Ana Sayfa

· Haberler
· Lobicilik
· Astroloji
· Muzik
· Telefon Rehberi
· Guzel Sözler
· Yemek Tarifleri
· Sanat
· Borsa
· Tv Ve Radyolar
· Oyunlar
· Dini Bilgiler
· Saglik
· Fikralar
· Edebiyat
· Genel Kültür
· Siyaset
· Gazeteler
· Programlar
· Rüya Yorumlari
· Yönetim

· Özel mesajlar
· Arama
· Arkadasina Öner
· Baglantilar/Linkler
· Downloads
· Eski Anketler
· Haber
· Haber Öner
· Haber Arsivi
· Güncel haber/Yorum
· Iletisim Formu
· Istatistikler
· Konular
· Kullanici Günlügü
· Kullanici Kayit/Girisi
· SSS
· Top 10

 

 
 
 
 
 

Göbek Bölgesi Neden Yaglaniyor?


Son dönemlerde göbek bölgesi yaglanmasi kalça-basen bölgesi yaglanmasindan daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yaglanmalar zayif kadinlarda bile görülen sorunun nedenleri arasinda ise, yüksek sekerli yiyecek aliminin fazla olmasi, hareketsizlik (oturarak çalisma) ve insülin dengesizligi basta geliyor. Suadiye Memorial Tip Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Oya Yüksek, “Göbek bölgesi yaglanmasi” hakkinda bilgi verdi.

Insülin dengesizligi neden göbek yapar?

Kandaki sekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. Insülin metabolizmasi bozuldugu zaman kan sekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diger kan degerlerinde bozulmalar ve özellikle bel-karin bölgesinde yaglanmalar olusur. Bununla birlikte alinan yüksek karbonhidrat da bu rahatsizligi tetikler.

Yaglanmamak için kalori mi içerik mi önemli?

2007 yilinda Diyabet Merkezi’nin yaptigi bir çalismada her ikisinin de önemli oldugu kanitlandi. Arastirma kapsaminda; ayni kaloriye fakat farkli besin ögelerine sahip üç beslenme programi hazirlanmis, 62 yas civarinda ailesinde diyabet geçmisi olan ve vücutlarinda insülin direnci gelismis 11 obez katilimciya uygulanmis. Bu katilicilar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört ögüne bölünmüs ( ögün basina 400 kal) bir program uygulamislardir. Sonuç olarak; kilo ve yag degisimleri olmamis fakat yüksek karbonhidrat alindigi zaman vücut yaglarinin göbek bölgesine dogru biriktigi gözlemlenmistir. Diger bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alinan tekli doymamis yaglarin insülin metabolizmasini düzelttigi için göbek bölgesi yaglanmasini yavaslattigi ve korudugudur. Bu çalismada tekli doymamis besin kaynagi olarak; avokado, ceviz, zeytinyagi, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanilmistir. Bununla birlikte birçok çalisma tekli doymamis yaglarin insülin metabolizmasi üzerinde olumlu etkilerinin oldugunu savunmaktadir


Göbek bölgenizi nasil kontrol altinda tutarsiniz?


1. SIKILASTIRMA: Vücut kaslarini korumak için sikilastirma(kuvvetlendirme) hareketlerinin yapilmasi.
2. EGZERSIZ: Yag yakimi için aerobik egzersiz
3. DIYET: Kalp sagligini koruyan doymamis yaglarin çok, doymus yaglarin az oldugu Akdeniz Tipi beslenme programi ve kilo yönetimi için gün basina alinan enerjiden 100 kal/gün kisitlamak.

1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dagilmis ögünleri tercih etmek ve karbonhidrat aliminda ise karisik karbonhidrat diye tanimlanan esmer tahil ürünlerinin tüketilebilir.
2. Salata ve yemeklerde zeytinyagi veya kanola yagi kullanilabilir.
3. Ögün aralarinda findik veya ceviz tüketilebilir

 

Göz kurulugu körlüge neden olabilir!


Bilgisayar karsisinda uzun süre çalisan kimselerde göz kirpma araliginin uzamasi nedeniyle göz kurumasi hastaligi görülebildigi, bundan korunma için de bilgisayarin tepeden bakacak sekilde kullanilmasi gerektigi bildirildi.

Göz Hastaliklari Uzmani Dr. Umut Akbas, Online Saglik'a (http://www.onlinesaglik.com) yaptigi açiklamada, günümüz modern teknolojisinde, artik vazgeçilemez yere sahip olan bilgisayarin, dogrudan olmasa da dolayli olarak bazi rahatsizliklara neden olabildigini belirtti.

Genellikle bilgisayar kullananlarin, bilgisayara uzun bir süre dikkatli sekilde baktigini ifade eden Akbas, "Bu da 10 saniyede bir kirpilmasi gereken göz kapaklarinin uzun süre açik kalmasina neden oluyor. Bunun sonucunda da göz yüzeyindeki su tabakasinin kurumasina bagli olarak göz kurumasi dedigimiz hastaliga neden olabiliyor" dedi.
iÜüAkbas, göz kurumasinin kisiden kisiye farklilik göstermesine karsin, göz yag tabakasi zayif olanlarda bu rahatsizligin daha çabuk ortaya çikabildigini vurgulayarak, sunlari kaydetti:

"Göz, göz kapaklarinin her 10 saniyede bir kapanmasi sayesinde nemlenir. Göz kapaklari uzun süre açik kalirsa göz nemlenmesi saglanamaz. Gözün kurumasi sadece göz kapaklarinin hareketlerine bagli degil. Çalisilan ortamin kapali ve kuru olmasi, kaloriferli isinma sisteminin bulunmasi göz kurumasini daha da hizlandirir. Ayrica, bilgisayar karsisinda göz kapaklarinin sonuna kadar açik tutulmasi, gözün nemli tutmasi gereken alani daha da fazlalastirdigi için bazen yetersiz kalip, kurumayi hizlandirabiliyor."
Göz kurumasinin, zamaninda tedaviye baslanmamasi halinde gözün korneasinin delinmesi sonucu katarakt ve körlüge dahi neden olabilecegini anlatan Akbas, bilgisayar kullanicilarinin durumu ilaçli tedavi safhasina getirmeden, kuru ortamda çalismaktan kaçinarak, klimaya maruz kalmayarak ve varsa kaloriferin üzerine nem yapmasi için su yerlestirerek, kuru göz sendromundan korunabileceklerini kaydetti.
iÜüGöz Hastaliklari Uzmani Dr. Akbas, ayrica göz kurumasi rahatsizliginda bilgisayara bakis açisinin da büyük önem tasidigini dile getirerek, söyle devam etti:
"Bilgisayari, tam karsisindan, ayni hizada bakarak kullanmak, göz kapaklarinin tamamen açik kalmasina neden oluyor. Bu da gözün nemlendirmesi gereken göz araliginin daha da fazla olmasina neden oluyor. Bu nedenle özellikle, büro, ofis gibi kapali ve kuru ortamlarda bilgisayarla çalisanlar, körlüge dahi neden olabilen göz kurulugundan kaçinmak için, bilgisayari tepeden bakacak sekilde kullanmali. Bu sayede asagi dogru bakilmak zorunda kalinmasi nedeniyle göz kapaginin daha kisik kalmasi saglanir

 

BEYIN DOSTU CEVIZ


Hasadina baslanan, disindaki yesil kabugu kafa derisini, sert kabugu kafatasini, içindeki zar beyin zarini, meyvesi ise beynin fizyolojik yapisini andiran cevizin, kimyasal içerigiyle beyin sagligini da korudugu bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Tip Fakültesi Balcali Hastanesi diyetisyeni Özgen Ari, ''cevizin fizyolojik yapisinin benzerliginin yani sira içerigindeki vitaminlerle de beyin dostu oldugunu'' bildirdi.
Sekli ile beynin küçültülmüs bir modeli olan cevizin Omega 3, Omega 6, A, B ve E vitaminleri ile lif yönünden zengin olmasinin yani sira, beyin için gerekli gümüs iyonlarini da içerdigini ifade eden Ari, ''Antibakteriyel özelligi olan gümüs iyonlari beyin sagliginin koruyucusudur. Ceviz, beynin ihtiyaci olan gümüs iyonlarini içeren tek meyve'' dedi.
Cevizin beyin sagligina olumlu katki saglamasinin yani sira kalp ve kolesterol için de vazgeçilmez bir meyve oldugunu belirten Ari, ''Ceviz sadece ileri yastaki bireyler için degil gelisme çagindaki çocuklar için de tüketimi gerekli bir meyve. Cevizi, zihin açici, dikkat toplayici özelligi nedeniyle ÖSS ve SBS gibi sinavlara giren ögrencilere hararetle öneriyoruz'' dedi.
Cevizin kan kolesterolünü düsürücü etkisinin de bilimsel olarak kanitlandigina dikkati çeken Ari, cevizin enerji içeriginin oldukça yüksek olmasi nedeniyle günde 30-45 gramdan fazla tüketilmesini önermediklerini bildirdi.

 

Afetler ve Ruh Sagligi


Türk Psikologlar Derneginden

Ister büyük olalim ister küçük, ister kadin olalim ister erkek, ister varlikli olalim ister yoksul, deprem hepimizi korkuttu. Korku, zaman zaman tüm insanlarin yasadigi bir duygudur. Deprem gibi beklenmedik, bize zarar verebilecek bir seyle karsilastigimiz zaman korkmak, vücudumuzu verdigi dogal bir tepkidir. Bize zarar verebilecek bir seyle karsilastigimiz zaman, beynimiz ve sinir sistemimiz bizi bu tehlikeye karsi hazirlar. Örnegin bir arabanin hizla üzerinize geldigini düsünün. Bir anda kendimizi geriye atar ve kaçarsiniz. Bunu yapabilmeniz, vücudunuzda salgilanan bazi hormonlarla mümkün olur. Bu hormonlar kaslarimiza daha fazla kan gitmesini saglar ve böylece çok çabuk hareket ederiz. Bu da bizim tehlikeli durumdan kaçmamizi saglar. Deprem sirasinda da bir anda kendinizi disari attiniz, sevdiklerinizi kucaklayip tasidiniz, agir esyalari kaldirdiniz, ayaklarimiz kirik camlardan kesildigi halde belki fark etmediniz. Tüm bunlar kendiliginden oldu, çok fazla düsünmeden hareket ettiniz, çünkü bu gibi durumlarda vücudunuz otomatik olarak hareket eder. Bizi korkutan durumlarda vücudumuzu verdigi bir baska dogal tepki de donup kalmaktir. Bazi durumlarda kaçmak yerine hareketsiz kalmak daha iyi olabilir. Bazilariniz depremde hiç hareket etmeden beklemis olabilir. Bu da sizi düsen esyalardan, karanlikta esyalara takilip düsmekten korumustur. Korktugumuz birseyle karsilasinca kaçmak da, donup kalmak da dogal tepkilerdir.

Depremin üzerinden çok zaman geçti. Artçi soklar ve baska yerlerde olan depremler size o korktugumuz geceyi hatirlatsa bile zamanla kendimizi daha iyi hissedip, gündelik yasaminiza dönmeye basladiniz.Yani bizi korkutan olay yavas-yavas geride kaliyor. Ancak bazen kendinizi çok rahat hissetmiyor olabilirsiniz.

Özellikle size depremi hatirlatan seylerle karsilasinca, ya da akliniza depremle ilgili seyler gelince, kalbinizin daha hizli atmaya basladigini, ellerinizin titredigini ve terledigini, karninizda bir seylerin hareket ediyor gibi oldugunu, dilinizin damaginizin kurudugunu, basinizin döndügünü hissedebilirsiniz. O sirada aklinizdan "Ya yine deprem olursa", "Ya bana ve sevdiklerime bir sey olursa", "Depremde pek çok sey kaybettim, ya daha fazlasini kaybedersem", "Ya yer yarilir içine düsersem", "Kötü bir sey olacak", "Çolugumu çocugumu kaybedebilirim" gibi düsünceler geçebilir. Gözünüzün önüne depremde yasadiklariniz gelebilir. Bazi sesleri tekrar isitebilirsiniz. Bunun üzerine tüm bunlardan kurtulmak için yasadiklarinizi unutmaya, dikkatinizi baska bir seylere vermeye çalisabilir, bulundugunuz ortamdan uzaklasabilirsiniz. Iste vücudunuzda hissettikleriniz, düsünüp hayal ettikleriniz ve bunlar dari kurtulup kaçmaya çalismaniz, sizin kaygilandiginizin/endiselendiginizin ifadesidir.

Deprem sirasinda yasadiginiz korku, gerçek bir olaya bagliydi. Simdi yasadiginiz kaygi ve endise de bu olayla baglantili, ancak daha çok size depremi hatirlatan seylerle ilgilidir: Mesela baska yerlerde olan depremler, hafif artçi soklar, televizyondaki programlar sizi endiselendirmektedir çünkü size depremi hatirlatmaktadir.

Özellikle evinize girdiginiz zaman, evinizin saglam oldugunu bilmenize ragmen kayginizin, endisenizin artligini hissedebilirsiniz. Oysa ki u anda deprem olmadigini siz de bilmektesiniz. Hele eviniz saglamsa, gerçekten korkacak bir sey yoktur. Buna ragmen daha önce yasadiginiz o korkutucu olayi hatirlatan bir sürü sey oldugu için yine de o duygulari yasarsiniz. Deprem sirasinda yattiginiz yatak, disari çikarken ayaginiza takilan tabure, duvarlar, düsen çerçeveler gibi. Tüm bunlar, yukarida bahsettigimiz, "Ya yine....." düsüncelerini harekete geçirir. Vücudunuz sanki yine deprem oluyormusçasina kaçmaya hazirlanir. Böylece kayginiz endiseniz artar ve kendinizi evden disariya atarsiniz. Bu sefer size zarar verebilecek depremden degil, onu size hatirlatan ve aslinda size zarar vermeyecek olan seylerden kaçmaktasiniz. Gösterdiginiz bu tepki artik genellenmis bir korku/kaygidir. Yani, depremi size hatirlatan pek çok seye (evde olmak, yataginiz, esyalar, depremle ilgili aklinizdan geçenler, gözünüzün önüne gelenler, vs.) "sanki depremmis gibi" tepki vermektesiniz.

Eger kayginizi, endisenizi kontrol etmeyi ve zamanla yenmeyi ögrenmezseniz, bir süre sonra bu duygulari daha yogun yasamaya baslayabilirsiniz. Bu kaygi hiç beklemediginiz anlarda o kadar yogunlasabilir ki panikleyebilir, sanki hiç bir sey kontrolünüzde degilmis gibi hissedebilirsiniz. Kalbiniz çok hizli çarpar, bayilacakmis gibi olursunuz. "Eyvah yine deprem olacak!", "Deliriyorum" gibi düsünceler aklinizdan geçer. Kendinizi çok çaresiz, eliniz kolunuz bagli hissedebilirsiniz. Deprem düsüncesini bir türlü kafanizdan atamazsiniz. Bir ise konsantre olmakta güçlük çekebilirsiniz. Kötü rüyalar görmeye baslayabilir, gündüz uyanikken bile bazi görüntülerin gözünüzün önünden gitmedigini fark edebilirsiniz.
Uykularinizda düzensizlikler olabilir. Zaman zaman vücudunuzda uyusmalar da hissedebilirsiniz. Gelecekten umudunuzu kesebilir ve kendinizi.çok mutsuz hissetmeye baslayabilirsiniz. Sizi kaygilandiran, endiselendiren veya panik yasatan durumlardan iyice kaçmaya baslayabilir ve böylece eve, çadira kapanabilirsiniz. Bu da sizi iyice yalnizlastirip sevdiklerinizden koparabilir. Su anda bile bu tür yakinmalardan bazilarini yasiyor olabilirsiniz. Ama merak etmeyin! Bu belirtileri yasayan pek çok insan vardir ve bu belirtilerin tedavisi mümkündür. Eger siz de bu belirtileri yogun olarak yasiyorsaniz ve söz konusu belirtiler gün geçtikçe azalmiyorsa, en kisa sürede bir psikolog veya psikiyatristten yardim isteyin.
Özetleyecek olursak, deprem hepimiz korkuttu. Bu dogal bir tepkiydi. Depremin üzerinden uzun zaman geçmesine ragmen halen kayginizin/endisenizin hala devam ettigini hissedebilirsiniz. Bu kaygi ve endise, size depremi hatirlatan seylerle karsilasinca daha da artiyor olabilir. Yani bu endise aslinda o anda yasadiginiz bir olaya (örnegin o andaki bir artçi sarsintiya) degil, depremi size hatirlatan seylere verdiginiz bir tepkidir. Bu tepkiyi (yani kaygiyi ve endiseyi) daha ciddi sorunlar ortaya çikmadan kontrol etmeyi ögrenebilirsiniz.

