| |
SONUÇ
Demokratik yönetimlerde karar alma, kamuoyuna açik
ve ilgili taraflarin katilimi ile gerçeklesen
bir süreçtir. Kamu otoritesi tarafindan verilecek
bir kararin kendi çikarlarini
etkileyecegini
düsünen çesitli gruplar, bu süreç
içerisine dahil olarak söz konusu kararlari etkilemeye
veya
kararin alinmasini engellemeye çalismaktadir.
Bu baglamda baski gruplari ve lobiler
belirledikleri ortak amaçlar dogrultusunda siyasal mekanizmayi
etkilemeye çalisan politik
aktörler olarak demokratik sistemlerde yerlerini almaktadir.
Bu konumlari siyasal katilim,
çogulculuk ve sivil toplum örgütlenmesi açisindan
demokratik yapilarin vazgeçilmez ögeleri
olmalarini saglamaktadir.
Demokratik sistemlerin yapisal özellikleri tasiyan
ABde de bu örgütlenmeler etkinliklerini
sürdürmektedir. Amaci basta yasama erki olmak
üzere karar verici organlari etkilemek olan
lobiler kullandiklari teknik ve yöntemlerle AB
kurumlarinda da etkinlik saglamislardir.
Ancak
AB karar alma mekanizmasi kendine özgü ve karmasik
bir nitelik tasimaktadir. Bu özelligi
ile
lobicilere bir taraftan herhangi bir ülkede oldugundan
daha fazla firsat sunarken diger taraftan da
bazi zorluklari beraberinde getirmektedir. AB karar
alma mekanizmasindan çikacak bir karari
etkilemek veya engellemek isteyen lobiciler için denenebilecek
yol sayisi herhangi bir
ülkedekinden daha çesitliyken bu karisik
ve çok kademeli yapi lobiciler için strateji
belirlemeyi
zorlastirmaktadir. Ulusal hükümetler
yoluyla mi, dogrudan Brükselde mi lobi yapilacagi
yoksa
her iki yolunda mi kullanilacagi; eger
Brükselde lobi yapilacaksa hangi kurumlarin
ve kisilerin
hedef olarak seçilecegi, ne zaman ve hangi yöntemlerle
lobicilik faaliyetinin gerçeklestirilecegi
gibi kararlarin alinmasi lobiciler açisindan
güçlesmektedir.
Geleneksel olarak AB tarafindan alinacak bir karari
veya çikarilacak bir düzenlemeyi etkilemek
için ilk yol ulusal düzeyde lobiciliktir. Lobiciler
ABde gündeme gelen bir tasari ile ilgili olarak
kendi hükümetlerinin alacagi pozisyonu etkilemeye
çalisirlar. Amaçlarina
ulastiklari takdirde,
üye ülke hükümetleri Konseyde baski grubunun
istegi dogrultusunda hareket edeceklerdir. Ancak
bu yöntemin etkisi Konsey kararlarinda nitelikli oy
çoklugu uygulamasinin yayginlasmasi
sonucunda azalmis ve tek basina uygulanmasi
verimsiz bir yöntem haline gelmistir.
ABde lobicilik yapmanin ikinci yolu ise Brükselde
temsil edilmek ve burada Birlik
kurumlarinda lobi faaliyetlerini yürütmektir. Brükselde
temsil edilme yolunu seçen lobicilerin
önünde ise Avrupa Gruplarina üyelik, direkt
lobicilik ve profesyonel lobicilerle çalismak
seçenekleri bulunmaktadir.
Belirtilen seçeneklerden birini ya da birkaçini
kullanarak AB bünyesinde lobicilik yapan iki binin
üzerinde baski grubu bulunmaktadir. Bu çok
sayidaki baski grubunu ise bes kategori altinda
siniflandirmak mümkündür. Bunlar;
özel sektör, meslek gruplari, isçi
gruplari temsilcileri ile
bölgesel çikar gruplari ve sivil toplum
örgütleridir.
Günümüzde ABde lobicilik büyük bir
sektör halini almistir. Özellikle
1986da kabul edilen Tek
Senet ve 1992 Maastricht Antlasmasindan sonra
yasanan politik gelismeler sonucunda bir çok
konuda karar alma yetkisi üye baskentlerden AB kurumlarina
devredilmis ve böylece lobicilerin
Brüksele olan ilgileri arttirmistir.
Lobiciler açisindan ise en önemli AB kurumlari
karar alma
mekanizmasinin temelini olusturan Komisyon,
Parlamento ve Konseydir. Topluluk hukukunun
uygulanmasindan sorumlu ATAD ise bu kurumlarda amaçlarina
ulasamayan lobicililer için son
bir seçenek olarak görülmektedir. AB kurumlari
da gerek temel ve uzmanlik bilgilerine erisim
gerekse demokratik katilim ve kamuoyunun tercihlerinin
ögrenilmesi açisindan lobicilere olumlu
bakmaktadir.
AB kurumlarinda lobicilik yarari çift tarafli
bir faaliyet olmasina karsin giderek artan yogunlugu
basta Parlamento içerisinde olmak üzere çesitli
kaygilara yol açmistir. Bu kaygilarin
temelini
lobiciligin kötüye kullanilmasi ihtimali
ve çok sayida gelen bilginin güvenilirliginden
emin
olunamamasi olusturmaktadir. Bu sorunlari
demokratik yapiya zarar vermeden giderebilmek için
Parlamento çesitli düzenlemeler yapma yoluna gitmistir.
Bu düzenlemeler; lobicilerin kayit altina
alinmasi, dürüst olmayan yollardan bilgi
edinmeye yönelik davranislardan ve çikar
çatismalarindan kaçinmalari
ilkelerine dayanmaktadir. Ancak bu kurallara uyulmamasi
durumunda uygulanacak yaptirimlar konusunda adim
atilmamistir. Komisyon ise düzenleme
konusunu lobicilere birakmistir.
Lobicilerin AB karar alma mekanizmasinda etkin bir özne
olmalarinin en önemli nedeni bilgidir.
Lobilerin ilgili olduklari faaliyet alanlarindaki
uzmanlik ve bilgileri, AB karar alma
mekanizmasina erisimlerini saglamakta ve alinacak
kararlari etkileme, degistirme veya engelleme
olanagi sunmaktadir. Diger bir neden, AB kurumlari
tarafindan da sikça tartisilan
mesruiyet ve
demokrasi açigi konusunda lobilerin rolüne
dayanmaktadir. Lobilerin karar alma
mekanizmalarinda aktif rol almasini destekleyen
AB kurumlari böylece halkin sisteme
katiliminin saglandigi
ve demokrasi açiginin azaltildigi
görüsünü paylasmaktadirlar.
Sonuç olarak, lobiler Avrupa Birligi karar alma sürecinin
ana unsurlarindan biridir. Böyle önemli
bir konumda olabilmelerinin nedeni ise AB kurumlari ile kurduklari
iliskilerdir. Bu iliski her iki
tarafin da yararina ve çikarlari
dogrultusunda belirlenmektedir. Lobiler AB düzeyinde çikarlarini
savunabilme ve temsil edilme olanagi bulurken, AB kurumlari
da bilgi ihtiyaçlarini karsilamakta
ve demokratik yapi ile ilgili eksikliklerini giderebilmektedir.
Lobiler ayrica ABye üye olma
yolundaki ülkeler için de önem tasimaktadir.
|
|