Lightarian Reiki 3
3. Seviye: Lightarian Reiki 4
4. Seviye: Lightarian Reiki 5&6
1 Seviye egitimde, Lightarian Reikinin temel
prensipleri ögretilir, Master Budanin ruhu
ögretmene ilk uyumlama için yol gösterir ve
ögrenci ilk Ligharian Reiki uyumlamasini
alir. Daha sonraki 3 seviye için ögrencinin
vücudu enerjiye alistirilir.
2. Seviye egitimde, Gaia yani Ana Dünya enerjisi
ile ögrenci arasinda bag kurulur.
3. Seviye egitimde Yaraticidan
çok yüksek titresimli, kuvvetli enerjileri bu
uyumlama için göndermesi istenir.
4.Seviye egitimde Master Sanandanin
ruhu ile iliski kurulur, ayrica Ana Dünya ve Yaraticidan,
Master Budanin ruhundan tekrar yardim istenir
ve ögrenciye sifa çalismalarinda
yardimci Kutsal Sifa Grubu olusturulur.
Her bir seviye uyumlama için 30 ar gün
araliklarla beklemek gerekmektedir.
Tera-Mai Reiki:
Tera-Mai Reiki sistemi Kathleen Milner tarafindan gelistirilmistir.
Kathleen Milner "Reiki&Other Rays of Touch Healing"
ve "Tera, My ourney Home" isimli kitaplarin yazaridir.
Bu sistemin ortaya çikisi,
onun daha önce çalistigi
Raku Kei Reiki'sinin evrim geçirmesiyle olusmustur.
Onun kendi anlayisi, inançlari
ve ilhamlari ile 3 yeni sembol ve yeni uyumlama sekli
ortaya çikmistir.
Kathleen, Reiki enerjisinin dünyanin bir
elementi olduguna inanir. Bunu tüm ögretisi
içinde Tera-Mai Seichem diye adlandirir. Tüm
sistem 4 elementin enerjisini tasir bunlar: Yeryüzü,
Hava, Su ve Atestir.
O'nun için, Reiki enerjisi çok fazla
dünya ile ilgilidir, halbuki Reiki anlayisinda
enerji bize Yüce Yaratandan gelir. Kathleen kendi sisteminin
tek gerçek Reiki sistemi olduguna inanir, patentini
almistir, bu sistemi ögretmek isteyen
kisi yalnizca bu sistem ile ugrasmali
ve yalniz bu sistemi ögretmelidir. Kendi egitiminden
sonra , onun sisteminin ögretmenleri uyumlamalari
karistirir, degistirir veya
eklemeler yaparsa hemen bu sistem ile ilgileri kesilir.
Karuna Reiki:
Son 10 yil içinde yalniz bizim
kisisel titresimlerimiz degismedi, ayrica
gezegenin titresim oranlari da degisti. Bu
titresimlerin artmasi, birçok yeni enerji ve
enerji ile yeni sifa tekniklerini de beraberinde getirdi.
Eskiden sifa uygulamalarinda kullanilan
ve çok kuvvetli gelen enerjiler, güçlerini yitirdiler.
Bu nedenle, yeni, daha kuvvetli sifa teknikleri arandi.
Karuna Reiki'si bu sebeple ortaya çikti.
Uluslararasi Reiki Merkezi Kurucusu William
Lee Rand, Karuna Reiki sistemini gelistirdi.. Bu sistem Kathleen
Milner'in, Tera-Mai adindaki Reiki sistemini temel alarak
kurulmustur. William bu sistemin sembollerini, sembollerin
kullanislarini, uyumlama seklini
ondan esinlenerek olusturmustur. Ancak üzerlerinde
degisiklikler yaparak, kalbi merkez alan bir sistem yaratmistir.
Karuna, Sanskrit bir kelime olup, Hindu, Budist ve
Zen rahiplerince kullanilmakta idi, anlami: sevecen,
merhametli, müsfik hareket demektir.
Karuna Reikisi ile Usui Reikisi arasindaki
en belirli fark Karuna enerjisi çok kesin, ve belirlidir,
sifa istenen noktaya çok daha iyi odaklanir.
Karuna 1, Karuna 2 ve Karuna Master seviyelerinde egitim verilir
Dis bakiminda
yapilan 30 büyük hata
Dis bakiminda 'sehir efsaneleri' ve kulaktan
dolma bilgiler bakimindan hayli zenginiz! Disleri
çizer diye macun kullanmayanlar, daha iyi temizler diye en
sert dis firçasini arayip
bulanlar, disleri kanadi diye sevinenler, 'çürükler
kalitsaldir, çarpik disler dogustandir'
deyip kaderine boyun egenler
Kimimiz protezleri çamasir suyuna
koyuyoruz, kimimiz agriyi keser diye dise
raki, tütün ya da tuz basiyoruz. Ama en
önemlisi de dis agrisindan duramayacak
hale gelinceye kadar dis doktoruna gitmeyi düsünmüyoruz
Hal böyle olunca da agiz ve dis sagliginda
sinifta kaliyoruz!
Medical Park Bahçelievler Hastanesi Agiz
ve Dis Sagligi Uzmani Dr. Ahmet
Mihmanli, agiz ve dis sagligi
konusunda yaptigimiz hatalari ve
topluma yerlesmis yanlis inanislari
anlatti:
1- SERT DIS FIRÇASI
DAHA IYI TEMIZLER: Iyi firçalamak;
firçanin sertligiyle degil, firçalama
teknigiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte dis firçalari
kullanilir. Çok sert firçalar,
disleri asindirabilir. Çok yumusak
firçalar ise disleri temizlemeyebilir.
2- SERT FIRÇALAMAK DISLERI
DAHA IYI TEMIZLER: Disleri sert
firçalamak; disleri temizlemek yerine, 'firça
çürügü' dedigimiz asinmalara
neden olur. Dislerin mine tabakasi asindigi
için, alttaki sari tabaka ortaya çikar
ve disler daha sari gözükür. Ayrica
sert firçalamak, dislerde hassasiyete ve dis
eti çekilmesine neden olur.
3- DIS MACUNUNU
FAZLA KULLANMAK DISLERI ÇIZER:
Dislerin mine tabakasinin çizilmesi;
macunun fazla kullanilmasiyla ilgili degil, kullanilan
macunun granüllerinin büyük olmasiyla ilgilidir.
O yüzden granülleri büyük olan macunlarin
uzun süreli kullanimindan kaçinilmali.
Firçanin üzerine konulan macunun miktari
ise 'mercimek tanesi' büyüklügünde olmali.