 

KAYGILARIMIZLA/ENDISELERIMIZLE NASIL BASA ÇIKABILIRIZ?


Yukarida da bahsedildigi gibi kaygilanmak/endiselenmek, vücudumuzu, düsüncelerimizi ve davranislarimizi yogun bir biçimde etkiler. Simdi bu kaygiyi/endiseyi yenmek ve bedensel, zihinsel ve davranissal olarak yasadiklarimizi kontrol altinda bulundurmak için neler yapabiliriz onu görelim.

VÜCUDUMUZ

Kaygilandigimiz/endiselendigimiz zaman kalbimiz hizla çarpar, kaslarimiz gerilir, ellerimiz, terler veya titrer. Karnimizda sanki bir seyler hareket ediyormus gibi olur, dilimiz damagimiz kurur, basimiz döner, vs. Her seyden önce kendinize bunlarin endiselendiginiz zaman verdiginiz dogal tepkiler oldugunu hatirlatin. Bütün bu tepkiler, sizi bir tehlikeden korumak için vücudunuzun çok kisa bir sürede, otomatik olarak verdigi normal tepkilerdir. Ancak bu tepkiler otomatik olarak ortaya çiktigi için bazen gerçek bir tehlike olmasa da sirf daha önce yasanmis bir tehlikeyi hatirlatan seylerle karsilasinca da ortaya çikar.

Vücudumuzun bu kaygi/endise tepkisini normale döndürmek için yapabileceginiz seyler vardir. Öncelikle gergin olan kaslarinizi fark etmeyi ögrenin. Bunun için akliniza geldikçe vücudunuzdaki kaslari (ellerinizi, kollariniz, karninizi, kalçalarinizi, bacaklarinizi, ayaklarinizi, yüzünüzdeki kaslari) sik sik kasip gevsetin. Bunu yaparken bedeninizin kasilmis hali ile gevsemis rahat hali arasindaki farki görmeye çalisin. Gün içinde islerinizi yaparken gergin, kasilmis olan kaslarinizi mümkün oldugunca gevsetin. Vücudunuzdaki gergin kaslari fark edip gevsetmeyi ve rahatlamayi ögrenmek biraz zaman alabilir. Sik sik alistirmalar yapmaniz gerekebilir. Bunun için kendinize zaman taniyin.

Kaslarinizi gevsetmenin yaninda, burnunuzdan düzenli nefesler alip agzinizdan vermek de vücudunuzun kaygiya verdigi asiri tepkileri normale döndürebilir. Bunu yaparken en kritik nokta nefesinizi burnunuzdan aldiginizda, asagiya karniniza dogru itmektir. Yani nefes alinca karniniz sismeli, gögsünüz degil. Nefesinizi verirken de agzinizdan ve uzun sürede verin. Diger bir deyisle nefesiniz içinizde uzunca bir süre kalmali. Bu tür derin nefesler sayesinde içinize alacaginiz bol oksijen kalp çarpintilarinizi yavaslatir, soluk alip vermeyi rahatlatir, tansiyonunuzu normale döndürür.

Düzenli yapilan egzersizler, yürüyüsler de ayni sekilde vücudunuza daha fazla oksijen almaniza yardimci olur ve rahatlamanizi saglar. Her gün bos vakitlerinizde hizli hizli yürüyüsler yapin. Mümkün oldugu kadar beslenmenize dikkat edin ve dengeli beslenmeye çalisin. Vücudunuzun B ve C vitamini ihtiyacini karsilamak için bu vitaminleri içeren besinleri bol bol tüketmeye çalisin. Mesela yogurtta B, yesil biber ve poi2akalda C vitamini vardir. Kahveyi, çayi ve kullaniyorsaniz sigarayi mümkün oldugu kadar azaltin. Çok fazla kahve kendi basina vücudunuzda kasilmalara yol açar.

Kayginizi/endisenizi azaltmak için asla alkol veya hekim kontrolü disinda ilaçlar kullanmayin. Unutmayin, alkol ve madde bagimliligi, kaygidan daha zor bas edilen sorunlardir.

DÜSÜNCELERIMIZ

Bahsedildigi gibi, kaygilandiginiz zaman aklinizdan "Yine deprem olacak!", "Ya basima birsey gelirse?", "Ya sevdiklerime birsey olursa?" gibi düsünceler geçebilir. Bu düsünceler kayginizi daha da artirir.Dolayisi ile bu düsünceler "olumsuz" düsüncelerdir. Temel amaciniz bu olumsuz ve sizi kaygilandiran düsüncelerin yerine olumlu, kayginizi azaltan ve daha gerçekçi alternatif düsünceler üretmek olacaktir, Söyle bir örnek düsünelim. Eviniz hasarsiz olmasina ragmen girmekte zorluk çekiyorsunuz. Eve girdiginizde kayginiz/endiseniz artiyor. Kendinizi kötü hissediyorsunuz. Evde olmak size depremi hatirlatiyor ve endiseleniyorsunuz. Derin bir nefes aldiktan sonra kendinize ilk söyleyeceginiz "Su anda deprem olmuyor. Dolayisi ile gerçek bir tehlike ile karsi karsiya degilim" olabilir. Eger aklinizdan "Ya simdi deprem olursa?" gibi bir düsünce geçerse o zaman da, yine derin bir nefes alarak "Ama bunu kimse bilemez. Üstelik ben artik deprem konusunda deneyiinliyim. Ne yapacagimi biliyoriim. Bunun yaninda evde bir hasar da olmadigini biliyorum" gibi alternatif olumlu düsünceler üretebilirsiniz. Buradaki alternatif düsünceler örnektir. Siz kendi kafanizdan geçen olumsuz düsünceleri belirledikten sonra, sizi en fazla rahatlatacak ve akliniza yatan, mantikli buldugunuz düsünceyi üretmelisiniz.

Isterseniz adim adim giderek olumsuz düsüncelerle nasil basa çikacaginizi ögrenelim.

l. Öncelikle sizi kaygilandiran ve eve girmenize engel olan olumsuz düsünceleri fark edin ve gerekirse yazin. Daha sonra bunlara ne kadar inandiginizi degerlendirerek 10 üzerinden bir not verin. En çok inandiginiz düsüncelere 910, daha az inandiginiz düsüncelerinize de daha düsük notlar verebilirsiniz.

2. Daha sonra bu olumsuz düsüncelere karsi olumlu, mantikli düsünceler üretin. Her olumlu düsünce üzerinde kafa yorun ve onu gelistirin. Onun gerçekçi, akliniza yatan ve sizin kayginizi azaltan bir düsünce olmasini saglayin. Bu yeni düsünceye de ne kadar inandiginizi da 10 üzerinden degerlendirin. Çok az inandiginiz bir düsünce isinize yaramayacaktir. O durumda yeni ve daha çok inanacaginiz bir düsünce üretin.

3. Daha sonra ilk olumsuz düsüncenin simdi ne kadar inandirici geldigine dair ikinci bir not verin. Göreceksiniz ki bu. ikinci not ilk nottan daha düsük bir not olacaktir. Yani olumsuz düsünce inandiriciligini kaybedecektir. Bu da sizin kayginizin düsmesine neden olacaktir.

 

DAVRANISLARIMIZ

Insanlar onlari korkutan seylerden kaçarlar. Bu son derece dogal bir tepkidir. Ancak gerçek bir tehlike artik yoksa, bizi hala kaygilandiranlar genellikle o tehlikeleri bize hatirlatan seylerdir. Böyle gerçek bir tehlikenin olmadigi zamanlarda, BIZI KAYGILANDIRAN SEYLERIN ÜZERINE GIDERSEK VE YETERLI BIR SÜRE (KAYGIMIZ TAMAMEN ORTADAN KALKANA KADAR) K.AÇMAMAYI BASARIRSAK KAYGILARIMIZ AZALACAKTIR:

Geceleyin bir anda elektrikler kesilirse, karanlik önce bizi kaygilandirir. Ancak daha sonra duruma uyum saglariz ve kaygimiz azalir. Diger deyisle, eger bizi kaygilandiran ortamda yeterli bir süre kalir ve kaçmazsak, kaygimizin azaldigini görürüz.

Eviniz gerçekten saglam oldugu halde eve gitmek sizi kaygilandiriyorsa söyle bir yöntem izleyebilirsiniz: Önce derin bir nefes alin ve "Kaygiyi yenmenin en iyi yolu üzerine gitmektir" diye düsünün. Yukarida bahsedildigi gibi olumsuz düsüncelerinizi belirleyin ve her birine karsit gelen olumlu, mantikli düsünceler üretin. Böylece eve girmeye daha olumlu bakmaya baslarsiniz. Daha sonra yine derin bir nefes alarak eve girin. Eve girdiginizde de olumlu düsünceleri akliniza getirin. Bir yandan da vücudunuzu dinleyin. Gerilen kaslarinizi gevsetin. Düzenli olarak burnunuzdan derin nefesler alip agzinizdan verin. Unutmayin, o anda gerçek bir tehlikeyle degil, depremi size hatirlatan seylerle bas etmeye çalisiyorsunuz.

Asagidaki tabloda, eve girmekle ilgili kaygi yasayan birinin bu kaygiyla basa çikma yollari özetlenmistir. Sizin kayginiz eve girmekle ilgili olmayabilir. Ancak sizi kaygilandiran sey ne olursa olsun, bu yöntemleri kullanabilirsiniz.

Eger eviniz saglam olmasina ragmen içeriye girmek sizi kaygilandiriyor ve girince duramayip çikiyorsaniz:

1. Kayginin/endisenin vücudunuzda yarattigi etkileri fark edin. Gerilen kaslarinizi gevsetmeyi ögrenin. Düzenli bir sekilde ve derin derin burnunuzdan nefes alip agzinizdan verin. Alkolden ve hekimlerin önermedigi ilaçlardan uzak durun. Kahveyi, çayi ve sigarayi mümkün oldugu kadar azaltin. Düzenli egzersizler veya hizli yürüyüsler yapin.

2. Eve girmenizi engelleyen olumsuz düsünceleri fark edin. Onlari yazin. Her düsünceye ne kadar inandiginizi degerlendirin ve 10 üzerinden bir not verin. Daha sonra her olumsuz düsünceye karsit olabilecek ve sizi rahatlatan mantikli, akliniza yatan, alternatif olumlu düsünceler üretin. Bu olumlu düsünceler üzerinde düsünün. Onlari gerçekten akliniza yatan olumlu ve gerçekçi düsünceler haline getirin ve her birine 10 üzerinden degerlendirin. Bunu yaptiktan sonra bastaki olumsuz düsüncelere ne kadar inandiginizi tekrar gözden geçirin ve 10 üzerinden yeni bir not verin. Göreceksiniz ilk verdiginiz nottan daha düsük bir not vereceksiniz.

3. Burnunuzdan derin bir nefes alin ve evinize girin. Gerilen kaslarinizi gevsetin. Burnunuzdan düzenli nefes alip agzinizdan verin. Unutmayin, depremle degil, onu size hatirlatan zararsiz seylerle mücadele ediyorsunuz. Aslinda sizi kaygilandiranlar kendi olumsuz düsüncelerinizdir. Daha önceden olusturdugunuz olumlu düsünceler üzerinde yogunlasin.

4. Kayginiz/endiseniz tamamen geçinceye kadar evde kalin! Eger kayginiz azalmadan kaçarsaniz, aslinda basiniza birsey gelmedigini görmeden gitmis olursunuz. Bu durumda da kayginizi/korkunuzu yenemezsiniz. Eger evinizde yeteri kadar uzun kalirsaniz bir sey olmadigini göreceginiz için kayginizin tamamen geçtigine sahit olacaksiniz

 

Masa Basi Is Prostat Kanseri Yapiyor!

 

Arastirmacilar konuyla ilgili olarak yaptiklari arastirmada, isyerindeki fiziksel aktivitenin vücutta ortaya çikan tümörlerle ne kadar alakali oldugunu incelediler.

Ulastiklari sonuç gerçekten oldukça ilgi çekici ve maalesef modern dünyada birçok erkegin basina sorun çikarabilecek türden…

Sosyal hizmetlerde çalisan erkekler basta olmak üzere ögretmenler ve ofis personelleri, ayakta çalisan ve sürekli hareket halinde olan berber, laborant gibi meslek gruplarindan çok daha fazla risk altinda.

Yani hareketsizlik kanseri de beraberinde getiriyor. Ortaya çikan sonuçlar Avrupa Kanserle Mücadele yayinlarinda yer aliyor. Bu bildiride yer alan haberde ayrica gün içindeki egzersizlerin ne kadar önemli oldugu anlatiliyor.

Atina Üniversitesi’nde bir grup bilim adami 320 prostat kanserli hastayi, kanser olmayan bir grup denekle kiyaslama yaparak arastirma yapti. Tüm deneklere ne is yaptiklari soruldu.

Verilen cevaplardan ortaya çikan sonuç ofis isi yapanlarin yüzde 30’unun prostat kanserine yakalanmis oldugu ve de yüzde 40’inin da kanser olmasa bile farkli birtakim prostat sorunlari yasadigi belirlendi.

Dünyada her yil binlerce kisinin prostat kanserinden dolayi öldügünü düsünürsek, özellikle belli bir yasin üstündeki erkeklerin oldukça dikkatli davranmalari gerektigini söyleyebiliriz. Tabi ki genetik faktörlerin de unutulmamasi gerekir

 

SAÇ DÖKÜLMESI


Saç dökülmesi sik rastlanan bir rahatsizlik olup, hemen hemen tümümüzhayatimizin belirli bir döneminde bu sorun ile karsilasmisizdir. Disgörüntümüzün önemli bir bölümünü olusturan saçlardali problemler hemfiziksel, hem psikolojik olarak rahatsizlik yaratir. Saç dökülmesisaçli derinin tümüne yayilabilir veya bir kaç alanda lokalize olabilir;bu kalici tahribat veya geçici dönemsel dökülmeler seklinde degelisebilir. Toplumda en sik karsilasilan iki ayri tip saç dökülmesininüzerinde durmak gerekir.


Androjenik alopesi(erkek tipi saç dökülmesi)


Saçli derinin belirli bölümlerinde simetrik gelisen, erkeklerde sikçarastlanan bir saç kaybi seklidir. Saç dökülmesi sakaklardan baslayip ,tepeye dogru ilerler. Saç sayisinda azalma, incelme, kisalma gözeçarpar. Kadinlarda ise genelde saçlarin cilizlasmasi,seyrelmesiseklinde bulgu verir. Erkeklerin %70 inde rastladigimiz bu dökülmekadinlarin %10 unda karsimiza çikmaktadir. Genellikle 20 li uaslarinsonunda baslar, dökülmenin hizi bireysel olarak degisik hizlardailerler ve bazen çevre faktörlerininde etkisiyle degisebilir. Bu tipdökülmeler siddetli vakalarda tüm tepenin açilmasina kadarilerleyebilir ve kisinin psikolojik sorunlarinin da gelismesine nedenolabilir


Etkilenen bölgelerde saçlar incelesir ve seyreklesir. Olusumundaerkeklik hormonu olan testtesteronun cilde temasinda olusandehidrotestesteronun kil köklerini inceltici etkisi vardir.


