|
Hz. Yusufun Rüyasi
Hz.Yusuf'un kaderinde önce öldürülmesinin planlanmasi,
sonra da vazgeçilip kuyuya atilmasi vardir. Yoksa yanlis
kader anlayisinda oldugu gibi, kaderin degismesi, gibi bir durum
kesinlikle söz konusu degildir. Hazreti Yusuf Peygamberin kaderi
tüm bu ayrintilarla beraber yaratilmistir.
Hazreti Yusuf Peygamber daha çocukken bir rüya görmüs
ve rüyasinin yorumunu babasina sormustur. Babasi Yakup Peygamber
ise Hz. Yusuf'un rüyasiyla ilgili yorum yapmis ve onu güzel
haberlerle müjdelemistir. Ancak bununla birlikte rüyasini
diger kardeslerine anlatmamasi konusunda kendisini uyarmistir. Bu
olay Kuran'da su sekilde bildirilir:
Hz. Yusuf babasina: Babacigim, gerçekten ben "rüyamda"
on bir yildiz, Günes'i ve Ay'i gördüm; bana secde
etmektelerken gördüm demisti. (Babasi) Demisti ki: Oglum,
rüyani kardeslerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar.
Çünkü seytan, insan için apaçik bir
düsmandir. Böylece Rabbin seni seçkin kilacak...
(Yusuf Suresi, 46)
Yusuf Peygamber babasina rüyasini anlattiginda, babasinin
rüyasini kardeslerine anlatmamasi konusunda onu uyarmasinin
sebebi, kardeslerinin güven vermeyen tavirlariydi. Yakup Peygamber
ilim sahibi, ferasetli bir insan oldugu için ogullarinin
fitne çikarmaya müsait olan karakterlerinin ve kiskanç
yapilarinin farkindaydi. Onlari çok iyi tanidigi için
Hz. Yusuf'a tuzak kurabileceklerini de tahmin etmekteydi. Bu nedenle
Hz. Yakup seytanin düsmanligina dikkat çekmis, Hz. Yusuf'a
temkinli olmasini ögütlemistir.
Hz. Yusuf'un Kardeslerinin Tuzak Kurmasi
Yakup Peygamber Hz. Yusuf'u uyarmakta hakliydi, çünkü
kardesleri onu ve küçük erkek kardeslerini babalarindan
kiskanmaktaydilar. Içlerindeki bu kiskançlik öylesine
siddetliydi ki, onlari Hz. Yusuf'a tuzak kurmaya kadar götürdü.
Bu da Hz. Yusuf'un kardeslerinin
rüya tabirleri
Islam ahlakindan uzak olduklarinin ve mümin karakteri sergilemediklerinin
bir diger göstergesidir. Onlarin kurduklari bu tuzak ve Yusuf
Peygambere yaptiklari Kuran'da söyle anlatilir:
"Onlar söyle demisti: Yusuf ve kardesi babamiza bizden
daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekistiren bir topluluguz.
Gerçekte babamiz, açikça bir saskinlik içindedir.
Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atip-birakin ki
babanizin yüzü yalnizca size (dönük) kalsin.
Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz. (Yusuf Suresi, 89)
Ayetlerden açikça anlasildigi gibi, kardeslerinin
Hz. Yusuf'a tuzak kurmalarindaki en büyük etken kiskançlikti.
Babalarinin Hz. Yusuf'u ve kardesini daha çok seviyor oldugunu
düsünmeleri onlari bu kiskançliga itmekteydi. Yalnizca
kendilerine yönelik bir sevgi istiyorlar, kendilerinin sayica
çok oluslari ve birbirlerini pekistirmeleri nedeniyle sevgiye
daha çok hak sahibi olduklarini düsünüyorlardi.
Elbette ki bu, son derece çarpik bir mantiktir. Çünkü
Kuran'a göre müminlerin birbirlerini sevmedeki tek ölçüleri
takvadir. Kim takvaca üstünse, kim Allah'tan daha çok
korkuyor ve O'nun sinirlarini en titiz biçimde koruyorsa,
kim en güzel ahlaki gösteriyorsa müminler dogal olarak
en çok o kisiyi severler. Açiktir ki, Yakup Peygamber
de ogullarina sevgi yöneltirken bunu ölçü
almistir. Hz. Yusuf diger ogullarindan çok daha takva ve
güzel ahlakli oldugu için, bu durumda onu en çok
sevmesi son derece dogaldir. Fakat Hz. Yusuf'un kardesleri bu bakis
açisina sahip olmadiklari için, babalarinin Hz. Yusuf'a
ve kardesine olan sevgisini de anlayamamislardir. Bu da onlarin
dinden uzak karakterlerinin önemli bir göstergesidir.
Dikkat çeken ayri bir yönleri de, babalari hakkinda
kullandiklari saygisiz üsluptur. Babalari üstün bir
akil ve feraset (anlayis) sahibi seçkin bir peygamber olmasina
ragmen onlar Hz. Yusuf'a ve kardesine olan sevgisinden ötürü
babalarinin "saskinlik içinde" oldugunu iddia etmekteydiler.