4- KARBONAT VE TUZLA FIRÇALAMAK
DISLERI BEYAZLATIR: Bu maddeler iri granüllü
oldugu için disin mine tabakalarini
çizer ve asindirir. Bunun sonucunda;
disin parlakligi gider ve yedigimiz
ve içtigimiz besinlerle, disler daha kisa
zamanda renklesmeye baslar.
5- SARI DISLER
DAHA SAGLAMDIR: Disin rengi disin saglamligini
belirlemez.
DIS FIRÇASI VE MACUN ISLATILMAZ!
6- DISLER, MACUN
VE FIRÇA ISLATILARAK FIRÇALANMALI: Dis
firçasi, firçalamaya baslamadan
önce islatilmamalidir. Çünkü;
firça killari islatilinca,
sertligini kaybeder. Macunun köpürmesi için
de yeterli sivi agizda mevcuttur.
7- MACUN KULLANMAYA BASLADIKTAN
SONRA DISLERIM ÇÜRÜDÜ:
Macun; disleri firçalarken sabun görevi
görür ve içeriginde dislerde biriken
mikroorganizmalari yok etmek için etken maddeler vardir.
Yani çürümeye neden olmaz.
8- ÇÜRÜKLER
GENETIKTIR, NE YAPARSAN YAP DISIN
ÇÜRÜR: Bireyler arasinda çürüge
yatkinlik farkli olabilir. Fakat kötü
beslenme aliskanliginin düzeltilmesi,
agiz hijyenine önem verilmesi ve düzenli dis
hekimi kontrolleri durumunda çürüge yatkinligin
bir önemi kalmaz.
DISLER KAHVALTIDAN
SONRA FIRÇALANIR
9- DISLER KAHVALTIDAN
ÖNCE FIRÇALANIR: Disler günde en az
iki kez, kahvaltidan sonra ve yatmadan önce firçalanmali.
Dis firçalama islemi bitince, dilin üst
kismi da yumusakça firçalanmali.
10- ESTETIK DIS
DOGUSTAN OLUR, ÇARPIK DISTEN KURTULUS
YOK: Dis düzeltme (ortodonti); disler agizda
mevcut oldugu sürece her yasta uygulanabilir. Ortodontik
tedavi sayesinde; disler mevcutsa, her yasta düzeltme
yapilarak, güzel gözüken dislere sahip
olunabilir.
11- HER BÜNYE IMPLANTI
KABUL ETMEZ: Implant; eksik olan dislerin yerine
çene kemigine yerlestirilen yapay dis kökleri
olarak tanimlanabilir. Sadece yara iyilesmesini etkileyen
bir sistemik hastalik ile kontrol altinda olmayan
kalp ve seker hastaligi varsa yapilmaz.
12- HAREKETLI PROTEZLER
ÇAMASIR SUYUNA KONURSA BEYAZLAR: Hareketli protezleri
çamasir suyuna koymak zararlidir.
Protezin kirilganligini artirir
ve protezin ömrünü azaltir. Protezler için
özel temizleme tabletleri vardir; onlar kullanilmali.
13- ÇEKTIRDIGIM
20 YAS DISININ YERINE DIS
YAPTIRMALIYIM: Çekilen 20 yas dislerinin
yerine protez dis yaptirmaya gerek yoktur.
DISINIZ
KANAYINCA SEVINMEYIN BIR DOKTORA GIDIN!
14- DIS RÖNTGENI
ÇEKTIRIRSEM ÇOK FAZLA ISIN ALIRIM:
Dis röntgenleriyle alinan radyasyon çok
azdir. Bu radyasyon dogada alinan radyasyondan
daha azdir.
15- BEYAZLATMA (BLEACHING)
DISLERI DAHA DA SARARTIR: Beyazlatma;
normal dis rengini daha da açmak için yapilir.
Beyazlatmanin ilk yapildigi dönemlerde;
kahve, çay ve sigara gibi disleri renklendirecek etkenlerden
uzak durmak gerekir. Beyazlatmayi yapacak hekimin tavsiyelerine
uyulursa, beyazlatmanin hiçbir yan etkisi yoktur.
16- DIS TASLARI
TEMIZLENDIKTEN SONRA DAHA ÇOK DIS
TASI OLUSUR: Düzenli ve dogru firçalama
dis tasi olusumunu engeller. Alti
ayda bir dis hekimi kontrolü sayesinde; iyi firçalayamadigimiz
alanlarda olusan dis taslari, hekim tarafindan
temizlenmis olur. Bunun da herhangi bir zarari yoktur.
17- DIS TASI
TEMIZLIGI DISIN MINESINE
ZARAR VERIR: Dis tasi temizligi
dogru uygulandigi takdirde minenin zedelenmesine
neden olmaz. Çünkü dis tasi
temizligi isleminde; dis dokusundan degil, dis
yüzeyine ait olmayan olusumlar (plak, dis tasi)
uzaklastirilir.
18- DIS FIRÇALARKEN
DIS ETLERININ KANAMASI IYIDIR:
Dis firçalarken görülen kanamalar,
dis eti iltihabinin belirtilerinden biridir.
Vakit geçirmeden bir dis hekimine basvurmak gerekir.
Dis etlerinin, kanamadan dolayi firçalanmamasi
sonucu, mevcut iltihabi durum siddetlenecektir. Hastalar kanama
olan bölgeyi daha iyi firçalamali ve dis
hekimine tedavi için basvurmali.
DIS HEKIMININ
KAS GÜCÜNE DEGIL UZMANLIGINA BAKIN!
19- SÜT DISLERI
NASIL OLSA DÖKÜLECEK DOLGU GEREKSIZDIR:
Süt disinin erken çekimi, alttan gelen daimi dislerde
çaprasikliga ve çene kemigi
gelisiminde bozulmalara neden olur.
20- ERKEK DIS HEKIMLERI
DAHA IYI DIS ÇEKER: Dis
çekimi belli prosedürler dogrultusunda uygulanan
bir islem olup, uygulanan kuvvetle alakali degildir.
21- ÇEKIM IÇIN
KULLANILAN LOKAL ANESTEZIKLER MORFINDIR BAGIMLILILIK
YAPAR: Dis hekimliginde kullanilan lokal
anestezik maddeler morfin içerikli degildir; aliskanlik
yapmaz. Morfin, tip alaninda sinirli
vakalarda kullanilan bir ilaçtir.
22- DIS ÇEKIMI
AVRUPA MALI MORFINLE YAPILIRSA AGRIMAZ: Günümüzdeki
lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmistir.
Avrupa mali olmasina gerek yoktur.