Tedavisi ve takibinde hastalarimizin uzun süreli izlenmeleri ile olumlusonuçlar alabilmekteyiz. Özellikle minoxidil içeren saç spreyleri veyafinasterid içeren tabletler olumlu sonuçlar olusturmaktadirIlaçlardüzgün olarak kullanildiginda ve destekleyici tedavi ilezenginlestirildiginde etkinlik artmakta ve öncelikle saç dökülmesidurabilmekte ve hatta bir miktar saç çikisida saglanabilir.


Etkinliklerini uzun sürede ve dikkatli kullanimla göstermektedirler.


Semptomatik (dönemsel) dökülmeler


Kadin ve erkeklerde es siklikta rastlanan saç dökülme sikayetidir. Tekbir hastalik olmayipbir takim diger hastaliklarla beraber saçköklerininritmik siklüsünün bozulmasi sonucu gelisebilir. Dogumm yapankadinlarda , tiroit bezinin çalisma bozukluklarinda ciddi sistemikhastaliklar(zatüre, kan kaybi, böbrek hastaliklari...), büyük üzüntülerve korkulardan sonra bunu izleyen 5-6 ay içinde döklmeler olabilir, butarz dökülmeler 3-5 ay kadar sürebilir. Saç kayiplarinin dige bir siknedenide vitamin ve mineral eksiklikleri olup bunlari diyetle yeterlialinmamasi veya kaybin çok olmasi , vejeteryanlik, emilim bozukluklarisaç dökülmelerini hizlandirir. Bütün bu nedenlerin tesbiti içinöncelikle hastalari muayene tetikten sonra gerekli tahlilleriyaptirmaliyiz. Hastadaki dökülme nedeni saptandiktan sonra sebebeyönelik takviyeler ve destekleyici önerilerle saçlar tekrar kazanilir

Duygusal zeka EQ kalitsal


Hayat yüksek zekali ama basarisiz insanlarla doludur. Bu kisiler zekalari yüksek olmasina ragmen, gerektigi yerde gerektigi gibi davranmamis ve hayatta kaybetmislerdir. Örnegin, zekalarini sadece toplumu yermek için kullanmis veya her seyi küçümsediklerinden ya da basit gördüklerinden, ugrasmaya deger bulmamislar, böylece siradan insanlarin vardiklari beceri ve basari düzeyine ulasamamislardir.

Insanlarla iyi iliski kuramamislar, belirli bir hedefe dogru gidememislerdir. Tembelliklerini yenememis veya zekalarini kötü amaçlar ve ugraslar için kullanmislardir. Zeka bir güçtür, kullanilmaz ya da iyi bir amaç için kullanilmazsa, hiç bir ise yaramaz ya da sadece yikici olur.

Hayatta basarili olmak için zeki olmak yetmez, duygusal zekanin da yüksek olmasi gerekir. Duygusal zeka son yillarda yeni bir kavram olarak ileri sürülmüs olmakla beraber, eskiden beri bilinen akilli ve uyumlu davranis özelliklerinden baska bir sey degildir. Insanlarla iyi iletisim kurmak, ne zaman ne yapacagini bilmek, firsatlari iyi degerlendirmek, belirli olumlu bir amaca dogru ilerleyebilmek, kararli olmak, gelip geçici esintilerden etkilenmemek gibi nitelik ve becerileri içerir.

Duygusal zekanin belli basli özellikleri sunlardir:
· Kendini tanima: Duygusal zekasi yüksek olan kisi, duygu ve düsüncelerinin, tercihlerinin, egilimlerinin, zayif ve kuvvetli yanlarinin farkindadir. Yeteneklerini, egitimin ona sagladigi donanimi bilir. Bunlara dayanarak kararlar alir, kendine hedefler seçer, yani seçimleri ve amaçlari kendiyle ilgili gerçeklerle uyumludur.

· Duygularini kontrol edebilme: Anlik basarilardan, hazlardan uzak durmayi bilir. Sonradan pisman olacagi duygu patlamalarina kapilmaz, gereksiz atilganliklar yapmaz. Karamsar ya da endiseli duygulara kapilmaz, bunlarin kendisini yapmayi planladigi iserden uzaklastirmasina izin vermez. Bunlari yatistirmak ve özümsemek için bir yol bulabilir. Düsüncelerini ve eylemlerini belirli bir hedefe odaklayabilir.

· Kendiliginden güdülenme: Kendi hedeflerini kendisi belirler, baskalarinin zorlamasi olmaksizin, bunlari gerçeklestirmek için tüm çabasini ve yeteneklerini ortaya koyar, hedefine kilitlenebilir, bundan heyecan ve zevk duyar. Hedeflerin pesinden giderken geçici hazlarini erteleyebilir. Bir sinava girerken ya da bir çalismayi yürütürken, heyecanini basariyi artiracak sekilde kullanabilir. Basarisizliga ugradiginda umut ve iyimserligini korur, yeniden deneyebilir.

· Baskalarinin duygularini paylasma: Digerlerinin hissettiklerine karsi duyarlidir. Kendini onlarin yerine koyabilir. Böylece karsi tarafin duygularini kavrar ve derinligi olan, uyumlu bireysel iliskiler gelistirebilir.

· Toplumsal etkinlik: Kisiler arasi çatismalari çözmekte basarilidir. Bir iliskinin ve grubun nabzini tutar. Dile getirilmemis paylasilan duygulari ifade edebilir. Bir grubun organizasyonunda liderlik nitelikleri sergiler ve kisiler bunu dogallikla kabul eder.

Duygusal zeka kalitsal özellikler, çocukluk deneyimleri ve ögrenme sonucu olusur. Bir diger deyisle, duygusal zekayla ilgili becerilerin çogu ögrenme ve alistirmayla gelistirilebilir. Ileri yaslarda davranis kaliplarinin degistirilmesi zor ya da imkansizdir. Mümkün olsa bile, kisi becerilerini kullanacagi alani ve zamani yitirmistir. Buna karsilik çocukluk ve ilk gençlikte kazanilan tepki biçimleri ve beceriler yasam boyu sürer, bu nedenle duygusal zekanin gelistirilmesi en iyi firsatin çocuklu dönemi oldugu söylenebilir

Cep telefonu kullanan çocuklarda beyin tümörü riski

Cep telefonu kullanan çocuklarda beyin tümörü riski
Isveçli bilim adamlarinin yaptigi bir arastirmada, cep telefonu kullanan çocuklarda beyin tümörü olasiliginin 5 kat arttigi belirlendi.
Londra'da konuyla ilgili düzenlenen bir toplantida sunulan bildiride, beyinleri ve sinir sistemleri hala gelismekte oldugu için, 16 yasin altindakilerin cep telefonlarinin yaydigi radyasyona daha fazla maruz kaldiklari kaydedildi.
Daily Mail'in haberine göre bilim adamlari, çocuklarin kafalari daha küçük ve kafatasi kemigi daha ince oldugu için radyasyonun beyne daha kolay nüfuz ettigini düsünüyor.
Arastirmanin önemli bir bulgusu da bir kisi cep telefonu kullanmaya ne kadar erken baslarsa beyninde tümör gelisme riskinin o kadar fazla oldugu.
Orebro Üniversitesi Hastanesinden Prof. Lennart Hardell, 20 yasin altinda cep telefonu kullanmaya baslayanlarda, glial hücrelerden gelisen, bir çesit merkezi sinir sistemi tümörü olan "glioma" olasiliginin 5 kat arttigini söyledi.
Birincil beyin tümörlerinin yarisini gliomalarin olusturdugu bildiriliyor.
Prof. Hardell, evde kullanilan kablosuz telefonlarin da cep telefonlari kadar riskli oldugunu, bunlari kullanan çocuklarda glioma riskinin 4 kat arttigini söyledi. 20 yasin altinda cep telefonu kullanmaya baslayanlarda iyi huylu olarak bilinen isitme siniri tümörü "akustik nöroma"nin gelisme riskinin de 5 kat arttigi kaydedildi.
Arastirmacilar, cep telefonu kullanmaya 20'lerinden itibaren baslayanlarda ise glioma riskinin yüzde 50, akustik nöroma riskinin iki kat arttigini belirttiler.
Çocuklarin cep telefonuyla çok fazla hasir nesir olduguna isaret eden bilim adamlari, 12 yas altindaki çocuklarin cep telefonunu sadece acil durumlarda kullanmalari tavsiyesinde bulundu.
New York Eyalet Üniversitesinden David Carpenter, cep telefonu kullanimi neticesinde gelecekte beyin kanserleri salginiyla karsilasilabilecegini söyledi.
Bu arada, Ingiltere'de cep telefonlarinin saglik üzerindeki etkisiyle ilgili 90 bin kisiyi kapsayan bir arastirma yürütülüyor

Depresyon ve felçten günde 8 bardak su içerek korunun

Suyun, hayatimizda önemli bir yeri oldugunu biliyoruz. Saglikli yasam doganin en basit, mucizevi unsuru ve hayatimizin vazgeçilmezi olan su ile basliyor. Yalnizca canimiz istediginde su içersek, günde aldigimiz besinler ile su ihtiyacimizin sadece beste birini karsilayabiliriz. Bu yüzden, günde en az 8 bardak su içmelisiniz. Suyun aldigimiz nefes kadar önemli oldugunu vurgulayan uzmanlar, suyun baslica faydalarini söyle siraliyor:
* Yasam gücü verir.
* Temel enerji kaynagidir.
* Vücuttaki zararli maddelerin atilmasini kolaylastirir.
* Cildin nemini artirarak kirisikliklari önler. Cilde parlaklik verir.
* Kalp krizi ve felce karsi koruyucudur.
* Böbreklerin çalismasini düzene sokar.
* Sindirimi kolaylastirir.
* Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesini saglar.
* Uykuyu düzenler.
* Agiz kurulugu ve agiz kokusunun yok olmasina yardimci olur.
* Çalisma verimini artirir ve konsatrasyonu güçlendirir.
* Kani sulandirir, dolasim sirasinda pihtilasmasini önler.
* Su; diger içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur

 

Iste beynin 11 ilaci

Kahvalti yapin, gazli içeceklerden uzak durun... Uzmanlar, bu ve bunlar gibi beyni gelistirecek, hafiza ve zekâ gerilemesini önleyecek bir liste hazirladi. Uzmanlar, hafiza ve zekâ körelmesinin önüne geçerek beyin gücünü artiracak 11 maddelik bir öneri listesi hazirladi. Iste beyin gücünü artiracak yöntemler:

1- Akilli ilaçlar: 'Modafinil' gibi ilaçlar, beyni 90 saat boyunca uyanik tutuyor. Beynin bir bölgesinden digerine veri akisini saglayan kimyasallari artiriyor.

2- Yiyecekler: Protein açisindan zengin besinler yarar sagliyor. Düzenli kahvalti yapmak da zihinsel performansi artiriyor; gazli içecekler tam tersi etki yapiyor.

3- Müzik: Özellikle Mozart dinlemenin matematiksel zekâyi artirdigi ve müzik derslerinin, çocuklarin IQ'sunu yükselttigi belirlendi. Ancak pop müzigin böyle bir etkisi görülmedi.

4- Biyonik beyin: Elektrotlarla beyne az miktarda elektrik akimi vermenin, beynin gücünü artirdigi belirtiliyor.

5- Zihinsel egzersizler: Zor matematik sorulari zekâyi keskinlestiriyor. 5 hafta boyunca zihinsel egzersiz yaptirilan çocuklarin IQ'su 8 puan yükseldi.

6- Hafiza oyunlari: Iskambil destesindeki her karti bir karakterle özdeslestirip tüm karakterlerin yer aldigi bir hikâye yaratarak, 52 karti sirasiyla hatirlayabilirsiniz.

7- Uyku: 21 saat boyunca uyumamak, beyin üzerinde sarhosluk gibi bir etki yaratir. 2 saatlik çalismadan sonra iyi bir gece uykusu uyumak, ögrenmeyi kolaylastirir.

8- Yürüyüs: Haftada 3 kez yarimsar saat yürüyüs yapmak; ögrenme, konsantrasyon ve mantik gücünü yüzde 15 artirir.

9- Hobiler: Örgü ören, bulmaca çözen yaslilarin Alzheimer gibi hastaliklara yakalanma riskinin daha az oldugu tespit edildi.

10- Konsantrasyon: Bu da beyin için önemli bir egzersiz! Bir is üzerindeyken, kisa süreli bir dikkat dagilmasi sonrasinda yeniden konsantrasyon saglamak yaklasik 15 dakika sürer.

11- Nörolojik tarama: Beyin içindeki hareketliligi gösteren tarayicilar, beynin aktivitelerini kontrol etmekte de kullanilabilir

Mucizevi etkileri olan saglikli formüller


Profesör Doktor Ibrahim Saraçoglu mucizevi etkileri olan sihirli formüller verdi. Gençlestirici kremden, sperm artirici formüle, sigara içerken etkilerini yok eden karisimdan, zayiflama formülüne kadar bir çok derde deva olacak dogal bitkileri anlatti. Bunlari yazin ve bir kenarda saklayin. Iste o formüller;


Iste o formüller;

Profesör Doktor Ibrahim Saraçoglu mucizevi etkileri olan sihirli formüller verdi. Canli yayinda tariflerini açiklayan Saraçoglu gençlestirici kremden, sperm artirici formüle, sigara içerken etkilerini yok eden karisimdan zayiflama formülüne kadar bir çok derde deva olacak dogal bitkileri anlatti. Bunlari yazin ve bir kenarda saklayin.

GENÇLESTIRICI FORMÜL;

Bu mucizevi karisim sizi genç ve zinde tutuyor.
Karisimi tüketmeye basladiktan 2 gün sonra etkisini görmeye basliyorsunuz. Vücuttaki toksinlerin atilmasini saglayan karisim, karaciger yaglanmasina karsi da mükemmel bir koruma sagliyor.


GENÇLESTIRICI FORMÜL (MALZEMELER)

-15-16 sap maydanoz
-2 yemek kasigi taze limon suyu
-Yarim bardak su


GENÇLESTIRICI FORMÜL (HAZIRLANISI):

Maydanoz, limon ve suyu karistirip blenderdan geçirin. Hazirladiginiz bu karisimi sabah aç karnina kahvaltidan 15-20 dakika önce için. 15 gün boyunca her sabah düzenli olarak tüketin. Ikinci günden itibaren kendinizi daha dinç ve zinde hissedeceksiniz.

SPERM ARTICI FORMÜL


Bu formül sperm sayisinda düsme olan erkekler için…
Hazirlanisi: 7-8 tane keçiboynuzunu kirip yarim litre sicak suya atarak 7-8 dakika kaynatin. Elde edilen suyu 3 ay boyunca düzenli olarak tüketin.


MS FORMÜLÜ

MS hastalari ve MS'e karsi önleyici olan bitki Anadolu bugdayidir. Yarim litre suya bir avuç bugday atilir ve 6-7 dakika haslanir. Daha sonra ilimaya birakip yarisini sabah kahvaltisindan sonra diger yarisini da öglen aç karnina içeceksiniz.