Bir peygambere karsi böyle saygisiz bir üslup kullanmalari
da onlarin imani zayifliklarini göstermektedir. Onlarin Allah
korkularinin zayif oldugunu anlamak için kuvvetli bir delil
daha vardir: Hz. Yusuf'u öldürmek istemeleri... Allah'tan
korkan, ahirette hesap verecegine inanan, Allah'in her an kendisini
isittigini ve gördügünü bilen bir insanin Allah'in
haram kildigi böyle bir fiile yanasmayacagi ve hatta aklindan
dahi geçirmeyecegi son derece açiktir. Ancak bu kisiler
babalarinin kendilerini sevmesini saglamak ya da kiskançlik
duygularinin neden oldugu öfkelerini dindirmek için,
çözümü Hz. Yusuf'u öldürmekte ya
da bir yere atip birakmakta bulmuslardir.
Öldürmek zaten haramdir, ancak küçük
yasta bir çocugu bir yere atip birakmak da çok vicdansizca
bir harekettir. Bunu yapmayi düsünebilen insanlarda vicdan,
merhamet gibi duygularin bulunmadigi son derece açiktir.
Görüldügü gibi, Hz. Yusuf'un kardesleri acimasiz
ve zalimdirler.
Üstelik mantik örgüleri de çok bozuktur.
Hz. Yusuf'a böyle bir kötülük yapip, harama
girdikten sonra hala "salihlerden olmayi" ummaktadirlar.
Elbette ki, bir insan bir kötülük isledikten sonra
Allah'tan samimi bagislanma isterse, düzelmeyi ve salihlerden
olmayi umabilir. Fakat bu kisiler yaptiklarinin yanlis oldugunu
bile bile, önce kötü bir amel isleyip, sonra da salihlerden
olmayi planlamaktaydilar. Iste bu, onlarin saglikli bir muhakeme
yetenegine ve mümin karakterine sahip olmadiklarinin bir baska
delilidir.
Ayetin devaminda en zor aninda Allah'in Hz. Yusuf'a yardim ettigi,
içlerinden birine onu öldürmek yerine kuyuya atma
fikrini ilham ettigi haber verilir:
"Içlerinden bir sözcü dedi ki: Eger (mutlaka
bir sey) yapacaksaniz, öldürmeyin Yusuf'u, onu kuyunun
derinliklerine birakiverin de bir yolcu kafilesi alsin. (Yusuf Suresi,
10)
Görüldügü gibi, her ne kadar kardesleri Hz.
Yusuf'a tuzak kurarlarsa kursunlar, aslinda Yusuf Peygamber Allah'in
kendisi için belirledigi kaderi yasamaktadir. Kimse kendisi
için belirlenen kaderin disina çikamaz. Allah daha
Hz. Yusuf dogmadan çok önce bu kaderi yaratmistir, Yusuf
Peygamber de bu kaderi aynen yasamistir.
Bu arada bir konuyu daha hatirlatmak gerekir ki, Hz. Yusuf'un ölümünü
engelleyen, onu kuyuya atma fikrini getirerek yasamasini saglayan
kardesi degil, Allah'tir. Allah dilemese Hz. Yusuf'un kardesi onu
kuyuya atma fikrini düsünemez ve böyle bir fikir
veremezdi. Ancak Hz. Yusuf'un kaderinde önce öldürülmesinin
planlanmasi, sonra da vazgeçilip kuyuya atilmasi vardir.
Bundan dolayi kardesi böyle bir fikirle gelmistir. Yoksa yanlis
kader anlayisinda oldugu gibi kaderin degismesi gibi bir durum kesinlikle
söz konusu degildir. Yusuf Peygamberin kaderi tüm bu ayrintilarla
beraber yaratilmistir. Kardeslerinin onu öldürmemeleri
de onlarin bozulmus bir planidir. Ancak o plani da en bastan bozulmus
olarak yaratan Allah'tir.
Nitekim Allah bu plani, o daha henüz çocuk yasta iken,
gördügü rüya araciligiyla Hz. Yusuf'a bildirmistir.
Hz. Yusuf'un hayati da, Allah'in bildirdigi bu rüyayi dogrulayacak
sekilde gelismistir. Allah kimi zaman diledigi kullarina bu sekilde
gaybi haber verebilir. Peygamberimiz Hz. Muhammed'e de (sav), Mekke'yi
fethedip orada müminlerle birlikte güven içinde
hac yapacagini bir rüya araciligiyla bildirmistir. Bu konudaki
ayette söyle buyrulmaktadir:
"Andolsun Allah, elçisinin gördügü rüyanin
hak oldugunu dogruladi. Eger Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i
Haram'a güven içinde, saçlarinizi tiras etmis,
(kiminiz de) kisaltmis olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat
Allah, sizin bilmediginizi bildi, böylece bundan önce
size yakin bir fetih (nasib) kildi." (Fetih Suresi, 27)
Allah'in gaybi bildirmesinin ve olaylarin da tam bu sekilde gerçeklesmesinin
sirri, bizim için "gayb" olan herseyin, Allah katinda
ezelde tespit edilmis, yasanmis ve bitmis olmasidir. Gayb insanlar
için vardir. Zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah
ise herseyi yaratan ve bilendir. Tüm zamani ve tarihi de, tek
bir an olarak yaratmistir.
Yasanan hersey Allah'in diledigi sekilde meydana gelir. Ve her
birinde müminler için hayir ve güzellikler vardir.
Yasanilan ve sabir gösterilen her zorlugun ardindan, Allah
dünyada ferahlik ve nimet, ahirette ise sevap ve mükafat
verir.
|