23- DIS AGRIYINCA
DISIN ÜZERINE ASPIRIN,
RAKI, KOLONYA, TÜTÜN VE TUZ KOYMAK AGRIYI KESER:
Alkol ve alkol içerikli maddelerin dis ve dis
eti bölgesine uygulanmasi sonucu dis etlerinde
'alkol-aspirin yanigi' denilen komplikasyonlara
neden olur. Dislerin üzerine uygulanan diger maddelerin
(tütün, tuz vb.) de agri kesici özellikleri
yoktur. Agri, ancak mevcut sorun giderildiginde ortadan
kalkar.
24- ÇÜRÜK DIS
ÇEKILDIKTEN SONRA PIS KAN AKITILMALIDIR,
ÇEKILEN DISIN YERINI
KANATMAK IYIDIR: Dis çekiminden
sonra, çekim bosluguna hastanin yaptigi
müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatilmasi
ya da pihtinin uzaklastirilmasi,
dis çekimi yapilan yerin iltihaplanmasina
neden olur. Olusan pihti korunmalidir.
HIÇBIR
PROTEZ KENDI DISINIZIN
YERINI TUTMAZ!
25- EN KOLAY ÇÖZÜM
ÇÜRÜK DISI ÇEKTIRIP
KURTULMAK: Çürük dis için mümkün
olan her türlü tedavi uygulanmali. Çünkü
ne fonksiyon ne de estetik yönünden hiçbir protez
kendi disinizden daha iyi olamaz.
26- AGIZ KOKUSU HERKESTE
OLUR VE GEÇMEZ: Agiz kokusu; dis
çürügü, dis eti hastaligi,
sindirim sistemi ile ilgili rahatsizliklar, sinüzit
ya da üst solunum yolu enfeksiyonlari kaynakli
olabilir. Bu hastaliklarin tedavisi sonucunda agiz
kokusu önlenebilir.
27- DIS TELI
SADECE ÇOCUKLARDA KULLANILIR: Ortodonti (tel tedavisi)
alanindaki son gelismeler sayesinde; tel tedavisi sadece
çocuklara degil, eriskin hastalar için de
uygulanabilir.
28- HER HAMILELIK
BIR DIS GÖTÜRÜR: Her hamilelikte
dis kaybinin gerçeklesmesi söz
konusu degildir. Agiz bakiminin
tam olarak saglanamamasi, tedavi edilemeyen çürüklerin
varligi ve dis eti hastaliklarinin
ilerlemesi durumunda dis kayiplari görülür.
29- HAMILELIKTE
DIS ETLERI KANAR ÇÜNKÜ DISTEN
KALSIYUM ÇEKILIYORDUR: Hamilelikteki
dis eti kanamasi, disten kalsiyum çekilmesi
nedeniyle olmaz. Kanamanin nedeni; agiz bakiminin
yeterli saglanmamasi durumunda hamilelikteki hormonal
degisiklikler sonucu dis eti iltihabinin
olusmasi ya da mevcut dis eti iltihabinin
siddetlenmesidir.
30- HAMILELIKTE
DIS TEDAVISI BEBEGE ZARAR VERIR:
Acil olan dis tedavileri, hamileligin her döneminde
yapilabiliR
Melatonin
Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23.00 ile 05.00 saatleri
arasinda salgilanan bir hormondur.
Hormonun temel görevi vücudun biyolojik
saatini koruyup ritmini ayarlamak, Jetlag denilen hadisenin sebebi
de bu hormon.
Hormon diger aktioksidan tesirlerini de güçlendiriyor,
kanserli hücrelere karsi koruma sagliyor,
üreme sistemiyle baglantisindan tutun da
yorgunluk, isteksizlik gibi durumlarin nedenlerini de olusturabiliyor.
Su anda bu hormon yaslanmayi geciktirici
etkisinden dolayi da üzerinde önemle durulan bir
hormon. Isin can alici noktalarindan
birisi hormonun çocuklar üzerindeki tesiridir. Avrupa
da lösemili ve kanserli çocuk sayilarinin
artmasindan ötürü yapilan arastirmalar
sonucunda ailelerden istenen bir husus da çocuklarin
kesinlikle karanlik ortamlarda yatirilmalari.
Çünkü melatoninin güçlü
salgilanmasinin kansere karsi
koruyucu etkisi oldugu biliniyor. Ancak, bu hormon isiga
duyarli.
Deneylerde uyuyan kisinin hormon salgisi
izlenirken isik açildiginda
hormonun azaldigi, karanlikta yogun
olarak salgilandigi tespit edilmis
bilimsel bir gerçek.
Lütfen karanlikta yatin ve Çocuklariniz
uyurken isigi kapatin...
Unutmayin körlerde kanser olma orani
sifira yakindir
Doktorunuza 3 soruyu mutlaka
sorun
Hastalar hekimebasvurduklarinda, çekindiklerinden,
utandiklarindan veya heyecandanhastaliklariyla
ilgili sorulari soramiyor. Ya da sormalari
gerekensorular hakkinda bilgi sahibi olamayabiliyor.
Merakettiklerini soramadiklari için
de tedaviye uyumda sikintiyasanabiliyor.
Acibadem Saglik Grubu'ndan Prof. Dr. Erdal Akalin,hastalarin
doktorlarina su üç soruyu mutlaka sormalarini
öneriyor :
1) Benim hastaligim nedir?
2) Bu hastalikla ilgili ne yapmam gerekiyor?
3) Bunlari neden yapmaliyim?
Prof.Dr. Erdal Akalin, sunlari söylüyor:
Kronik hastaliklar Türkiye'de çokfazla
gündeme gelmiyor. Bu konuda bilgilenmede eksiklikler var. Gençbir
nüfusa sahibiz, bundan dolayi da daha saglikli
kalacagiz diye biranlayis var. Oysa Saglik
Bakanligi'nin 2006 yili raporuna
göre,Türkiye'de 22 milyon kisinin kronik hastaligi
var. Bu rakamin yasamsartlarindan dolayi,
gelecek yillarda daha da artmasi bekleniyor. Bazikronik
hastaliklar var ki, ancak komplikasyonlar ortaya çiktiktan
sonrafarkina varilabiliyor. Hipertansiyonda hasta
uzun süre durumunubilmeyebiliyor. Ancak kalp hastaligi
ve böbrek hastaligi ortayaçiktiginda
hipertansif oldugunu anlayabiliyor.