Alzheimer için FORMÜL

Formülün temel maddesi havuç… Taze olarak sikip, gece yatmadan önce içmeniz öneriliyor. Alzheimer'in birinci evresinde ise o da ortadan kalkar. Alzheimer bir iki yilda degil en erken 15 yil önce baslar ve ortaya çiktiktan sonra da geç kalmis olursunuz. Bunu önlemek istiyorsaniz zaman zaman bu havuç suyunu içmelisiniz…


UNUTKANLIGA MUCIZE FORMÜL

Bir ay taze sikilmis havuç suyu uygulayacaksiniz. Bunu gündüz de içebilirsiniz. Sonra bakin nasil zehir gibi bir hafizaya sahip oluyorsunuz…

SÜPER ENERJI FORMÜLÜ

Kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsaniz ve özellikle zihin yorgunlugunuz varsa Profesör Saraçoglu, hiçbir yerden okuyup ögrenemeyeceginiz çok özel bir formülün tarifini veriyor.


Süper enerji formülü (MALZEMELER)

-Bildigimiz siyah çay (Ancak çok demli olmayacak, açik olacak, poset çay olmayacak)
-10-12 sap kuru karanfil

Süper enerji formülü (HAZIRLANISI)

Demlenmis siyah çayin içine kuru karanfilleri atin. 2-3 dakika bekleyin ve karistirip için. Içtikten 10 dakika sonra saçinizin kökünde bile dahi kipirdanmayi hissedeceksiniz. Yorgunlugunuzun buharlanip gittigini belirgin sekilde farkedeceksiniz. Dinçlestiren ve üzerinizdeki agirligi alan bir formül.

Demleme çayin faydalari

Yeri gelmisken Profesörün verdigi bir önemli bilgiyi de aktaralim. Poset çay yerine demleme çay kullanilmasini öneriyor. Söyle anlatiyor; 4-5 dakika demlenmis çay sindirim sistemini uyarir. Eger bunu 8-10 dakika demlerseniz keyif veren ve rahatlatan bir etki verir. Ancak günde 4 bardaktan fazla çay kalp krizini tetikler. Çok fazla içilmesi de dogru degil.

Sigara içenlere özel formül

Insanin kendi kendine verecegi en büyük ceza sigara içmesidir. Ancak, sigarayi birakamiyor ve nikotin ihtiyacindan kurtulamiyorsaniz, en azindan zararlarindan kurtulabilirsiniz. Iste Profesör'ün bugüne kadar sakli tuttugu özel formül bunun için. Bu formül ile sigaranin vücudunuza verdigi tüm zararlari elbette ortadan kaldirmak mümkün degil. Ancak önemli bir bölümünü en asgari düzeye indirebiliyorsunuz.
Sigara içenlere özel formül

-Formülün temeli TERE OTU

Ayda 5 kez bunu yapacaksiniz. 5 gün üst üste yaptiktan sonra diger aya kadar bir daha tüketmeyeceksiniz. Yapmaniz gereken su; 5 gün boyunca her gün bir bag tere otu yemek. Ancak salataya katmadan, saf olarak tüketeceksiniz. Öglene kadar yarisini, ögleden sonra diger yarisini yiyeceksiniz.

Sigara içenlere özel formül

Bu kürü uygularken idrara çikildiginda yanma hissedilebilir. Bu zararli bir sey degil. Bu ot ayni zamanda idrar yollarini da temizliyor. Formülü uygulamaya basladiktan sonra 2 veya 3. günde balgam çikartmaya basliyorsunuz. (Ayda 5 kez uygulanip birakilacak, unutmayin)
Dereotu mucizesi

Profesör Saraçoglu, "Ben bunu buldugumda heyecanimdan günlerce uyku uyuyamadim" diyor… Ne mi o? Tiroidin hizli ya da az çalismasi durumunda dereotu çok etkilidir. 3 ay boyunca bir yemek kasigi dereotu sabah, ögle ve aksam ögünlerinden 15 dakika önce tüketilecek. Bu konuda 5 ay sonra ilaçlarini birakan hastalarin orani yüzde 90'dir.

Dereotu zayiflama mucizesi

Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kasigi dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsiniz. 10 dakika sonra tokluk hissi artacaktir. Daha az yemek yersiniz. Diyet yapanlarin özellikle yemesi gerekir. Açlik duygusuna fren yaptiran dereotudur. Hatta yemek arasinda da yiyebilirsiniz. Istahinizin yavas yavas kalktigini görürsünüz. Göreceksiniz ki istahiniz daha erken kapanacak ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir.

Prof. Dr. Ibrahim Saraçoglu hakkinda:

1949 dogumlu olan Prof. Dr. Ibrahim Adnan Saraçoglu, üniversitede aldigi kimya egitiminden sonra, Avusturya Graz Teknik Üniversitesi'nde doktorasini yapti. 1987'de doçent, 1994 yilinda da profesör olan Ibrahim Saraçoglu, Karl Franz ve Viyana Teknik üniversitelerinde ögretim görevlisi olarak çalisti. Saraçoglu'nun "Bitkilerdeki Saglik Mucizesi", "Bitkisel Saglik Rehberi " isimli kitaplari bulunmaktadir

Kanserin dostu seker, düsmani limon


Besinler dogru kullanildiginda meme kanserine karsi etkili silahlara dönüsüyor. Seker ve sekerden yapilan tüm gidalar kanseri tetikler ve kanserli hücreyi besler.


Memede fibrokisti olan kisilerde kafein ve çikolata fibrokistlerin çogalmasina neden olabiliyor. Yapilan çalismalarda ise meme kanserinde yesil çayin riski azalttigi, limon içerigindeki ellagic asit nedeniyle koruyucu, hastaligin ilerlemesinde durdurucu etkiye sahip oldugu bazi deneylerde görülmüstür.


Kansere karsi savasan besinler

* Ailenizde meme kanseri varsa özellikle tüketmeniz gereken iki besin vardir ki, bu besinler meme kanserinden sizi koruyacaktir. Soya yagi ve keten tohumu meme kanserinden korunmada özellikle fibrokistik memelerde kullanimi siddetle önerilen iki besindir. Önemli nokta; meme kanseri olmus kiside keten tohumu ve soya yagi önerilmemektedir.

* Limonu sadece salatalariniza katmayip, kabuguyla yemeye çalisin. Bahsettigimiz bu etken madde sadece limonda degil, özellikle yüksek oranda bögürtlen yapraklarinda da bulunmaktadir. Limon kabuklari ve bögürtlen yapraklarindan yapacaginiz bir bitki çayi hem keyifle içmenize hem de sizi meme kanserinden korumaya yardimci olacaktir.

* Yesil çay günümüzde yaygin olarak tüketilen mucize bir bitkidir. Etkisi polifenollerinden kaynaklanmaktadir. Yapilan çalismalarda meme kanserinde yesil çayin riski azalttigi görülmüstür. Güçlü antioksidan etkiye de sahip olan yesil çayi günde en az dört fincan tüketmeye özen gösterin.

* Sogan ve sarimsak, yemeklerimizden eksik olmayan mucizevi iki besindir. Yüksek oranda selenyum ihtiva ederler.

* Her gün mutlaka 2 adet portakal tüketin, semizotu, brokoli, marulu sofranizdan eksik etmeyin.

* Balik ve tavuk tüketimi önerilmektedir. Bitkisel kaynakli protein grubunda özellikle kuru baklagiller çok büyük önem tasir. Haftada 2-3 kez bezelye, kuru fasulye, nohut ve mercimek tüketilmelidir.


Dogru pisirme teknigi kansere karsi koruyor

* Besinlerin tütsülenmesi, tuzlanmasi gibi islemler ve nitrit-nitrat gibi maddelerin katilmasi ile besinlerde güçlü kanserojen etki göstermektedirler.

* Besinlerin asiri saflastirilmasi, kanserden koruyan lifli kismin yok olmasina neden olmaktadir. Örnegin; bugdayin rafine edilisi ve unun degersiz kisminin kalisi, yarardan çok zararli bir etki göstermektedir.

* Hatali pisirme yöntemleri, özellikle kizartma, mangal, barbekü gibi yöntemler besinlerde kanserojen maddelerin olusmasina neden olur. Sebzelerin asiri sicaklikta uzun süre pisirilmesi yararli mineral ve vitaminlerin kaybiyla sonuçlanmaktadir.

* Sebzeleri ve meyveleri dogradiktan sonra uzun süre bekletmek çok yararli olan C, A ve B vitaminlerinin kaybina neden olmaktadir

15 Tehlikeli Gida Katki Maddesi


15 Tehlikeli Gida Katki Maddesi: Allerji, Astim, Beyin hasari, Kanser Olusturabilen Bu Saibeli Katki Maddelerine Gerçekten Ihtiyaciniz Var mi?

Bugün dünya üzerinde, koruma, renklendirme, kivamlandirma, tat verme, tatlandirma ve daha birçok özellikler vermek amaci ile yapay gidalara 3000 den daha fazla katki maddesi ilave edilebilmektedir. Bu katki maddelerinin hiçbiri de tüketiciye fayda saglayacak maddeler degildir. Üstelik burada sadece 15 tanesi için açiklayacagimiz gibi birçok zararli sonuçlari olabilen maddelerdir. Buna ragmen hepsi de yasal olarak kullanima açik tutulmaktadir. Üreticilerimiz kullanmaya, tüketicilerimiz de tüketmeye sorumsuzca devam etmektedir.

Siz tüketiciler, endüstri tesislerinde islenmis gida maddeleri ile bu katki maddelerine karsilik gelen bir riske dogru farkinda olmadan kosuyor ve etiketlerini okuyup anlayincaya kadar bir bilmece çözmedeki yorgunluga denk bir yorgunluk yasiyorsunuz.

Süphesiz büyük ölçüde taze gida maddeleri yiyerek bu nahos katki maddelerinden uzak durmak en iyisidir. En azindan yemeklerinizde bazi islenmis gida maddelerinin içerdigi asagidaki katki maddelerinden uzak durmanizda ve etiketlerine baktiginizda kafanizi çevirip söyle geçip gitmenizde sagliginiz için yarar vardir.

E310 Propyl Gallate

Bu koruyucu, kati ve sivi yaglarin bozulmasini önlemek için kullanilmaktadir. Bitkisel yaglarda, et ürünlerinde, dilimlenmis patateslerde, hazir çorbalarda ve sakizlarda koruyucu katki maddesi olarak kullanilmaktadir. Çogunlukla BHA ve BHT katki maddeleri ile birlikte kullanilir. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt tahrisine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdigi için bebek ve küçük çocuk gidalarinda izin verilmemistir.

E320 BHA ve E321 BHT

Butillenmis hidroksianisol(BHA) ve Butillenmis hidroksitoluen(BHT) kati ve sivi yaglarin bozulmasini, küflenmesini önlemek için kullanilmaktadir. Tahil ve ürünlerinde, sakizlarda, bitkisel yaglarda, patates cipslerinde, tazeligini muhafaza etmek için bazi paketlenmis gida maddelerinde kullanilmaktadir. Yapilan bazi çalismalarda bu katki maddesinin farelerde kansere sebep oldugu bildirilmistir. Bebe mamalarinda izin verilmemistir, alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, estrojen etkilere ve diger olumsuzluklara sebep olabilir. Tükete geldiginiz ürünlerin etiketinde bu katki maddesinin kullanildigi bilgisi varsa, bu katki maddesini içermeyen bir baska marka ürünlere yönelmeniz sagliginiz için daha uygun olacaktir.

E924 Potassium Bromate

Bu katki maddesi ekmek ve unlu gidalarda hacim artirmak ve daha güzel ekmekiçi yapisi olusturmak için kullanilmaktadir. Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadir. Bromat ABD ve Japonya disinda bütün dünyada yasaklanmistir.

E621Monosodium glutamate (MSG)

MSG, hazir çorbalar, salata soslari, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmis balik, patates cipsleri gibi pekçok paketlenmis gida maddelerinde lezzet artirici olarak kullanilmaktadir. Bir yazar ve sinir hastaliklari uzmani olan Dr. Russell Blaylock'a göre; ani kalp ölümleri ile (özellikle sporcularda) ve MSG ve yapay tatlandiricilar gibi katki maddelerin sebep oldugu excitotoxic hasarlar arasinda bir bag bulunmaktadir. Excitotoxinler bir gurup heyecan artirici amino asitlerdir ki, bunlar hassas sinir hücrelerinin ölümüne sebep olabilir.

Pekçok tüketici de MSG nin hastalik yapici etkisini bizzat yasamislardir. MSG içeren gidalari yedikten sonra ortaya çikan bu rahatsizliklar, bas agrisi, mide bulantisi ve kusmadir.Birçok üründe MSG kullanimi maalesef gizli yapilmakta etikette gösterilmemektedir. Eger güvenli bir katki maddesi ise üreticiler neden gizlerler?

E951 Aspartame (Equal, NutraSweet)

Bu yapay tatlandiricilar diyet soda, diyet gidalar ve düsük kalorili gidalarda kullanilmaktadir. 1970 li yillarda yapilan çalismalarda farelerde beyin tümörüne sebep oldugu belirtilmistir. 2005 de yapilan en son arastirmalar küçük dozlarda bile farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana getirdigini ortaya koymustur.

Aspartama duyarli insanlar, tüketimden sonra basagrisindan, bas dönmesinden ve hallusinasyondan izdirap çekebilirler. Aspartama duyarli olan kisilerde anjioödeme veya göz kapaklarinda, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda sismeye neden olur.

E950 Acesulfame-K

Asesulfam-K normal sekerden 200 defa daha tatli dir. Firin ve pasta ürünlerinde, sakizlarda, jelatinli sekerlemelerde ve mesrubatlarda kullanilmaktadir. Iki fare arastirmasinda bu maddelerin kansere sebep olduklari ve diger çalismalarda ise bu katki maddesinin güvenirliginin bulunmadigi ispatlanmaktadir.

Olestra

Olestra, Olean markasi ile, krakerlerde ve patates cipslerde kati yag yerine kullanilmaktadir. Bu sentetik kati yag vücut tarafindan emilememektedir. Bu madde ishale, gevser bagirsak, karin agrilari, beden gücünün azalmasina ve gazlanmaya sebep olabilir.

E250-E251 Sodium Nitrite (Sodium Nitrate)

Sodyum nitrit veya sodyum nitrat sucuk, salam, sosislerde, hazir et yemeklerinde, tütsülenmis baliklarda, tuzlanmis bifteklerde ve diger islenmis etlerde koruyucu, renk verici ve lezzet verici olarak kullanilmaktadir. Bu katki maddeleri, nitrosaminler denilen kanser olusturucu kimyasallarin olusumuna yol açarlar. Bazi çalismalar, tüketilen konserve etler ve nitrit ile insanlarda olusan kanser arasinda bir bagin oldugunu göstermistir. Nitritler nefes daralmasi, bas dönmesi ve bas agrisi ile sonuçlanabilecek rahatsizliklara sebep oldugu bildirilmektedir. Bebek ve küçük çocuklarin gidalarinda kullanilmasi kesinlikle yasaktir.

E220-E228 Sülfitler

SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür dioksit, sodyum veya potasyumsülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler. Gida koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarinda kullanilirlar. Firinlanmis ürünler, çaylar, çesniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmus meyveler, meyve sulari, konserve ve suyu alinmis sebzeler, dondurulmus patates ve çorba karisimlarinda ve içeceklerde bulunurlar.

Sülfitler gögüste sikisma, kurdesen, karinda kramp, ishal, kan basinci düsmesi, basta yanma hissi, halsizlik, nabiz hizlanmasi gibi bulgulara neden olur. Ayrica sülfitler, bunlara duyarli astimlilarda astim atagini tetikleyebilir.

Bir çok restoranin salata barinda yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.

E210-E219 Benzoatlar

Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, kati ve sivi yaglar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazi gidalarin islenmesi sirasinda gida koruyucusu olarak kullanilir. Firin mamulleri, peynir, sakiz, çesni, dondurulmus mandira ürünleri, yumusak seker gibi gida ürünlerinde, kozmetik ürünlerde, dis macunlarinda eczacilikta agiz yoluyla alinan bir çok ilaçta, öksürüge karsi antiseptik ve mantara karsi merhem yapiminda kullanilir. Astima , sinirsel bozukluga, ve çocuklarda hiperaktiviteye, kurdesene neden olabilir ve astimi agirlastirabilir.

Bu gurubun önemli bir kismini parabenler olusturur. Parabenler gida, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanilirlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarli kisilerde alindiklarinda, agir cilt bulgulari veya deride kizariklik, sislik, kasinti ve agriya neden olurlar.

Ingilterede yapilan son arastirmalarda ise parabenlerin kullanildigi ürünleri tüketen ve gögüs kanserine yakalanmis insanlarin kanserli dokularinda paraben kimyasallar bulunmustur. Bu parabenlerin, parfüm, deodorant, krem, günes yaglari, çesitli makyaz ürünleri ve dis macunu kullanimi ile cilten absorbe edilerek vücuda girisinin saglandigi anlasilmistir. Dokulara yerlesen parabenler östrojen hormonlarini artirarak dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri olusmaktadir.

Bu bulgulardan sonra yukarida ismi geçen ürünlerin paraben içeren çesitlerinden siddetle kaçinilmasi sagligimizin bir geregi olmalidir..

Hydrogenated Vegetable Oil(Hidrojene edilmis bitkisel yag)

Margarinler gida katki maddesi olmadigi halde burada zikretme ihtiyaci duyduk. Zira margarinler burda zikri geçen katki maddelerinden de daha büyük tehlikeler arzetmektedir.

Hidrojene edilmis bitkisel yaglari yapmak için kullanilan proses, kalp rahatsizliklarini ve seker hastaligini tesvik eden trans yaglarini husule getirmektedir. "The Institute of Medicine" tüketicilerin trans yaglari mümkün mertebe çok küçük miktarlarda tüketmelerini önermektedir. Etiketlerinde margarin ve bitkisel kati yaglari içeren krakerler, kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, salata soslari, ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçinmalisiniz. Bunlar ekseriya ürünün raf ömrünü uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanilmaktadir.

E102 Tartrazin

Renklendirici; Kekler, sekerlemeler, konserve sebzeler, peynirler, sakizlar, sosis, dondurma, portakalli içecekler, salata soslari, mevsim salatalari, tatli, reçel, unlu gidalar, çerez, konserve balik, hazir çorbalar, alkolsüz mesrubatlar ve ketçap gibi bazi gidalar tartrazin içerirler. Tartrazin duyarli insanlarda kurdesen veya astim ataklarina neden olabilir. tiroid tümörü, kromozom hasari, hiperaktivite ve aspirin duyarliligi gibi rahatsizliklara sebep olabilir;Norveç ve Avusturya'da yasaklandi.

E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)

Renklendirici; sentetik kömür katranindan üretiliyor; mandira ürünleri, tatlilar ve içeceklerde kullanilir; farelerde beyin tümörüne sebep olmustur. Çocuklarin tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, isviçre, isveç, Avusturya ve Norveç'te yasaklandi.

E127 Red 3(Erythrosine)

Renklendirici; kiraz ve visne, konserve sebze, muhallebi, tatli, pasta,biskuvi ve çerezlerde kullanilir; isiga karsi duyarliliga ve troid hormonu seviyesini arttirip hipertroidism'e neden olabilir; farelerde yapilan çalismada troid kanserine neden oldugu saptanmistir; Avustralya, Amerika ve Norveç'te yasaklandi.

E110 Yellow 6(Sunset Yellow, FCF, Orange Yellow S)

Renklendirici; sentetiktir;unlu gidalar, pasta, tatli, çerez, dondurma, içecek ve konserve balik, hazir çorba ve bazi surup cinsi ilaçlarin üretiminde kullanilir; yan etkileri kurdesen, rinit (burun akmasi), burun tikanikligi, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasari, karin agrisi, bulanti ve kusma, hazimsizlik ve istahsizliktir; Norveç'te yasaklandi

FARKLI REIKI SISTEMLERI

Reiki ve benzeri sifacilik tekniklerinin tümü ayni evrensel yasam enerjisi kaynagini kullanir. Özünde hepsi ayni amaca hizmet eder ve etkilidir. Ancak zaman içinde bazi arayislarin etkisi ve çesitli kaygilarla bazi Reiki master'lar tarafindan enerjinin farkli uygulama teknikleri gelistirilmistir. Tekniklerin biri ötekinden daha üstündür diyemeyiz. Önemli olan uygulayan kisinin ve tedavi alanin kendini daha iyi hissedip hissetmedigidir. Tüm teknikler Reiki'nin farklilastirilmasi oldugundan orijinal ve basit olanin yani Reiki'nin en kolay uygulanan ve geçmiste oldugu gibi bu gün ve gelecekte de ayni güçte etkinligini sürdüren teknik olarak kalacagini düsünüyoruz.

Asagida farklilastirilmis tekniklerin en çok bilinenleri hakkinda kisa bilgiler yer almaktadir.


SEICHIM REIKI (Yasam Isigi Enerjisi)

Sekhem ( seichim )cok eski Misir tapinaklarindan alinmis bir terimdir ve "güç", "kuvvet", "kudret" demektir, ama her zaman kutsal bir yan anlamla beraber anilir. Sekhem'in hiyeroglif yazisi tapinak, piramit ve mezarlarin duvarlarina kazinmis, kutsal belgelerde bolca referans olarak kullanilmis, hatta hermetik rahiplerin dilinin bir parcasi olmustur ama halk bu kelime hakkinda
bilgilendirilmemistir.

Sekhem Amerikali Reiki Master'i Patrick Zeigler tarafindan yeniden ortaya çikarilmistir.Seichim, Sekhem'in sankritçesidir. Seichim yüzyillardan beri, Sekhem'in Dogu kültürü ile yogrulmus ve titresimleri biraz degistirilmis sekilde kullanilmasi ile ortaya çikmistir. Seichim'in temeli Sekhem üzerine oturur. Aslinda hepsi ayni orijinli enerjidir.

Bu enerjilerin Reiki ile bazi ortak noktalari varsa da birbirlerine çok uzak farkliliklari da mevcuttur. Hem Seichim hem de Sekhem'in, Reiki'den daha kuvvetli enerji titresimleri mevcuttur. Bir yere
yönlendirilebilir, yogunlugu degistirilebilir, baska enerjilere dönüstürülebilir. Güçleri çok fazla oldugundan bilinçli olarak kullanilmalari gerekir. Duruma göre kullanma metodlari farklidir.

Reiki ve diger enerjilerden onu farki; Uygulandigi sirada insani çevreleyen güç cok daha fazladir. Digerlerinin yarisi kadar zaman uygulansa bile digerlerinden çok daha uzun sure vücutta
kalir. Insanin fiziksel, ruhsal, enerji bedeni, zekasi, duygulari üzerinde ayni zamanda etki gösterir. Diger enerji sistemleri ile beraber uyumludur. Kaynak bir tanedir ama onu kaynaktan kendimize akitma teknikleri degisiktir. Enerji kaynagi bir tanedir ama onu kendimize akitma teknigi bir çoktur. Reiki, Sekhem, Seichim, Seichem, SKHM, Isis Seichim, Archangelic Seichim, Tera Mai Seichem vs gibi.

Seichim de Reiki gibi inisiyasyonla verilen, dereceleri ve sembolleri olan bir sistemdir. Seichim'de sistemi kullanan ve ögretenler kendilerine göre bir çok degisiklik yaptiklarindan bugün yirmiden fazla sembol çalismalarda kullanilmaktadir, net bir standart yoktur ve master'a göre degisiklik gösterir.

KUNDALINI REIKI

Su an mevcut olan sifa ve kendini gelistirme sistemleri içinde belki de en sade ve basit olani Kundalini Reiki'dir. Kundalini Reiki'ye uyumlanmak isteyen kisinin Reiki Master'i olmasi gereklidir.

Kundalini Reiki dünyaya Danimarkali bir meditasyon masteri olan Ole Gabrielsen tarafindan tanitilmistir. Master Kuthumi ile saatler süren ruhani bilgi seanslari sonunda dogmus bir tekniktir. Master Kuthumi'nin Sevgi, Bilgelik ve Anlayis Tapinagi ile baglantisi vardir ve Koot Hoomi ismiyle de bilinir. Kundalini Reiki bu iki masterin bize hediyesidir.

Kundalini ile, vücudun belli sifa kanallari ve çakralari açilarak, yerküre enerjisinin vücuda girimini kolaylastirilir. 1. çakra olan kök çakrasi, kundalini enerjisinin vücuda giris yeridir. Kundalini enerjisine Kundalini Atesi de denir. Bu enerji kök çakrasindan girer bütün vücudun ana enerji kanallarini, çakralarini dolasir ve taç çakrasindan çikar. Kundalini enerji kanali kök çakrasindan baslayip taç çakrasinda son bulur. Kundalinin açilmasi demek, çakralarin tam olarak temizlenmesi, enerji kanallarinin açilmasi ve vücudun bu yeni çok güçlü enerjiye uyumlanmasi demektir.

Kundalini eski Sanskrit metinlerde kök çakraya çöreklenmis sekilde duran ve uyuyan bir yilan olarak tasvir edilmektedir. Normal halde bu enerjinin uyandirilmamasi gerekir. Gücü çok fazla olan bu enerji akisi kontrolsüz sekilde uyandirildiginda ve yönlendirmede aciz kalindiginda kisinin fiziki ve ruhsal sagliginda yarar yerine zarar olusturmasi söz konusudur. Kundalini enerjisi kullanilacagi zaman uyandirilir ve sonrasinda tekrar uykuya yatirilir.

Kontrolsüz veya yanlis kundalini uyanisina ugrayan veya Kundalini enerjisi ile problemleri olan kisiler Kundalini Reiki'si ile sifa bulabilirler. Kundalini ogrenmek isteyen kisi, diger Reiki sistemlerinden inisiyasyonu olsa bile, bu enerjinin bilinçli ve kontrollü kullanimi için Kundalini 1 inisiyasyonundan bu teknigi ögrenmeye baslamalidir.

Kundalini 1:
Birinci inisiyasyon ile sifa kanallari ve çakralar Reiki enerjisini vücuda daha iyi alabilmek için açilir. Kundalini 2 ile uyandirilacak olan Kundalini enerjisine vücut hazirlanir. Taç, kalp ve el çakralari açilip, kuvvetlendirilir. Tam sifa tekniklerini ve tam etkili uzaga enerji gönderimi ögretilir. Kundalini Reiki 1 inisiyasyonu, Usui Reiki 1-2-3 inisiyasyonlarina es degerdir.

Kundalini 2:
Bütün enerji kanallari kuvvetlendirilir, kundalini uyandirilir, ana enerji kanali açilir ve Kundalini atesi yakilir. Kundalini Solar Plexus çakrasina erisir, Kundalini 3 için vücut hazirlanir. Ayrica özel meditasyon teknigi ögretilir ki bu meditasyon sayesinde cok kisa zamanda Kundalini ates enerjisini vücudunuzda yükseltebilirsiniz. Bu sayede bütün çakra ve enerji sistemleri aydinlanir, temizlenir. Kundalini 1 alindiktan en az 2 gün sonra verilmelidir.

Kundalini 3:
Kundalini Reiki Master seviyesidir. Önceki inisiyasyonlar kuvvetlendirilir, bütün çakralar açilir, Kundalini atesi daha da kuvvetlendirilip, taç çakrasina kadar çikarilir, kundalini bütün vücutta yükselir. Kundalini 2 inisiyasyonundan en az 5 gün sonra bu inisiyasyon yapilmalidir.

LIGHTARIAN REIKI

Yuksek Katlardaki Master Buda’nin ruhunun ilham vermesi ve ögretisi ile ortaya çikan Lightarian Reiki su anda mevcut enerji sistemleri içindeki en güçlü ve etkili sifa verici tekniklerden biridir.

Lightarian Reiki, Lightarian Enstitüsünün kurucusu Jeannine Marie Jelm’in, Yüksek Katlardaki Master Buda’nin ruhuna kanal olmasi suretiyle, 1997 de ortaya çikmistir. Jeannine’ninBuda’ya kanallik ettigi sirada söyledigine gore Reiki’nin, enerji titresiminin büyüklük ve siddetine göre 8 degisik enerji bandi mevcuttur ve Lightarian bunlardan 3 ile 8 inci sirada olan, 6 bandi içinde barindirir.

Birinci Band Usui sistem enerji çalismalarini içerir. Usui sistemde enerji kullanimina uyumlanmis kisiler kendi titresimlerini arttirmaya ve ruhen gelismeye calisirlar.

Ikinci Banddaki enerji ile çalisan kisiler Karuna temelli Reiki ve Lightarian Buddhic Boost gibi enerjileri kullanirlar.

Üçüncü ile Sekizinci bant arasindaki enerji çalismalari ise Lightarian Reiki çalismalarini içerir. Enerji calismalarini gelistirmek için kisi mutlaka Usui temelli Reiki Master Seviyesinden baslamalidir. Bedeni yavas yavas bu enerjiye alisinca, 2. band olan Lightarian Buddhic Boost veya Karuna Reiki ile devam edip, kendini daha kuvvetli enerji titresimlerine hazirlamalidir. Bundan sonra kisi artik çok kuvvetli titresimlere sahip Lightarian Reiki’ye baslangiç yapabilir. Master Buda tarafindan ögretilen bu çok kuvvetli 6 enerji bandina kisi yavas yavas , belli zaman araliklari ile uyumlanir. Usui Temelli master seviyesi denince Usui Reiki Master, Shamballa Reiki Master veya Seichim Reiki Master gibi seviyeler akla gelmelidir.

Lightarian Reiki’nin bu 6 enerji bandinda hiçbir sembol ögretilmemis ancak uyumlama sirasinda ögretmen ve ögrencinin zihnini tamamen bosaltip, temiz tutmasi istenmistir. Egitim verilirken 4 seviyede verilir:

1. Seviye: Lightarian Reiki 1&2
2. Seviye: Lightarian Reiki 3
3. Seviye: Lightarian Reiki 4
4. Seviye: Lightarian Reiki 5&6

1 Seviye egitimde, Lightarian Reiki’nin temel prensipleri ögretilir, Master Buda’nin ruhu ögretmene ilk uyumlama için yol gösterir ve ögrenci ilk Ligharian Reiki uyumlamasini alir. Daha sonraki 3 seviye için ögrencinin vücudu enerjiye alistirilir.

2. Seviye egitimde, Gaia yani Ana Dünya enerjisi ile ögrenci arasinda bag kurulur.

3. Seviye egitimde Yaratici’dan çok yüksek titresimli, kuvvetli enerjileri bu uyumlama için göndermesi istenir.

4.Seviye egitimde Master Sananda’nin ruhu ile iliski kurulur, ayrica Ana Dünya ve Yaratici’dan, Master Buda’nin ruhundan tekrar yardim istenir ve ögrenciye sifa çalismalarinda yardimci Kutsal Sifa Grubu olusturulur.

Her bir seviye uyumlama için 30 ar gün araliklarla beklemek gerekmektedir.


Tera-Mai Reiki:


Tera-Mai Reiki sistemi Kathleen Milner tarafindan gelistirilmistir. Kathleen Milner "Reiki&Other Rays of Touch Healing" ve "Tera, My ourney Home" isimli kitaplarin yazaridir.

Bu sistemin ortaya çikisi, onun daha önce çalistigi Raku Kei Reiki'sinin evrim geçirmesiyle olusmustur. Onun kendi anlayisi, inançlari ve ilhamlari ile 3 yeni sembol ve yeni uyumlama sekli ortaya çikmistir.

Kathleen, Reiki enerjisinin dünyanin bir elementi olduguna inanir. Bunu tüm ögretisi içinde Tera-Mai Seichem diye adlandirir. Tüm sistem 4 elementin enerjisini tasir bunlar: Yeryüzü, Hava, Su ve Atestir.