KRONIK HASTALIKLARA ÖZEL EGITIM
PROGRAMLARI GEREKIYOR
Saglikharcamalarinin yüzde 75'i kronik
hastaliklara gidiyor. Bu nedenleülkemizde hem saglik
okur yazarliginin artirilmasi,
hem de kronikhastaliklar hakkinda egitim programlarinin
düzenlenmesi gerekiyor.Prof. Dr. Erdal Akalin, saglik
okur yazarligi ve kronik hastaliklariyan
yana getirince, yetersiz saglik okur yazari olan
kisilerde kronikhastaliklarin tedavisinin çok
daha güç oldugunu vurguluyor. Çünkü
buhastalarin büyük çogunlugu, kendilerinin
yapmasi gereken seylerianlamakta güçlük
çekiyor. Tedaviyi yarida birakirlarsa,
vücutlarindahangi zararlarin ortaya çikacagini
anlamakta zorlaniyor. Bu nedenlesaglik okur yazarligi
ve kronik hastaliklara karsi egitim birbirindenayri
düsünülmemesi gereken iki kavram.
ABD VE INGILTERE SAGLIK
OKUR YAZARLIGINA ÖNEM VERIYOR
Amerika'dasaglik okur yazarligi ile
ilgili iki bölüm kurulmus. Ingiltere'de dedevlet,
saglik okur yazarligi konusunda özerk
yapiya sahip bir ajanskurmus durumda. Ülkemizde
saglik okur yazarliginin ne
durumda oldugunailiskin net veriler yok. Bu nedenle Acibadem
olarak Türkiye'de saglikokur yazarligi
ve kronik hastaliklara karsi egitim konusunda
öncülükyapmak istediklerini anlatan Prof. Dr. Erdal
Akalin, söyle konustu:Biz bu konuda
Acibadem disinda da etkili bir merkez
kurabilirsekbasarili olacagiz. Baslangiçta
kendi hastalarimiza sonra da digerkronik hastaligi
olan kisilere ulasmayi hedefliyoruz. Saglik
hizmetisunmadaki sorumluluk, sadece tedavi hizmetini yerine getirmeklebitmiyor.
Hasta olan ve olmayan kisilerin de egitilmesi önem
tasiyor.Saglikli kalmanin
yolunu bilmemiz lazim.
HEKIME GITMEDEN ÖNCE SORULARINIZI
YAZIN
Saglikokur yazarligi hekime gitmeden
önce neler yapilmasi gerektigininbilinmesi
anl*** geliyor. Gelismis ülkelerde kronik hastaligi
olankisilere, hekime gitmeden önce hazirlanin.
Hekimin muayenesinden sonrada gerekli sorulari sormus
ve cevabini almis olarak ayrilin
tavsiyesiveriliyor.
Hastalarin doktora gitmeden önce su hazirliklari
yapmasi gerekiyor?
-Diyabet, hipertansiyon gibi hayat boyu ilaç
kullanmasi gerekenhastalarin, hekime gitmeden önce
akillarindaki tüm sorulari yazmasiönemli
- Hastanin hekime giderken mutlaka ilaçlarinin
listesini götürmesi gerekiyor
- Hastalarin kontrol randevusuna gitmesi, hekimin tedavinin
basarili mi basarisiz
mi olup olmadigini görmesi
açisindan gerekli
- Hastalar muayeneye giderken yanlarinda hekimin söylediklerini
dinleyip anlayacak birini götürmeli
-Hekimin önerilerinin çok iyi dinlenip, gerek görülüyorsa
not edilmesi,ilaç dozlarinin ve ne zaman alinacaginin
ayrintili bir sekildesorulmasi
hayati önem tasiyor
Kahve ve agri
kesiciyi birlikte almayin
Kahve ve agri kesiciyi birlikte almayin
Doktorlar, agri kesicilerin çok
miktarda kahveyle birlikte alinmamasi konusunda uyariyor
WashingtonÜniversitesi uzmanlari, paracetemol türü
ilaçlarin yüksek miktardakahveyle tüketilmesi
sonucu kandaki zehirli maddelerin oranini 3 katartigini,
bunun da karaciger tahribatina yol açtigini
ortaya çikardi
10 Soruda "Grip"
Salgini!
Grip hakkinda en çok
sorulan 10 soru ve yanitlari.
1. Grip nedir?
Grip; ates, öksürük, bas agrisi,
halsizlik ve kas agrilari ile seyreden akut bir
virüs hastaligidir.
2. Soguk alginligindan ve diger
solunum sistemi hastaliklarindan farki nedir?
Grip;ülkeler ve kitalar arasi yayginlasma
özelligine sahip olan bir hastalikolarak ciddi akciger
hastaliklarina yol açabilmesinden dolayi
sogukalginligindan ve diger solunum
sistemi hastaliklarindan çok dahafarklidir.
3. Soguk alginligi ile benzer özellikleri
var midir?
Gripve soguk alginligi bulasma
sekilleri belirtiler yönünden benzerlikgösterebilir.
Gripte bas agrisi, kas agrilari
ve ates daha önplandadir.
4. Medikal tedavide ne tür ilaçlar kullanilir?
Grip tedavisinde bazi antiviral ilaçlar kullanilabilir.
Ancak antibiyotik önerilmez.
5. Gripten korunma yöntemi nedir?
Grip(influenza) asilari gripten korunmanin
en güvenli yollarindan biridir.Bu asilar
ülkemizde de uzmanlar tarafindan basari
ile uygulanmaktadir.
6. Asi ne zaman ve nasil uygulanmalidir?
Eylül-Aralik aylari arasinda tek doz olarak
üst kolun dis yüzeyine uygulanir.
7. Herkes için dozaj ayni mi olmalidir?
Bebekler ve küçük çocuklar için de
asi uygulama sekli ve doz ayni midir?
Bebeklerve küçük çocuklarda uylugun
ön yüzünden kas içine yapilabilir.
Dahaönce asilanmis 9 yas alti
çocuklara 1'er ay ara ile 2 dozönerilmektedir.
8. Gebelikte asi yapilmasi dogru
mudur?
Dogrudur. Gebeler de asilanmasi gereken
grup içinde yer alir. Ama mutlaka bir uzmanin
kontrolünde olmalidir.
9. Grip basladiginda hastalik riskinin
arttigi gruplara da asi uygulanabilir
mi?
Uygulanabilir.Astim, kronik akciger veya kalp hastaligi,
seker hastaligi, böbrekyetmezligi,
kan hastaligi gibi bir hastaligi
olanlar bu gruba dahilkisilerdir.
10. Grip asisi olmasi gereken grup içinde
baska kimler vardir?
Saglikpersoneli (doktor, hemsire, vb. personel),
huzurevi ve kronik bakimünitelerinde çalisanlar,
ev hemsireleri, 65 yas ve üzerindekiler, disülkelere
seyahat edecek olanlar
Sigara biraktiran
en etkili tedavi yollari
Sigara biraktiran en etkili tedavi yollari
Tiryakilerin sigarayi birakma sürecinde
en büyük sorunu olan nikotin yoksunluguyla bas
edebilmek için pek çok alternatif var
Sigarayibiraktirma polikliniklerine
basvuran her tiryakiye uygun bir tedaviseçenegi
sunuluyor. Nikotin sakizlari ve bantlarindan,
burun spreyine,tablet ilaçlara kadar sigarayi birakmada
yardimci pek çok tedavialternatifi mevcut.
Tüm tedavilerin temeli ise vücuttaki nikotinyoksunlugunu
kaldirmaya dayaniyor.
Iste bilimselligi kanitlanan, doktor ve
saglik personeli kontrolünde kullanilmasi
gereken yöntemler.
NIKOTIN SAKIZI
Ikiformu olan nikotin sakizi, günde 25
adetten az sigara içenlerde 2miligram, 25 ve daha fazla içenlerde
ise 4 miligramlik formlar olarakveriliyor. Günde en
fazla 24 adet çignenmesi öneriliyor. Iki
sakizarasinda ise en az yarim saat ara birakilmasi
tavsiye ediliyor.
8- 12 hafta kullanilmasi yeterli olurken gerektiginde
süreuzatilabiliyor. Nikotin sakizinin
içerdigi nikotin, yanaktan emiliyor.Bu nedenle sakizin
çigneme teknigi önemli. Yavas yavas
bir kaç kezçignedikten sonra yanagin
iç yüzünde yapistirilip
bir süre kalmasigerekiyor. Sonra tekrar çignenmesi
ve yine yanaga yapistirilip
yaklasik20 dakika bu islemin sürdürülmesi
gerekiyor. Sigarayi birakip istahiartanlarda
ayni zamanda yemek yeme istegini azaltiyor.
Nikotinsakizi kullanacak kisilere genellikle
sigara içimini tamamen durdurmasive düzenli olarak
(sabah uyanmasindan itibaren 8 - 10 saat sonrasinakadar)
sakizi her saat çignemesi öneriliyor.
Bir yilda sigarayi biraktirma orani
yüzde 29. En sik rastlanan yan etkileri agiz
irritasyonu, çenede agri, hiçkirik
ve bulanti.
NIKOTIN BANDI
Nikotinbandiyla vücuda saatte 1 miligram nikotinin kontrollü
olarak verilmesisaglaniyor. 24 saatte bir ve 16 saatte
bir kullanilan iki formubulunuyor. Nikotin bandindan
sigara içimiyle alinan nikotin miktarininyüzde
50?si organizmaya geçiyor. Günde 15 adetten fazla sigaraiçenlerde
21 miligramlik formuyla baslanip 4 hafta devam
edilmesi, dahasonra ikiser hafta süreyle sirayla
14 miligram ve 7 miligram olaraktedavinin 8 haftaya tamamlanmasi
öneriliyor. Günde 10 - 15 adetten azsigara içenlerde
daha düsük dozlarda baslanabiliyor.
Bantintercihen sabah, üst kola, omuz etrafina
veya gövde ön yüzünde tüysüzbir bölgeye
uygulanmasi ve her gün yerinin degistirilmesi
gerekiyor.Tedavide en önemli nokta, bant kullanan hastanin
sigara içmemesiningerekliligi.
Yan etkileri az, hafif veya geçici. Ancak uygulamayerinde
alerjik reaksiyon, ritm bozuklugu, bas agrisi,
soguk alginligibenzeri belirtiler,
uykusuzluk, bulanti, kas agrisi, sersemlik,
dahanadir olarak da karin agrisi, öksürük,
anormal rüya görme, anksiyete veduygusal degisiklikler,
kabizlik ya da ishal, eklem ve sirt agrisigörülebilir.
NIKOTIN BURUN SPREYI
Iki burun deligine de birerkez püskürtülen
sprey, saatte 1 - 2 doz, en fazla 5 doz öneriliyor. 3 -6 ay
süreyle kullanilabiliyor. En yüksek seviyeye 5
- 10 dakikadaulasiyor. En sik karsilasilan
yan etkileri burun ve bogaz irritasyonu,öksürük,
aksirik, sürekli göz ve burun akintisi,
sinüzit, çarpinti vebulanti.
ILAÇ TEDAVISI
(BUPROPION HCL)
Nikotin yoksunlukbelirtilerinin azalmasini saglayan
''bupropion'' etken maddeli ilaç,ayni zamanda kilo
alma oranini da düsürüyor. 8
hafta ile 6 ay arasindadegisen süreyle kullanilabilen
ilaç tedavisine, sigara birakilmadanönce
baslaniyor. Ilk 3 - 4 gün farkli
dozlarda kullanilarak, 7 - 14 güniçinde bir sürede
hedef birakma günü belirleniyor. Ilaç
tedavisinedevam edilirken sigara birakiliyor
ve tedavi ayni dozda sürdürülüyor.Yan
etkileri siklikla basagrisi,
uykusuzluk, ve agiz kurulugu olarakgörülüyor.
Piyasaya yeni çikacak olan bir diger ilaç
olan''varinicline'' etken maddeli ilaç ise beyinde ayni
nikotin etkisigösterebilecek. Sigarayi biraktirma
basari orani ise yüzde 40 -50?lerle ifade
ediliyor. Ilacin 2 - 3 ay kullanilabilecegi
ancak 6 ayakadar da tedavinin uzatilabilecegi belirtiliyor
KIRAZIN AGRI
KESICI ETKISI ASPIRINDEN
FAZLA
Kirazinagri kesici etkisi aspirinden
on kat daha fazla!Yapilan her yeniarastirma,
meyve ve sebzelerin sifa deposu oldugu gerçegini
açikçaortaya koyuyor. 20 kirazda 12-25 miligram
arasi antosiyanin maddesibulunuyor ve bu maddenin agri
kesici etkisi aspirinden on kat dahafazla.
Vitamin ve mineral deposu olan meyvelerin faydalarisaymakla
bitmiyor. Yaz aylarinin vazgeçilmez meyvelerinden
biri olankiraz, güçlü bir agri kesici.