O'nun için, Reiki enerjisi çok fazla dünya ile ilgilidir, halbuki Reiki anlayisinda enerji bize Yüce Yaratandan gelir. Kathleen kendi sisteminin tek gerçek Reiki sistemi olduguna inanir, patentini almistir, bu sistemi ögretmek isteyen kisi yalnizca bu sistem ile ugrasmali ve yalniz bu sistemi ögretmelidir. Kendi egitiminden sonra , onun sisteminin ögretmenleri uyumlamalari karistirir, degistirir veya eklemeler yaparsa hemen bu sistem ile ilgileri kesilir.

Karuna Reiki:

Son 10 yil içinde yalniz bizim kisisel titresimlerimiz degismedi, ayrica gezegenin titresim oranlari da degisti. Bu titresimlerin artmasi, birçok yeni enerji ve enerji ile yeni sifa tekniklerini de beraberinde getirdi.

Eskiden sifa uygulamalarinda kullanilan ve çok kuvvetli gelen enerjiler, güçlerini yitirdiler. Bu nedenle, yeni, daha kuvvetli sifa teknikleri arandi. Karuna Reiki'si bu sebeple ortaya çikti.

Uluslararasi Reiki Merkezi Kurucusu William Lee Rand, Karuna Reiki sistemini gelistirdi.. Bu sistem Kathleen Milner'in, Tera-Mai adindaki Reiki sistemini temel alarak kurulmustur. William bu sistemin sembollerini, sembollerin kullanislarini, uyumlama seklini ondan esinlenerek olusturmustur. Ancak üzerlerinde degisiklikler yaparak, kalbi merkez alan bir sistem yaratmistir.

Karuna, Sanskrit bir kelime olup, Hindu, Budist ve Zen rahiplerince kullanilmakta idi, anlami: sevecen, merhametli, müsfik hareket demektir.

Karuna Reikisi ile Usui Reikisi arasindaki en belirli fark Karuna enerjisi çok kesin, ve belirlidir, sifa istenen noktaya çok daha iyi odaklanir. Karuna 1, Karuna 2 ve Karuna Master seviyelerinde egitim verilir

 

Dis bakiminda yapilan 30 büyük hata


Dis bakiminda 'sehir efsaneleri' ve kulaktan dolma bilgiler bakimindan hayli zenginiz! Disleri çizer diye macun kullanmayanlar, daha iyi temizler diye en sert dis firçasini arayip bulanlar, disleri kanadi diye sevinenler, 'çürükler kalitsaldir, çarpik disler dogustandir' deyip kaderine boyun egenler…

Kimimiz protezleri çamasir suyuna koyuyoruz, kimimiz agriyi keser diye dise raki, tütün ya da tuz basiyoruz. Ama en önemlisi de dis agrisindan duramayacak hale gelinceye kadar dis doktoruna gitmeyi düsünmüyoruz… Hal böyle olunca da agiz ve dis sagliginda sinifta kaliyoruz!

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Agiz ve Dis Sagligi Uzmani Dr. Ahmet Mihmanli, agiz ve dis sagligi konusunda yaptigimiz hatalari ve topluma yerlesmis yanlis inanislari anlatti:

1- SERT DIS FIRÇASI DAHA IYI TEMIZLER: Iyi firçalamak; firçanin sertligiyle degil, firçalama teknigiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte dis firçalari kullanilir. Çok sert firçalar, disleri asindirabilir. Çok yumusak firçalar ise disleri temizlemeyebilir.

2- SERT FIRÇALAMAK DISLERI DAHA IYI TEMIZLER: Disleri sert firçalamak; disleri temizlemek yerine, 'firça çürügü' dedigimiz asinmalara neden olur. Dislerin mine tabakasi asindigi için, alttaki sari tabaka ortaya çikar ve disler daha sari gözükür. Ayrica sert firçalamak, dislerde hassasiyete ve dis eti çekilmesine neden olur.

3- DIS MACUNUNU FAZLA KULLANMAK DISLERI ÇIZER: Dislerin mine tabakasinin çizilmesi; macunun fazla kullanilmasiyla ilgili degil, kullanilan macunun granüllerinin büyük olmasiyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunlarin uzun süreli kullanimindan kaçinilmali. Firçanin üzerine konulan macunun miktari ise 'mercimek tanesi' büyüklügünde olmali.

4- KARBONAT VE TUZLA FIRÇALAMAK DISLERI BEYAZLATIR: Bu maddeler iri granüllü oldugu için disin mine tabakalarini çizer ve asindirir. Bunun sonucunda; disin parlakligi gider ve yedigimiz ve içtigimiz besinlerle, disler daha kisa zamanda renklesmeye baslar.

5- SARI DISLER DAHA SAGLAMDIR: Disin rengi disin saglamligini belirlemez.


DIS FIRÇASI VE MACUN ISLATILMAZ!

6- DISLER, MACUN VE FIRÇA ISLATILARAK FIRÇALANMALI: Dis firçasi, firçalamaya baslamadan önce islatilmamalidir. Çünkü; firça killari islatilinca, sertligini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sivi agizda mevcuttur.

7- MACUN KULLANMAYA BASLADIKTAN SONRA DISLERIM ÇÜRÜDÜ: Macun; disleri firçalarken sabun görevi görür ve içeriginde dislerde biriken mikroorganizmalari yok etmek için etken maddeler vardir. Yani çürümeye neden olmaz.

8- ÇÜRÜKLER GENETIKTIR, NE YAPARSAN YAP DISIN ÇÜRÜR: Bireyler arasinda çürüge yatkinlik farkli olabilir. Fakat kötü beslenme aliskanliginin düzeltilmesi, agiz hijyenine önem verilmesi ve düzenli dis hekimi kontrolleri durumunda çürüge yatkinligin bir önemi kalmaz.

DISLER KAHVALTIDAN SONRA FIRÇALANIR

9- DISLER KAHVALTIDAN ÖNCE FIRÇALANIR: Disler günde en az iki kez, kahvaltidan sonra ve yatmadan önce firçalanmali. Dis firçalama islemi bitince, dilin üst kismi da yumusakça firçalanmali.

10- ESTETIK DIS DOGUSTAN OLUR, ÇARPIK DISTEN KURTULUS YOK: Dis düzeltme (ortodonti); disler agizda mevcut oldugu sürece her yasta uygulanabilir. Ortodontik tedavi sayesinde; disler mevcutsa, her yasta düzeltme yapilarak, güzel gözüken dislere sahip olunabilir.

11- HER BÜNYE IMPLANTI KABUL ETMEZ: Implant; eksik olan dislerin yerine çene kemigine yerlestirilen yapay dis kökleri olarak tanimlanabilir. Sadece yara iyilesmesini etkileyen bir sistemik hastalik ile kontrol altinda olmayan kalp ve seker hastaligi varsa yapilmaz.

12- HAREKETLI PROTEZLER ÇAMASIR SUYUNA KONURSA BEYAZLAR: Hareketli protezleri çamasir suyuna koymak zararlidir. Protezin kirilganligini artirir ve protezin ömrünü azaltir. Protezler için özel temizleme tabletleri vardir; onlar kullanilmali.

13- ÇEKTIRDIGIM 20 YAS DISININ YERINE DIS YAPTIRMALIYIM: Çekilen 20 yas dislerinin yerine protez dis yaptirmaya gerek yoktur.

DISINIZ KANAYINCA SEVINMEYIN BIR DOKTORA GIDIN!

14- DIS RÖNTGENI ÇEKTIRIRSEM ÇOK FAZLA ISIN ALIRIM: Dis röntgenleriyle alinan radyasyon çok azdir. Bu radyasyon dogada alinan radyasyondan daha azdir.

15- BEYAZLATMA (BLEACHING) DISLERI DAHA DA SARARTIR: Beyazlatma; normal dis rengini daha da açmak için yapilir. Beyazlatmanin ilk yapildigi dönemlerde; kahve, çay ve sigara gibi disleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayi yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanin hiçbir yan etkisi yoktur.

16- DIS TASLARI TEMIZLENDIKTEN SONRA DAHA ÇOK DIS TASI OLUSUR: Düzenli ve dogru firçalama dis tasi olusumunu engeller. Alti ayda bir dis hekimi kontrolü sayesinde; iyi firçalayamadigimiz alanlarda olusan dis taslari, hekim tarafindan temizlenmis olur. Bunun da herhangi bir zarari yoktur.

17- DIS TASI TEMIZLIGI DISIN MINESINE ZARAR VERIR: Dis tasi temizligi dogru uygulandigi takdirde minenin zedelenmesine neden olmaz. Çünkü dis tasi temizligi isleminde; dis dokusundan degil, dis yüzeyine ait olmayan olusumlar (plak, dis tasi) uzaklastirilir.

18- DIS FIRÇALARKEN DIS ETLERININ KANAMASI IYIDIR: Dis firçalarken görülen kanamalar, dis eti iltihabinin belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir dis hekimine basvurmak gerekir. Dis etlerinin, kanamadan dolayi firçalanmamasi sonucu, mevcut iltihabi durum siddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi firçalamali ve dis hekimine tedavi için basvurmali.

DIS HEKIMININ KAS GÜCÜNE DEGIL UZMANLIGINA BAKIN!

19- SÜT DISLERI NASIL OLSA DÖKÜLECEK DOLGU GEREKSIZDIR: Süt disinin erken çekimi, alttan gelen daimi dislerde çaprasikliga ve çene kemigi gelisiminde bozulmalara neden olur.

20- ERKEK DIS HEKIMLERI DAHA IYI DIS ÇEKER: Dis çekimi belli prosedürler dogrultusunda uygulanan bir islem olup, uygulanan kuvvetle alakali degildir.

21- ÇEKIM IÇIN KULLANILAN LOKAL ANESTEZIKLER MORFINDIR BAGIMLILILIK YAPAR: Dis hekimliginde kullanilan lokal anestezik maddeler morfin içerikli degildir; aliskanlik yapmaz. Morfin, tip alaninda sinirli vakalarda kullanilan bir ilaçtir.

22- DIS ÇEKIMI AVRUPA MALI MORFINLE YAPILIRSA AGRIMAZ: Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmistir. Avrupa mali olmasina gerek yoktur.

23- DIS AGRIYINCA DISIN ÜZERINE ASPIRIN, RAKI, KOLONYA, TÜTÜN VE TUZ KOYMAK AGRIYI KESER: Alkol ve alkol içerikli maddelerin dis ve dis eti bölgesine uygulanmasi sonucu dis etlerinde 'alkol-aspirin yanigi' denilen komplikasyonlara neden olur. Dislerin üzerine uygulanan diger maddelerin (tütün, tuz vb.) de agri kesici özellikleri yoktur. Agri, ancak mevcut sorun giderildiginde ortadan kalkar.

24- ÇÜRÜK DIS ÇEKILDIKTEN SONRA PIS KAN AKITILMALIDIR, ÇEKILEN DISIN YERINI KANATMAK IYIDIR: Dis çekiminden sonra, çekim bosluguna hastanin yaptigi müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatilmasi ya da pihtinin uzaklastirilmasi, dis çekimi yapilan yerin iltihaplanmasina neden olur. Olusan pihti korunmalidir.

HIÇBIR PROTEZ KENDI DISINIZIN YERINI TUTMAZ!

25- EN KOLAY ÇÖZÜM ÇÜRÜK DISI ÇEKTIRIP KURTULMAK: Çürük dis için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmali. Çünkü ne fonksiyon ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi disinizden daha iyi olamaz.

26- AGIZ KOKUSU HERKESTE OLUR VE GEÇMEZ: Agiz kokusu; dis çürügü, dis eti hastaligi, sindirim sistemi ile ilgili rahatsizliklar, sinüzit ya da üst solunum yolu enfeksiyonlari kaynakli olabilir. Bu hastaliklarin tedavisi sonucunda agiz kokusu önlenebilir.

27- DIS TELI SADECE ÇOCUKLARDA KULLANILIR: Ortodonti (tel tedavisi) alanindaki son gelismeler sayesinde; tel tedavisi sadece çocuklara degil, eriskin hastalar için de uygulanabilir.

28- HER HAMILELIK BIR DIS GÖTÜRÜR: Her hamilelikte dis kaybinin gerçeklesmesi söz konusu degildir. Agiz bakiminin tam olarak saglanamamasi, tedavi edilemeyen çürüklerin varligi ve dis eti hastaliklarinin ilerlemesi durumunda dis kayiplari görülür.

29- HAMILELIKTE DIS ETLERI KANAR ÇÜNKÜ DISTEN KALSIYUM ÇEKILIYORDUR: Hamilelikteki dis eti kanamasi, disten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanin nedeni; agiz bakiminin yeterli saglanmamasi durumunda hamilelikteki hormonal degisiklikler sonucu dis eti iltihabinin olusmasi ya da mevcut dis eti iltihabinin siddetlenmesidir.

30- HAMILELIKTE DIS TEDAVISI BEBEGE ZARAR VERIR: Acil olan dis tedavileri, hamileligin her döneminde yapilabiliR

Melatonin


Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23.00 ile 05.00 saatleri arasinda salgilanan bir hormondur.

Hormonun temel görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak, Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon.

Hormon diger aktioksidan tesirlerini de güçlendiriyor, kanserli hücrelere karsi koruma sagliyor, üreme sistemiyle baglantisindan tutun da yorgunluk, isteksizlik gibi durumlarin nedenlerini de olusturabiliyor.

Su anda bu hormon yaslanmayi geciktirici etkisinden dolayi da üzerinde önemle durulan bir hormon. Isin can alici noktalarindan birisi hormonun çocuklar üzerindeki tesiridir. Avrupa da lösemili ve kanserli çocuk sayilarinin artmasindan ötürü yapilan arastirmalar sonucunda ailelerden istenen bir husus da çocuklarin kesinlikle karanlik ortamlarda yatirilmalari.

Çünkü melatoninin güçlü salgilanmasinin kansere karsi koruyucu etkisi oldugu biliniyor. Ancak, bu hormon isiga duyarli.

Deneylerde uyuyan kisinin hormon salgisi izlenirken isik açildiginda hormonun azaldigi, karanlikta yogun olarak salgilandigi tespit edilmis bilimsel bir gerçek.

Lütfen karanlikta yatin ve Çocuklariniz uyurken isigi kapatin...

Unutmayin körlerde kanser olma orani sifira yakindir

 

Doktorunuza 3 soruyu mutlaka sorun


Hastalar hekimebasvurduklarinda, çekindiklerinden, utandiklarindan veya heyecandanhastaliklariyla ilgili sorulari soramiyor. Ya da sormalari gerekensorular hakkinda bilgi sahibi olamayabiliyor.