20 kirazda 12-25 miligram arasiantosiyanin maddesi bulunuyor
ve bu maddenin agri kesici etkisiaspirinden on kat daha
fazla. Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesidahiliye uzmani
Dr. Mustafa Sahin, vücudun baslica düsmani
olankolesterolün hiçbir meyvede bulunmadigini
söylüyor. Dr. Sahin,meyvelerin dogal seker
içerdigini, ne kadar çok meyve tüketilirsebeyindeki
sinir hücrelerinin de o kadar gelistigi ve meyve
yemeninhafizayi canlandirdigini
belirtiyor. Meyvelerin mükemmel lif kaynagioldugunun
altini çizen Sahin, vitamin ve mineral
açisindan çok zenginolan meyvelerin
kalorilerinin az oldugunu ve kilo aldirmadigini
ifadeediyor.
Kolesterolü ve kan sekerini düsüren kirazin,
kabizligi dagiderdigini vurgulayan
Sahin, kirazda bulunan flavanoidlerin vücuttakizehri
temizledigini ve antioksidan etki yaptigini
kaydetti. Kirazinnikotinin vücuttan atilmasina
yardimci oldugunu bildiren Sahin,"Böbreklerin
tas ve kum yapmasini önler ve varsa zamanla
döker. Safrakesesi tasinin dökülmesine
de yardimci olur. Ayrica yüzde olusansivilcelerin
giderilmesini saglamaktadir." dedi.
Hangi meyve neye faydali?
Çilek:Strese iyi geliyor, sakinlestirici etkisi var.
Sigara dumanininetkilerini azaltiyor. Çocuk
felci ve agiz-deri yaralarina yol açanvirüsleri
öldürücü etkisi bulunuyor. Kansere yakalanma
riskiniazaltiyor, mide ve bagirsak zayifliklarini
gideriyor. Safra kesesihastaliklarina iyi geliyor
ve yüksek atesi düsürüyor. Dislere
ve disetlerine iyi geliyor, dis taslarinin
olusmasini engelliyor ve cildecanlilik
kazandiriyor.
Karpuz: Böbregi temizliyor, astim,
damartikanikligi, diyabet, kolon kanseri ve kireçlenme gibi
hastaliklara iyigeliyor. Bagisiklik sistemini güçlendiriyor.
Karpuz çekirdeklerindekicucurbocitrin adli madde, kan basincini
düsürmeye ve düzenlemeyeyardimci oluyor. Kabugundaki
çinko, iktidarsizliga iyi geliyor.
Kavun:Kani temizliyor ve antioksidan
özelligi bulunuyor. Endise veuykusuzluga iyi geliyor, bagirsak
ve cilt kanserine karsi tavsiyeediliyor.
Seftali: Kalp rahatsizliklarina ve kansere
karsi koruyor. Sindirim sistemini çalistiriyor
ve hazmi kolaylastiriyor.
Kayisi:Kansizliga iyi geliyor. Güzel
bir cilt ve saç için olumlu etkileribulunuyor. Özellikle
akciger kanseri, kalp hastaliklari ve kataraktinönlenmesinde
yardimci oluyor. Kemik erimesini önlüyor, sinirlerigevsetiyor
ve uyku veriyor. Kabizlik çeken ve sindirim sisteminde sorunyasayanlar
için faydali. Sabahlari aç karnina yenilen kuru kayisi,sindirim
açisindan faydali olmanin yani sira cilde de canlilik katiyor.
Muz: Kalp ve kas sistemine yararli.
Yorgunluga ve ishale birebir.Yüksek tansiyonu önleyici
özellige sahip. Uykuyu düzene sokuyor, ülseriönlüyor
ve ülser yaralarinin tedavisine yardimci oluyor. Kolesterolüdüsürüyor
ve migren agrisina faydali. Böbrek ve eklemlerdekiiltihaplanmalarda
tedavi edici özellige sahip.
Kivi: Basli basina bir C vitamini deposu.
Bir adet kivide günlük alinmasi gereken
C vitamini ihtiyacindan fazlasi bulunuyor.
Visne:Seker orani kirazdan düsük
oldugu için daha az kalori içeriyor. Atesidüsürüyor
ve susuzlugu gideriyor. Koyu renkli visneler, açik renklilereoranla
daha fazla mineral içeriyor.
Armut: Kalp, damar sagligi,alçak
kan basinci ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleribarindiriyor.
Üzüm: Böbreklerin çalismasini uyarip kalp
atisinidüzenliyor. Karacigeri temizliyor. Siyah üzüm,
kabuklari veçekirdekleriyle yenirse hücre yeniliyor.
Sindirimi kolaylastiriyor,kansizligi gideriyor ve bebeklerin gelisimi
için çok faydali. Incir:Bagirsaklari çalistiriyor,
enerji veriyor ve cinsel güce yardimci.Yüksek kan basincini
düsürüyor, kemik yogunlugunu artiriyor
Maden Suyunu daha sIk tüketin
Madensuyu konusunda zengin kaynaklara sahip olan ülkemizde
maalesef tüketimçok yetersiz. Oysa maden sulari,
bol mineral içerikleriyle sagligimiziçin
oldukça yararli
Yurtdisiseyahatlerinde su istediginiz zaman
eger belirtmediyseniz geneldeönünüze maden suyu
gelir veya garsonun ''gazli mi, gazsiz mi?''
sorusuile karsilasirsiniz.
Çünkü Avrupa Ülkeleri ve Amerika?da maden
suyutüketimi çok yaygin ve bu konuda yerlesmis
önemli bir aliskanlik var.AB ülkelerinde
yillik 150 litre olan maden suyu tüketimi Türkiye?deyaklasik
dört litre.
Maden suyu nedir? Maden suyu jeolojik vefiziksel olarak
koruma altinda tutulan yeralti sularindan elde
edilmisçözünmüs kati madde
içerigi toplam 250 ppm?den daha az olmayansulardir.
Çözünmüs mineral tuzlari, elementler
ve gaz içerirler.Mineralli sulari diger sulardan
ayiran özellik, kaynagindan eldeedildigi
anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementleriçermeleridir.
Her maden suyu farkli miktarda mineral içerebilir.
Türkiyemaden suyu konusunda zengindir. Ancak Istanbul
Üniversitesi TipFakültesi Tibbi Ekoloji
ve Hidroklimatoloji Anabilim Dali Baskani Prof.Dr.
Zeki Karagülle?nin açiklamalarina göre;
Türkiye?deki kaynaklarinyüzde 99?u bosa akiyor.
Ülkemizde 225 adet normal mineralli sukaynaginin
bulunmasina ragmen bu kaynaklardan çikan
suyun sadece 24?üsiseleniyor. Bu kaynaklarindan
çikan günlük 63 milyon litre dogalmineralli
suyun 630 bin litresi degerlendirilebiliyor. Türkiye?desifali
325 termal su, 225 maden suyu ve 75 içmece grubu bulunuyor.
Soda ile maden suyu farklidir
Madensulari kalsiyum, klor, magnezyum, sodyum, potasyum gibi
vücut içinönemli birçok mineral içerir.
Özellikle terle sivi ve elektrolitkaybinin
arttigi yaz aylarinda, spor yapanlarda,
sik seyahat edenlerdeiyi bir seçimdir. Ancak maden
suyu ile soda karistirilmamalidir.
Madensuyu yerin en derin katmanlarindan çikar.
Çiktigi yerin jeolojiközelliklerini
tasir ve magmadan aldigi karbondioksit
gazinin basincivasitasiyla
yeryüzüne çikarlar. Yeryüzüne
çikarken geçtiklerikatmanlardan mineralleri
de alarak yol alirlar. Bu sebeple mineralcezengin ve dogal
bir içecektir.
Tüm maden sulari dogal olarak minerallerden zengindir.
Yeraltindaolusma süreçlerinde
hemen hepsi degisik düzeylerde kalsiyum, magnezyumve
sodyum, bazilari da florür içerir. Bu
mineraller insan sagligi içinyasamsal
önem tasirlar. Kalsiyum; kemik ve kalp-damar sagligi
ve siniruyari iletimi, magnezyum; kalp, kas ve sinir sagligi
ve enerji üretimi,sodyum; su-elektrolit ve asit- baz dengesi,
sindirim destegi ve uyariiletimi, florür de dis
ve kemiklerde yasamsal islevler görür.
Minerallerin,mineralli sulardan emilerek vücuda
alinmalari ve söz konusu islevlerdekullanilmalarinin
(biyo-yararlanimlarinin) diger dogal
besin kaynaklarive yapay farmakolojik destek preparatlarindan
daha yüksek oldugu sonyillarda yapilan çalismalarda
gösterildi. Özellikle kadinlaraosteoporozun önlenmesi
ve tedavisi açisindan ergenlik döneminde
isekemik ve dislerin büyümesine destek olmasi
açisinda tercih edilebilir.
Egzersiz sonrasi içilebilir
Minerallisu aktif yasam, spor ve egzersizde dogal su destegidir.
Sagliginkorunmasi ve gelistirilmesinde
dengeli ve yeterli beslenmenin yanindagünlük fiziksel
aktivitelerin artirilmasi ve çesitlendirilmesininyararlari
günümüzde giderek daha iyi anlasiliyor.
Sportiffaaliyetlere katilma, egzersiz yapma,
yürüme ve kosu gibi aktivitelerekatilma günümüz
insaninin saglikli aliskanliklari
arasinda daha çok yeraliyor. Bu arada, tüm
bu aktiviteler sirasinda terlemeyle olusan su
vemineral kaybi unutulmamalidir. Bu su ve mineral
kaybinin karsilanmasiyasamsal
önemdedir. Bu konuda mineralli sudan faydalanilabilir.Böylece,
kaybedilen vücut suyu yerine konuldugu gibi, artan kas
vehücre metabolizmasi yeterli miktarlarda minerallerle
desteklenir veyasamsal önemdeki su-elektrolit dengesi
korunur. Sudaki mineraller ve saglik açisindan
önemleri Kalsiyum Kemik, dis ve kalp sagligi,
kan pihtilasmasi, sinir uyari
iletimi
Magnezyum Kalp, kas ve sinir sagligi ve enerji
üretimi
Sodyum Su-elektrolit dengesi, sindirim destegi, asit-baz dengesi,
uyari iletimi
Potasyum Hücre metabolizmasi, su dengesi
Florür Dis ve kemik sagligi
Iyodür Troid bezi fonksiyonlari destegi
Klorür Su-elektrolit dengesi, sindirim destegi
Bikarbonat Mide fonksiyonlari, kan ve idrarda asit-baz dengesi
Sülfat Kalin bagirsak fonksiyonlari,
safra kesesi ve fonksiyonlarinin uyarilmasi
Karaciger Kisti nasil
anlasilir?
Karaciger kist hidatigi bir tür parazitin
olusturdugu bir hastaliktir. Halk arasinda
köpek kisti diye bilinir.
Buparazit; kurt, çakal, köpek gibi hayvanlarin
barsaklarinda yasar.Parazitin yumurtalari kurt,
çakal, köpek gibi hayvanlarin diskisi
iledisariya atilir.
Parazitin evriminde rol oynayan küçükbas
vebüyükbas hayvanlar ve bazen de insanlar bu parazit
yumurtasi ilebulasik gidalari
( et, su ,sebze) yediginde yumurta onlarinbarsaklarina
geçer ve barsakta kurtçuk açiga
çikarak, kan dolasiminakarisir
ve vücudun degisik yerlerinde, en sik da karacigerde
yerleserekgiderek büyüyen kistler meydana getirir.
Buna hidatik hastalik diyoruz.Genel Cerrahi Uzmani
Op. Dr. Bülent Koç, Mynet okurlari için
yazdi.
Parazit kendine nasil bir üreme alani bulur?
Bukistlerin içinde binlerce parazit olusturacak
kurtçuklar mevcuttur.Daha sonra bu kistlerden içeren
organlarin kurt, çakal, köpek gibihayvanlar tarafindan
yenmesi ile kurtçuklar tekrar bu hayvanlarinbarsagina
ulasir ve burada geliserek eriskin parazit
haline gelir.Baska bir deyisle parazitin üremesi
için böylesine bir döngüye ihtiyacivardir.
Insanda nasil
ortaya çikar?
Insan da butabloda zaman zaman bir arakonak
vazifesi görebilmektedir. Egerparazitin yumurtasinin
bulastigi maddeler ( gida, su ) agiz
yolu ilealinirsa, yumurtalar barsakta açilir
ve içinden çikan parazitkurtçuklari
ayni sekilde insanda da kistler olusturur.
Karaciger kist hidatigi insandan insana bulasir
mi?
Karaciger kist hidatigi insandan insana bulasmaz.
Insan diskisinda bulunmaz. Ancak
bir sekilde parazityumurtasi bulasmis
kirli gidalar ailedeki diger kisiler tarafindanalinabilir
ve dolayisiyla hastalik ailenin degisik
fertlerinde deortaya çikabilir.
Hastalik nasil
bir gelisim gösterir?
Hastalik,% 75-80 karacigere yerlesir.
Daha az siklikla akciger, karin içi
digerorganlar ve beyinde görülebilir. Olay nerede
olursa olsun, parazitinyerlestigi yerde giderek büyüyen
içi basinçli bir sivi
ile dolu kistolusur.