Merakettiklerini soramadiklari için de tedaviye uyumda sikintiyasanabiliyor. Acibadem Saglik Grubu'ndan Prof. Dr. Erdal Akalin,hastalarin doktorlarina su üç soruyu mutlaka sormalarini öneriyor :
1) Benim hastaligim nedir?
2) Bu hastalikla ilgili ne yapmam gerekiyor?
3) Bunlari neden yapmaliyim?
Prof.Dr. Erdal Akalin, sunlari söylüyor: “ Kronik hastaliklar Türkiye'de çokfazla gündeme gelmiyor. Bu konuda bilgilenmede eksiklikler var. Gençbir nüfusa sahibiz, bundan dolayi da daha saglikli kalacagiz diye biranlayis var. Oysa Saglik Bakanligi'nin 2006 yili raporuna göre,Türkiye'de 22 milyon kisinin kronik hastaligi var. Bu rakamin yasamsartlarindan dolayi, gelecek yillarda daha da artmasi bekleniyor. Bazikronik hastaliklar var ki, ancak komplikasyonlar ortaya çiktiktan sonrafarkina varilabiliyor. Hipertansiyonda hasta uzun süre durumunubilmeyebiliyor. Ancak kalp hastaligi ve böbrek hastaligi ortayaçiktiginda hipertansif oldugunu anlayabiliyor.”
KRONIK HASTALIKLARA ÖZEL EGITIM PROGRAMLARI GEREKIYOR
Saglikharcamalarinin yüzde 75'i kronik hastaliklara gidiyor. Bu nedenleülkemizde hem saglik okur yazarliginin artirilmasi, hem de kronikhastaliklar hakkinda egitim programlarinin düzenlenmesi gerekiyor.Prof. Dr. Erdal Akalin, saglik okur yazarligi ve kronik hastaliklariyan yana getirince, yetersiz saglik okur yazari olan kisilerde kronikhastaliklarin tedavisinin çok daha güç oldugunu vurguluyor. Çünkü buhastalarin büyük çogunlugu, kendilerinin yapmasi gereken seylerianlamakta güçlük çekiyor. Tedaviyi yarida birakirlarsa, vücutlarindahangi zararlarin ortaya çikacagini anlamakta zorlaniyor. Bu nedenlesaglik okur yazarligi ve kronik hastaliklara karsi egitim birbirindenayri düsünülmemesi gereken iki kavram.
ABD VE INGILTERE SAGLIK OKUR YAZARLIGINA ÖNEM VERIYOR
Amerika'dasaglik okur yazarligi ile ilgili iki bölüm kurulmus. Ingiltere'de dedevlet, saglik okur yazarligi konusunda özerk yapiya sahip bir ajanskurmus durumda. Ülkemizde saglik okur yazarliginin ne durumda oldugunailiskin net veriler yok. Bu nedenle Acibadem olarak Türkiye'de saglikokur yazarligi ve kronik hastaliklara karsi egitim konusunda öncülükyapmak istediklerini anlatan Prof. Dr. Erdal Akalin, söyle konustu:“Biz bu konuda Acibadem disinda da etkili bir merkez kurabilirsekbasarili olacagiz. Baslangiçta kendi hastalarimiza sonra da digerkronik hastaligi olan kisilere ulasmayi hedefliyoruz. Saglik hizmetisunmadaki sorumluluk, sadece tedavi hizmetini yerine getirmeklebitmiyor. Hasta olan ve olmayan kisilerin de egitilmesi önem tasiyor.Saglikli kalmanin yolunu bilmemiz lazim.”
HEKIME GITMEDEN ÖNCE SORULARINIZI YAZIN
Saglikokur yazarligi hekime gitmeden önce neler yapilmasi gerektigininbilinmesi anl*** geliyor. Gelismis ülkelerde kronik hastaligi olankisilere, ‘hekime gitmeden önce hazirlanin. Hekimin muayenesinden sonrada gerekli sorulari sormus ve cevabini almis olarak ayrilin” tavsiyesiveriliyor.
Hastalarin doktora gitmeden önce su hazirliklari yapmasi gerekiyor?

-Diyabet, hipertansiyon gibi hayat boyu ilaç kullanmasi gerekenhastalarin, hekime gitmeden önce akillarindaki tüm sorulari yazmasiönemli
- Hastanin hekime giderken mutlaka ilaçlarinin listesini götürmesi gerekiyor
- Hastalarin kontrol randevusuna gitmesi, hekimin tedavinin basarili mi basarisiz mi olup olmadigini görmesi açisindan gerekli
- Hastalar muayeneye giderken yanlarinda hekimin söylediklerini dinleyip anlayacak birini götürmeli
-Hekimin önerilerinin çok iyi dinlenip, gerek görülüyorsa not edilmesi,ilaç dozlarinin ve ne zaman alinacaginin ayrintili bir sekildesorulmasi hayati önem tasiyor

 

Kahve ve agri kesiciyi birlikte almayin


Kahve ve agri kesiciyi birlikte almayin

Doktorlar, agri kesicilerin çok miktarda kahveyle birlikte alinmamasi konusunda uyariyor
WashingtonÜniversitesi uzmanlari, paracetemol türü ilaçlarin yüksek miktardakahveyle tüketilmesi sonucu kandaki zehirli maddelerin oranini 3 katartigini, bunun da karaciger tahribatina yol açtigini ortaya çikardi

 

10 Soruda "Grip" Salgini!

Grip hakkinda en çok sorulan 10 soru ve yanitlari.

1. Grip nedir?
Grip; ates, öksürük, bas agrisi, halsizlik ve kas agrilari ile seyreden akut bir virüs hastaligidir.
2. Soguk alginligindan ve diger solunum sistemi hastaliklarindan farki nedir?
Grip;ülkeler ve kitalar arasi yayginlasma özelligine sahip olan bir hastalikolarak ciddi akciger hastaliklarina yol açabilmesinden dolayi sogukalginligindan ve diger solunum sistemi hastaliklarindan çok dahafarklidir.
3. Soguk alginligi ile benzer özellikleri var midir?
Gripve soguk alginligi bulasma sekilleri belirtiler yönünden benzerlikgösterebilir. Gripte bas agrisi, kas agrilari ve ates daha önplandadir.
4. Medikal tedavide ne tür ilaçlar kullanilir?
Grip tedavisinde bazi antiviral ilaçlar kullanilabilir. Ancak antibiyotik önerilmez.
5. Gripten korunma yöntemi nedir?
Grip(influenza) asilari gripten korunmanin en güvenli yollarindan biridir.Bu asilar ülkemizde de uzmanlar tarafindan basari ile uygulanmaktadir.
6. Asi ne zaman ve nasil uygulanmalidir?
Eylül-Aralik aylari arasinda tek doz olarak üst kolun dis yüzeyine uygulanir.
7. Herkes için dozaj ayni mi olmalidir? Bebekler ve küçük çocuklar için de asi uygulama sekli ve doz ayni midir?
Bebeklerve küçük çocuklarda uylugun ön yüzünden kas içine yapilabilir. Dahaönce asilanmis 9 yas alti çocuklara 1'er ay ara ile 2 dozönerilmektedir.
8. Gebelikte asi yapilmasi dogru mudur?
Dogrudur. Gebeler de asilanmasi gereken grup içinde yer alir. Ama mutlaka bir uzmanin kontrolünde olmalidir.
9. Grip basladiginda hastalik riskinin arttigi gruplara da asi uygulanabilir mi?
Uygulanabilir.Astim, kronik akciger veya kalp hastaligi, seker hastaligi, böbrekyetmezligi, kan hastaligi gibi bir hastaligi olanlar bu gruba dahilkisilerdir.
10. Grip asisi olmasi gereken grup içinde baska kimler vardir?
Saglikpersoneli (doktor, hemsire, vb. personel), huzurevi ve kronik bakimünitelerinde çalisanlar, ev hemsireleri, 65 yas ve üzerindekiler, disülkelere seyahat edecek olanlar

 

Sigara biraktiran en etkili tedavi yollari


Sigara biraktiran en etkili tedavi yollari

Tiryakilerin sigarayi birakma sürecinde en büyük sorunu olan nikotin yoksunluguyla bas edebilmek için pek çok alternatif var

Sigarayibiraktirma polikliniklerine basvuran her tiryakiye uygun bir tedaviseçenegi sunuluyor. Nikotin sakizlari ve bantlarindan, burun spreyine,tablet ilaçlara kadar sigarayi birakmada yardimci pek çok tedavialternatifi mevcut. Tüm tedavilerin temeli ise vücuttaki nikotinyoksunlugunu kaldirmaya dayaniyor.
Iste bilimselligi kanitlanan, doktor ve saglik personeli kontrolünde kullanilmasi gereken yöntemler.
NIKOTIN SAKIZI
Ikiformu olan nikotin sakizi, günde 25 adetten az sigara içenlerde 2miligram, 25 ve daha fazla içenlerde ise 4 miligramlik formlar olarakveriliyor. Günde en fazla 24 adet çignenmesi öneriliyor. Iki sakizarasinda ise en az yarim saat ara birakilmasi tavsiye ediliyor.
8- 12 hafta kullanilmasi yeterli olurken gerektiginde süreuzatilabiliyor. Nikotin sakizinin içerdigi nikotin, yanaktan emiliyor.Bu nedenle sakizin çigneme teknigi önemli. Yavas yavas bir kaç kezçignedikten sonra yanagin iç yüzünde yapistirilip bir süre kalmasigerekiyor. Sonra tekrar çignenmesi ve yine yanaga yapistirilip yaklasik20 dakika bu islemin sürdürülmesi gerekiyor. Sigarayi birakip istahiartanlarda ayni zamanda yemek yeme istegini azaltiyor.
Nikotinsakizi kullanacak kisilere genellikle sigara içimini tamamen durdurmasive düzenli olarak (sabah uyanmasindan itibaren 8 - 10 saat sonrasinakadar) sakizi her saat çignemesi öneriliyor.
Bir yilda sigarayi biraktirma orani yüzde 29. En sik rastlanan yan etkileri agiz irritasyonu, çenede agri, hiçkirik ve bulanti.
NIKOTIN BANDI
Nikotinbandiyla vücuda saatte 1 miligram nikotinin kontrollü olarak verilmesisaglaniyor. 24 saatte bir ve 16 saatte bir kullanilan iki formubulunuyor. Nikotin bandindan sigara içimiyle alinan nikotin miktarininyüzde 50?si organizmaya geçiyor. Günde 15 adetten fazla sigaraiçenlerde 21 miligramlik formuyla baslanip 4 hafta devam edilmesi, dahasonra ikiser hafta süreyle sirayla 14 miligram ve 7 miligram olaraktedavinin 8 haftaya tamamlanmasi öneriliyor. Günde 10 - 15 adetten azsigara içenlerde daha düsük dozlarda baslanabiliyor.
Bantintercihen sabah, üst kola, omuz etrafina veya gövde ön yüzünde tüysüzbir bölgeye uygulanmasi ve her gün yerinin degistirilmesi gerekiyor.Tedavide en önemli nokta, bant kullanan hastanin sigara içmemesiningerekliligi.
Yan etkileri az, hafif veya geçici. Ancak uygulamayerinde alerjik reaksiyon, ritm bozuklugu, bas agrisi, soguk alginligibenzeri belirtiler, uykusuzluk, bulanti, kas agrisi, sersemlik, dahanadir olarak da karin agrisi, öksürük, anormal rüya görme, anksiyete veduygusal degisiklikler, kabizlik ya da ishal, eklem ve sirt agrisigörülebilir.
NIKOTIN BURUN SPREYI
Iki burun deligine de birerkez püskürtülen sprey, saatte 1 - 2 doz, en fazla 5 doz öneriliyor. 3 -6 ay süreyle kullanilabiliyor. En yüksek seviyeye 5 - 10 dakikadaulasiyor. En sik karsilasilan yan etkileri burun ve bogaz irritasyonu,öksürük, aksirik, sürekli göz ve burun akintisi, sinüzit, çarpinti vebulanti.
ILAÇ TEDAVISI (BUPROPION HCL)
Nikotin yoksunlukbelirtilerinin azalmasini saglayan ''bupropion'' etken maddeli ilaç,ayni zamanda kilo alma oranini da düsürüyor. 8 hafta ile 6 ay arasindadegisen süreyle kullanilabilen ilaç tedavisine, sigara birakilmadanönce baslaniyor. Ilk 3 - 4 gün farkli dozlarda kullanilarak, 7 - 14 güniçinde bir sürede hedef birakma günü belirleniyor. Ilaç tedavisinedevam edilirken sigara birakiliyor ve tedavi ayni dozda sürdürülüyor.Yan etkileri siklikla basagrisi, uykusuzluk, ve agiz kurulugu olarakgörülüyor.
Piyasaya yeni çikacak olan bir diger ilaç olan''varinicline'' etken maddeli ilaç ise beyinde ayni nikotin etkisigösterebilecek. Sigarayi biraktirma basari orani ise yüzde 40 -50?lerle ifade ediliyor. Ilacin 2 - 3 ay kullanilabilecegi ancak 6 ayakadar da tedavinin uzatilabilecegi belirtiliyor

 

KIRAZIN AGRI KESICI ETKISI ASPIRINDEN FAZLA

Kirazinagri kesici etkisi aspirinden on kat daha fazla!Yapilan her yeniarastirma, meyve ve sebzelerin sifa deposu oldugu gerçegini açikçaortaya koyuyor. 20 kirazda 12-25 miligram arasi antosiyanin maddesibulunuyor ve bu maddenin agri kesici etkisi aspirinden on kat dahafazla.
Vitamin ve mineral deposu olan meyvelerin faydalarisaymakla bitmiyor. Yaz aylarinin vazgeçilmez meyvelerinden biri olankiraz, güçlü bir agri kesici. 20 kirazda 12-25 miligram arasiantosiyanin maddesi bulunuyor ve bu maddenin agri kesici etkisiaspirinden on kat daha fazla. Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesidahiliye uzmani Dr. Mustafa Sahin, vücudun baslica düsmani olankolesterolün hiçbir meyvede bulunmadigini söylüyor. Dr. Sahin,meyvelerin dogal seker içerdigini, ne kadar çok meyve tüketilirsebeyindeki sinir hücrelerinin de o kadar gelistigi ve meyve yemeninhafizayi canlandirdigini belirtiyor. Meyvelerin mükemmel lif kaynagioldugunun altini çizen Sahin, vitamin ve mineral açisindan çok zenginolan meyvelerin kalorilerinin az oldugunu ve kilo aldirmadigini ifadeediyor.
Kolesterolü ve kan sekerini düsüren kirazin, kabizligi dagiderdigini vurgulayan Sahin, kirazda bulunan flavanoidlerin vücuttakizehri temizledigini ve antioksidan etki yaptigini kaydetti. Kirazinnikotinin vücuttan atilmasina yardimci oldugunu bildiren Sahin,"Böbreklerin tas ve kum yapmasini önler ve varsa zamanla döker. Safrakesesi tasinin dökülmesine de yardimci olur. Ayrica yüzde olusansivilcelerin giderilmesini saglamaktadir." dedi.
Hangi meyve neye faydali?
Çilek:Strese iyi geliyor, sakinlestirici etkisi var. Sigara dumanininetkilerini azaltiyor. Çocuk felci ve agiz-deri yaralarina yol açanvirüsleri öldürücü etkisi bulunuyor. Kansere yakalanma riskiniazaltiyor, mide ve bagirsak zayifliklarini gideriyor. Safra kesesihastaliklarina iyi geliyor ve yüksek atesi düsürüyor. Dislere ve disetlerine iyi geliyor, dis taslarinin olusmasini engelliyor ve cildecanlilik kazandiriyor.
Karpuz: Böbregi temizliyor, astim, damartikanikligi, diyabet, kolon kanseri ve kireçlenme gibi hastaliklara iyigeliyor. Bagisiklik sistemini güçlendiriyor. Karpuz çekirdeklerindekicucurbocitrin adli madde, kan basincini düsürmeye ve düzenlemeyeyardimci oluyor. Kabugundaki çinko, iktidarsizliga iyi geliyor.
Kavun:Kani temizliyor ve antioksidan özelligi bulunuyor. Endise veuykusuzluga iyi geliyor, bagirsak ve cilt kanserine karsi tavsiyeediliyor.
Seftali: Kalp rahatsizliklarina ve kansere karsi koruyor. Sindirim sistemini çalistiriyor ve hazmi kolaylastiriyor.
Kayisi:Kansizliga iyi geliyor. Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileribulunuyor. Özellikle akciger kanseri, kalp hastaliklari ve kataraktinönlenmesinde yardimci oluyor. Kemik erimesini önlüyor, sinirlerigevsetiyor ve uyku veriyor. Kabizlik çeken ve sindirim sisteminde sorunyasayanlar için faydali. Sabahlari aç karnina yenilen kuru kayisi,sindirim açisindan faydali olmanin yani sira cilde de canlilik katiyor.
Muz: Kalp ve kas sistemine yararli. Yorgunluga ve ishale birebir.Yüksek tansiyonu önleyici özellige sahip. Uykuyu düzene sokuyor, ülseriönlüyor ve ülser yaralarinin tedavisine yardimci oluyor. Kolesterolüdüsürüyor ve migren agrisina faydali. Böbrek ve eklemlerdekiiltihaplanmalarda tedavi edici özellige sahip.
Kivi: Basli basina bir C vitamini deposu. Bir adet kivide günlük alinmasi gereken C vitamini ihtiyacindan fazlasi bulunuyor.
Visne:Seker orani kirazdan düsük oldugu için daha az kalori içeriyor. Atesidüsürüyor ve susuzlugu gideriyor. Koyu renkli visneler, açik renklilereoranla daha fazla mineral içeriyor.
Armut: Kalp, damar sagligi,alçak kan basinci ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleribarindiriyor. Üzüm: Böbreklerin çalismasini uyarip kalp atisinidüzenliyor. Karacigeri temizliyor. Siyah üzüm, kabuklari veçekirdekleriyle yenirse hücre yeniliyor. Sindirimi kolaylastiriyor,kansizligi gideriyor ve bebeklerin gelisimi için çok faydali. Incir:Bagirsaklari çalistiriyor, enerji veriyor ve cinsel güce yardimci.Yüksek kan basincini düsürüyor, kemik yogunlugunu artiriyor

Maden Suyunu daha sIk tüketin

Madensuyu konusunda zengin kaynaklara sahip olan ülkemizde maalesef tüketimçok yetersiz. Oysa maden sulari, bol mineral içerikleriyle sagligimiziçin oldukça yararli


Yurtdisiseyahatlerinde su istediginiz zaman eger belirtmediyseniz geneldeönünüze maden suyu gelir veya garsonun ''gazli mi, gazsiz mi?'' sorusuile karsilasirsiniz. Çünkü Avrupa Ülkeleri ve Amerika?da maden suyutüketimi çok yaygin ve bu konuda yerlesmis önemli bir aliskanlik var.AB ülkelerinde yillik 150 litre olan maden suyu tüketimi Türkiye?deyaklasik dört litre.

Maden suyu nedir? Maden suyu jeolojik vefiziksel olarak koruma altinda tutulan yeralti sularindan elde edilmisçözünmüs kati madde içerigi toplam 250 ppm?den daha az olmayansulardir. Çözünmüs mineral tuzlari, elementler ve gaz içerirler.Mineralli sulari diger sulardan ayiran özellik, kaynagindan eldeedildigi anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementleriçermeleridir. Her maden suyu farkli miktarda mineral içerebilir.
Türkiyemaden suyu konusunda zengindir. Ancak Istanbul Üniversitesi TipFakültesi Tibbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dali Baskani Prof.Dr. Zeki Karagülle?nin açiklamalarina göre; Türkiye?deki kaynaklarinyüzde 99?u bosa akiyor.

Ülkemizde 225 adet normal mineralli sukaynaginin bulunmasina ragmen bu kaynaklardan çikan suyun sadece 24?üsiseleniyor. Bu kaynaklarindan çikan günlük 63 milyon litre dogalmineralli suyun 630 bin litresi degerlendirilebiliyor. Türkiye?desifali 325 termal su, 225 maden suyu ve 75 içmece grubu bulunuyor.
Soda ile maden suyu farklidir
Madensulari kalsiyum, klor, magnezyum, sodyum, potasyum gibi vücut içinönemli birçok mineral içerir. Özellikle terle sivi ve elektrolitkaybinin arttigi yaz aylarinda, spor yapanlarda, sik seyahat edenlerdeiyi bir seçimdir. Ancak maden suyu ile soda karistirilmamalidir. Madensuyu yerin en derin katmanlarindan çikar. Çiktigi yerin jeolojiközelliklerini tasir ve magmadan aldigi karbondioksit gazinin basincivasitasiyla yeryüzüne çikarlar. Yeryüzüne çikarken geçtiklerikatmanlardan mineralleri de alarak yol alirlar. Bu sebeple mineralcezengin ve dogal bir içecektir.
Tüm maden sulari dogal olarak minerallerden zengindir.

Yeraltindaolusma süreçlerinde hemen hepsi degisik düzeylerde kalsiyum, magnezyumve sodyum, bazilari da florür içerir. Bu mineraller insan sagligi içinyasamsal önem tasirlar. Kalsiyum; kemik ve kalp-damar sagligi ve siniruyari iletimi, magnezyum; kalp, kas ve sinir sagligi ve enerji üretimi,sodyum; su-elektrolit ve asit- baz dengesi, sindirim destegi ve uyariiletimi, florür de dis ve kemiklerde yasamsal islevler görür.

Minerallerin,mineralli sulardan emilerek vücuda alinmalari ve söz konusu islevlerdekullanilmalarinin (biyo-yararlanimlarinin) diger dogal besin kaynaklarive yapay farmakolojik destek preparatlarindan daha yüksek oldugu sonyillarda yapilan çalismalarda gösterildi. Özellikle kadinlaraosteoporozun önlenmesi ve tedavisi açisindan ergenlik döneminde isekemik ve dislerin büyümesine destek olmasi açisinda tercih edilebilir.
Egzersiz sonrasi içilebilir
Minerallisu aktif yasam, spor ve egzersizde dogal su destegidir. Sagliginkorunmasi ve gelistirilmesinde dengeli ve yeterli beslenmenin yanindagünlük fiziksel aktivitelerin artirilmasi ve çesitlendirilmesininyararlari günümüzde giderek daha iyi anlasiliyor.

Sportiffaaliyetlere katilma, egzersiz yapma, yürüme ve kosu gibi aktivitelerekatilma günümüz insaninin saglikli aliskanliklari arasinda daha çok yeraliyor. Bu arada, tüm bu aktiviteler sirasinda terlemeyle olusan su vemineral kaybi unutulmamalidir. Bu su ve mineral kaybinin karsilanmasiyasamsal önemdedir. Bu konuda mineralli sudan faydalanilabilir.Böylece, kaybedilen vücut suyu yerine konuldugu gibi, artan kas vehücre metabolizmasi yeterli miktarlarda minerallerle desteklenir veyasamsal önemdeki su-elektrolit dengesi korunur. Sudaki mineraller ve saglik açisindan önemleri Kalsiyum Kemik, dis ve kalp sagligi, kan pihtilasmasi, sinir uyari iletimi
Magnezyum Kalp, kas ve sinir sagligi ve enerji üretimi
Sodyum Su-elektrolit dengesi, sindirim destegi, asit-baz dengesi, uyari iletimi
Potasyum Hücre metabolizmasi, su dengesi
Florür Dis ve kemik sagligi
Iyodür Troid bezi fonksiyonlari destegi
Klorür Su-elektrolit dengesi, sindirim destegi
Bikarbonat Mide fonksiyonlari, kan ve idrarda asit-baz dengesi
Sülfat Kalin bagirsak fonksiyonlari, safra kesesi ve fonksiyonlarinin uyarilmasi

 

Karaciger Kisti nasil anlasilir?

Karaciger kist hidatigi bir tür parazitin olusturdugu bir hastaliktir. Halk arasinda “ köpek kisti” diye bilinir.
Buparazit; kurt, çakal, köpek gibi hayvanlarin barsaklarinda yasar.Parazitin yumurtalari kurt, çakal, köpek gibi hayvanlarin diskisi iledisariya atilir.

Parazitin evriminde rol oynayan küçükbas vebüyükbas hayvanlar ve bazen de insanlar bu parazit yumurtasi ilebulasik gidalari ( et, su ,sebze) yediginde yumurta onlarinbarsaklarina geçer ve barsakta kurtçuk açiga çikarak, kan dolasiminakarisir ve vücudun degisik yerlerinde, en sik da karacigerde yerleserekgiderek büyüyen kistler meydana getirir. Buna hidatik hastalik diyoruz.Genel Cerrahi Uzmani Op. Dr. Bülent Koç, Mynet okurlari için yazdi.
Parazit kendine nasil bir üreme alani bulur?

Bukistlerin içinde binlerce parazit olusturacak kurtçuklar mevcuttur.Daha sonra bu kistlerden içeren organlarin kurt, çakal, köpek gibihayvanlar tarafindan yenmesi ile kurtçuklar tekrar bu hayvanlarinbarsagina ulasir ve burada geliserek eriskin parazit haline gelir.Baska bir deyisle parazitin üremesi için böylesine bir döngüye ihtiyacivardir.

Insanda nasil ortaya çikar?

Insan da butabloda zaman zaman bir arakonak vazifesi görebilmektedir. Egerparazitin yumurtasinin bulastigi maddeler ( gida, su ) agiz yolu ilealinirsa, yumurtalar barsakta açilir ve içinden çikan parazitkurtçuklari ayni sekilde insanda da kistler olusturur.
Karaciger kist hidatigi insandan insana bulasir mi?

Karaciger kist hidatigi insandan insana bulasmaz. Insan diskisinda bulunmaz. Ancak bir sekilde parazityumurtasi bulasmis kirli gidalar ailedeki diger kisiler tarafindanalinabilir ve dolayisiyla hastalik ailenin degisik fertlerinde deortaya çikabilir.

Hastalik nasil bir gelisim gösterir?

Hastalik,% 75-80 karacigere yerlesir. Daha az siklikla akciger, karin içi digerorganlar ve beyinde görülebilir. Olay nerede olursa olsun, parazitinyerlestigi yerde giderek büyüyen içi basinçli bir sivi ile dolu kistolusur.
Hastalik karacigerde hasar olusturur mu?

Hastalikkaracigerde direkt olarak hasar olusturmaz. Genellikle karacigerdokusunu iterek kendine yer açtigindan karaciger hücrelerifonksiyonlarina devam ederler.Kist büyüdükce etrafindaki karacigerdokusunu sikistirip baski yaparak fonksiyonunu bozmaya baslar.

Karaciger kist hidatigi ne gibi sikayetlere neden olur? Kendini nasil belli eder?

Karacigerkist hidatigi hastaliginin özgün bir sikayeti yoktur. Kist karacigerdebir ya da birden fazla olabilir. Küçük kistler genellikle sikayetnedeni olmaz. Hastalik genellikle baska nedenlerle yapilangörüntülemelerde ortaya çikar. Daha büyük kistler ise sag tarafta agri,dolgunluk hissi gibi sikayetler olusturur.
Kist kendi haline birakilirsa ne olur?

Genelliklegiderek büyür ve istenmeyen olaylara neden olur. Bunlar kistin içindebakterilerin üremesi ve karaciger apsesi haline gelmesi; kistin safrayollarina baski yapmasi ile olusan sarilik ile kistin delinme veyirtilmasidir.

Karacigerdeki kist kendi kendine patlar mi?

Kistinkendi kendine patlamasi ve delinmesi nadiren görülebilir. Daha ziyade o bölgeye gelen ani ve siddetli darbeler ( kaza, yumruk... ) böyle biryirtilmaya neden olabilir

Kistin yirtilmasi tehlikeli mi?

Böylebir durumda iki tablo çok önemlidir. Birincisi, kist içerigi antijeniközellik tasir, yani siddetli, hayati tehdit edebilecek allerjikreaksiyonlar olusturabilir. Ikincisi ise kist içerigi bütün karinboslugu içerisine yayilarak yaygin hastalik halini alabilir. O zamanhastalik karin içindeki barsaklarin çalismasini güçlestirir,asiri agriyapabilir.

Tani nasil konur?

Karaciger kistlerindetani, ya karin üst kisimlarinda agri ve dolgunlugu olan, veya baskanedenlerle tetkik istenen hastalarda kistin ultrasonografi,tomografiveya emar ile tesbit edilmesiyle konur.
Hastalik ilaçla tedavi edilebilir mi?

Ilaçla tedavi yoktur ama parazite etkili oldugu bilinen ve diger tedavi yöntemlerine yardimci ilaçlar mevcuttur.

Hastaligin tedavisi nedir?

Hastaliginstandart tedavisi cerrahidir. Cerrahi yöntem ise, kistin büyüklügü,karacigerdeki yeri, sayisi, komplikasyon olup olmamasi gibidegiskenlere göre belirlenir. Uygun vakalarda igne ile aspirasyon,laparoskopi gibi teknikler denenebilir ancak bu islemler esnasindaanaflaksi dedigimiz,ölümcül olabilecek asiri allerjik reaksiyonlarolusabilmektedir

Sezaryen neden tercih edilmemeli?

Doktorlar, sorun olmadigi sürece sezaryenle dogumun tercih edilmemesi gerektigini söylüyor. Bu gerçege ragmen özel hastanelerde sezaryenle dogum yüzde 80'lere kadar çikmis durumda.


Sosyal Güvenlik Kurumu'nun normal doguma göre sezaryene iki kat fazla para ödemesi, özel hastanelerde bu yöntemle dogum oranini yüzde 80'lere çikardi. Uzmanlar sezaryendeki artisi SGK'nin fiyat tarifesinin yani sira yeni yasalarda hata yapan doktora cezai yaptirimlarin uygulaniyor olmasi ve sürenin kisaliginin da etkiledigini ifade ediyor. 2003 yilinda yapilan Türkiye Nüfus ve Saglik Arastirmasi'na göre o dönemde sezaryenle dogum orani yüzde 21,2 idi.
Kadin dogum uzmanlari, sezaryenle yapilan dogumlarin üçüncü çocuktan sonra riskli hale geldigini belirtiyor. Istanbul Tip Fakültesi Kadin Hastaliklari ve Dogum Anabilim Dali Ögretim Görevlisi Prof. Dr. Erkut Atar, ideal bir kadinin yapmasi gerekenin normal dogum oldugunu belirtiyor. ABD'de üçüncü çocuktan sonra sezaryene sinirlama getirildigini kaydeden Atar, sezaryenle dogumun normale göre çok az olduguna dikkat çekiyor.
Kozyatagi Central Hospital Genel Müdürü Mehmet Kara'ya göre, SGK'nin uygulamasi degismedigi müddetçe bu sekilde yaptirilan dogumlar artarak devam edecek. SGK su anda normal doguma ortalama 300 YTL, sezaryenle yapilan doguma 600 YTL paket ücreti ödüyor.
Doktorlar sezaryene yöneliyor
Uzmanlar sezaryendeki artisi SGK'nin fiyat tarifesinin yani sira yeni yasalarda hata yapan doktora cezai yaptirimlarin uygulaniyor olmasi ve sürenin kisaliginin da etkiledigini ifade ediyor. Sezaryen, sivi azalmasi, kordon dolanmasi, ters bebek gibi dogum sirasinda yasanan sorunlari azaltiyor.
Fakat bunun yaninda karin içi iltihaplanmasi, dikislerde ve cilt altinda kanama olmasi risklerini tasiyor. Ayrica sezaryen ile kan kaybi, normal doguma göre daha fazla. Sezaryen sonrasi dikis bölgesindeki sancilar 3-4 gün devam ediyor ve annenin hareketleri ile emzirmesini güçlestiriyor.
Dogumda nasil yol izlenmeli?
Öncelikle doktorlar, hastaya sezaryenle yapilacak ikinci ve üçüncü çocuktan sonraki dogumlarin riskli oldugunu belirtmesi lazim. Prof. Dr. Erkut Atar, "Hasta eger korkudan dolayi sezaryeni tercih ediyor ve riskli bir durum tasimiyorsa doktor tarafindan mutlaka normal doguma yönlendirilmelidir. Epidural anestezi ile artik normal dogumlarda da agrinin ortadan kaldirildigi mutlaka anlatilmalidir." diyor. Anne adaylarinin kendilerini sezaryene sartlandirmamasi ve dogum öncesi süreçte kendilerini normal doguma göre ayarlamasi gerekiyor


Ana Sayfa

 

 

 
 
 
All logos and trademarks in this site are property of their respective owner. The comments are property of their posters, all the rest © 2005 by me.
You can syndicate our news using the file backend.php or ultramode.txt