Hastalik karacigerde hasar olusturur
mu?
Hastalikkaracigerde direkt olarak hasar
olusturmaz. Genellikle karacigerdokusunu iterek kendine
yer açtigindan karaciger hücrelerifonksiyonlarina
devam ederler.Kist büyüdükce etrafindaki karacigerdokusunu
sikistirip baski yaparak
fonksiyonunu bozmaya baslar.
Karaciger kist hidatigi
ne gibi sikayetlere neden olur? Kendini nasil belli
eder?
Karacigerkist hidatigi hastaliginin
özgün bir sikayeti yoktur. Kist karacigerdebir
ya da birden fazla olabilir. Küçük kistler genellikle
sikayetnedeni olmaz. Hastalik genellikle baska
nedenlerle yapilangörüntülemelerde ortaya
çikar. Daha büyük kistler ise sag tarafta
agri,dolgunluk hissi gibi sikayetler olusturur.
Kist kendi haline birakilirsa ne olur?
Genelliklegiderek büyür ve istenmeyen olaylara
neden olur. Bunlar kistin içindebakterilerin üremesi
ve karaciger apsesi haline gelmesi; kistin safrayollarina
baski yapmasi ile olusan sarilik
ile kistin delinme veyirtilmasidir.
Karacigerdeki kist kendi
kendine patlar mi?
Kistinkendi kendine patlamasi ve delinmesi nadiren
görülebilir. Daha ziyade o bölgeye gelen ani ve siddetli
darbeler ( kaza, yumruk... ) böyle biryirtilmaya neden olabilir
Kistin yirtilmasi
tehlikeli mi?
Böylebir durumda iki tablo çok önemlidir.
Birincisi, kist içerigi antijeniközellik tasir,
yani siddetli, hayati tehdit edebilecek allerjikreaksiyonlar
olusturabilir. Ikincisi ise kist içerigi
bütün karinboslugu içerisine yayilarak
yaygin hastalik halini alabilir. O zamanhastalik
karin içindeki barsaklarin çalismasini
güçlestirir,asiri agriyapabilir.
Tani nasil konur?
Karaciger kistlerindetani, ya karin
üst kisimlarinda agri ve dolgunlugu
olan, veya baskanedenlerle tetkik istenen hastalarda kistin
ultrasonografi,tomografiveya emar ile tesbit edilmesiyle konur.
Hastalik ilaçla tedavi edilebilir mi?
Ilaçla tedavi yoktur ama parazite etkili
oldugu bilinen ve diger tedavi yöntemlerine yardimci
ilaçlar mevcuttur.
Hastaligin
tedavisi nedir?
Hastaliginstandart tedavisi cerrahidir.
Cerrahi yöntem ise, kistin büyüklügü,karacigerdeki
yeri, sayisi, komplikasyon olup olmamasi gibidegiskenlere
göre belirlenir. Uygun vakalarda igne ile aspirasyon,laparoskopi
gibi teknikler denenebilir ancak bu islemler esnasindaanaflaksi
dedigimiz,ölümcül olabilecek asiri
allerjik reaksiyonlarolusabilmektedir
Sezaryen neden tercih edilmemeli?
Doktorlar, sorun olmadigi sürece
sezaryenle dogumun tercih edilmemesi gerektigini söylüyor.
Bu gerçege ragmen özel hastanelerde sezaryenle
dogum yüzde 80'lere kadar çikmis
durumda.
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun normal doguma göre sezaryene
iki kat fazla para ödemesi, özel hastanelerde bu yöntemle
dogum oranini yüzde 80'lere çikardi.
Uzmanlar sezaryendeki artisi SGK'nin
fiyat tarifesinin yani sira yeni yasalarda hata yapan
doktora cezai yaptirimlarin uygulaniyor
olmasi ve sürenin kisaliginin
da etkiledigini ifade ediyor. 2003 yilinda yapilan
Türkiye Nüfus ve Saglik Arastirmasi'na
göre o dönemde sezaryenle dogum orani yüzde
21,2 idi.
Kadin dogum uzmanlari, sezaryenle yapilan
dogumlarin üçüncü çocuktan
sonra riskli hale geldigini belirtiyor. Istanbul Tip
Fakültesi Kadin Hastaliklari ve Dogum
Anabilim Dali Ögretim Görevlisi Prof. Dr. Erkut
Atar, ideal bir kadinin yapmasi gerekenin normal
dogum oldugunu belirtiyor. ABD'de üçüncü
çocuktan sonra sezaryene sinirlama getirildigini
kaydeden Atar, sezaryenle dogumun normale göre çok
az olduguna dikkat çekiyor.
Kozyatagi Central Hospital Genel Müdürü
Mehmet Kara'ya göre, SGK'nin uygulamasi degismedigi
müddetçe bu sekilde yaptirilan dogumlar
artarak devam edecek. SGK su anda normal doguma ortalama
300 YTL, sezaryenle yapilan doguma 600 YTL paket ücreti
ödüyor.
Doktorlar sezaryene yöneliyor
Uzmanlar sezaryendeki artisi SGK'nin
fiyat tarifesinin yani sira yeni yasalarda hata yapan
doktora cezai yaptirimlarin uygulaniyor
olmasi ve sürenin kisaliginin
da etkiledigini ifade ediyor. Sezaryen, sivi azalmasi,
kordon dolanmasi, ters bebek gibi dogum sirasinda
yasanan sorunlari azaltiyor.
Fakat bunun yaninda karin içi iltihaplanmasi,
dikislerde ve cilt altinda kanama olmasi risklerini
tasiyor. Ayrica sezaryen ile kan kaybi,
normal doguma göre daha fazla. Sezaryen sonrasi
dikis bölgesindeki sancilar 3-4 gün devam
ediyor ve annenin hareketleri ile emzirmesini güçlestiriyor.
Dogumda nasil yol izlenmeli?
Öncelikle doktorlar, hastaya sezaryenle yapilacak ikinci
ve üçüncü çocuktan sonraki dogumlarin
riskli oldugunu belirtmesi lazim. Prof. Dr. Erkut Atar,
"Hasta eger korkudan dolayi sezaryeni tercih ediyor
ve riskli bir durum tasimiyorsa doktor tarafindan
mutlaka normal doguma yönlendirilmelidir. Epidural anestezi
ile artik normal dogumlarda da agrinin
ortadan kaldirildigi mutlaka anlatilmalidir."
diyor. Anne adaylarinin kendilerini sezaryene sartlandirmamasi
ve dogum öncesi süreçte kendilerini normal
doguma göre ayarlamasi gerekiyor
Ana
Sayfa
|