Ana Sayfa

· Haberler
· Lobicilik
· Astroloji
· Muzik
· Telefon Rehberi
· Guzel Sözler
· Yemek Tarifleri
· Sanat
· Borsa
· Tv Ve Radyolar
· Oyunlar
· Dini Bilgiler
· Saglik
· Fikralar
· Edebiyat
· Genel Kültür
· Siyaset
· Gazeteler
· Programlar
· Rüya Yorumlari
· Yönetim

· Özel mesajlar
· Arama
· Arkadasina Öner
· Baglantilar/Linkler
· Downloads
· Eski Anketler
· Haber
· Haber Öner
· Haber Arsivi
· Güncel haber/Yorum
· Iletisim Formu
· Istatistikler
· Konular
· Kullanici Günlügü
· Kullanici Kayit/Girisi
· SSS
· Top 10

 

 
 
 
 
 

BÖLÜM III
AVRUPA BIRLIGI’NDE LOBICILIK
3.1 AVRUPA BIRLIGI’NDE LOBICILIGE GENEL BAKIS

Avrupa Birligi’nin yasama alaninin kapsami ve yetkileri genisledikçe, bu alanda kendi çikarlarini
savunmak isteyen kisi ve kurumlarin sayisi da artmaktadir. Baski ve çikar gruplari hem Konsey
ve Parlamento tarafindan kabul edilen düzenlemelerin hem de Komisyon tarafindan kullanilan
yetkilerin kendi istekleri dogrultusunda olmasi için çalismaktadir.
AB’de lobicilik, Birlige üye devletlerde ya da ABD’de yapilan klasik lobicilik faaliyetlerinden
farklidir. Bunun sebebi, Birligin karar alma süreçlerinin karmasik yapisidir. Halen gelisen ve
degisen bir siyasi yapi olarak AB’de, Birligin organlari arasindaki dengeler de degismektedir. AB
düzeyinde bir lobi çalismasi yapilirken, Birligin yasama sürecinde yetkili olan üç organin ve
bunlara ek olarak Topluluk hukukunun uygulanmasindan sorumlu olan ATAD’in göz önünde
bulundurulmasi gerekir.
AB’de lobicilik yapmak ve alinacak kararlari etkilemek isteyen birçok baski grubu
bulunmaktadir. Ancak bu gruplarin hepsinin lobicilik faaliyetlerinde basarili olmasi beklenemez.
AB’de lobicilik konusunda basarili olabilmek için sahip olunmasi gereken bazi temel unsurlar ve
özellikler vardir. Bu kapsamda AB’de lobiciligin temel ögeleri olarak dogru, güvenilir ve güncel
bilgi, bu bilginin kullanilmasini saglayacak analiz yetenegi, dogru zamanda dogru yerde olmayi
saglayacak strateji, etkili bir sunum ve gerektigi zamanlarda isbirligi sayilabilir.

3.1.1 AVRUPA BIRLIGI KURUMLARINDA LOBICILIK
AB’nin siyasal yapisi içerisinde, karar alma sürecinde söz sahibi olan birden fazla organ olmasi
nedeniyle, lobicilik yapilirken bu organlarin hepsinin ayri ele alinmasi gerekir. AB karar alma
sürecinin en etkin organlari olan Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi ile
Topluluk hukukunun uygulanmasini saglayan ATAD lobiciler için en önemli kurumlardir.
Kurumlar ile lobiciler arasindaki iliski çift tarafli yani iki tarafin da yararina olan iliskidir.
Kurumlarin lobicilige olumlu yaklasimlarinin ortak nedeni lobiler tarafindan saglanan teknik
bilgi ve uzmanliktir. Bunun disinda kurumlar, demokratik yapinin isleyisi ve AB vatandaslari ile
iletisimin saglanmasi gibi sebeplerle lobiciligi desteklemektedir. Lobiler de bu islevleri yerine
getirerek karar alma mekanizmasinda söz sahibi olma firsatini yakalamaktadir.
3.1.1.1 Avrupa Komisyonunda Lobicilik
Hem yasama sürecini baslatan organ olmasi nedeniyle hem idari fonksiyonuyla hem de AB’nin
çikarlarini ve entegrasyonunu gözeten organ olarak Komisyon, çogunlukla lobilerin hedef
seçtikleri ilk kurumdur. Komisyonun, gelismekte olan bir siyasi kurum olarak disaridan destege
ihtiyaci vardir. Komisyonun politika üretme fonksiyonunun bilgiye dayandigi ve kaynaklarinin
da sinirli oldugu düsünülürse disardan gelecek bilgiye olan ihtiyaci anlasilmaktadir. Komisyon görevlilerinin, Komisyonun yetki alanina giren bütün konularda gerekli donanima
sahip olmasi beklenemez. Bu noktada, Komisyonunun bilgi edinmede dis kaynaklara olan
ihtiyaci lobiler tarafindan karsilanmaktadir. Diger yandan lobiler tarafindan saglanan bu bilgiler,
Komisyona gerçekçi ve uygulanabilir kararlar almada yardimci olmaktadir.
Lobiler, Komisyon için uzmanlik ve bilgi eksigini gidermek disinda iki önemli fonksiyona daha
sahiptir. Bunlar Komisyona destek ve önemli politik kararlarda mesruiyet saglamalaridir.
Alinacak kararlar öncesinde ilgili menfaat sahiplerinin görüslerini alan Komisyon, bu sekilde
hem kararin mesrulugunu saglamis hem de herhangi bir kötü sonuçla karsilasilmasi durumunda
üstlendigi riski azaltmis olmaktadir. Ayrica Komisyon, lobicilerle isbirligi yaparak, diger AB
kurumlari ile arasindaki rekabette kendisine destek bulmus olmaktadir. Komisyon nezdinde yürütülen lobi faaliyetleri için degisik yöntemler uygulanabilir. Örnek
olarak; bir yasa teklifinin çikarilmasini desteklemek, yasa teklifinin içerigine etki etmeye veya
çikarilmasini engellemeye çalismak ve Komisyon’un uygulama ile ilgili yetkilerinin kullanimini
etkilemek verilebilir.
Komisyon içerisindeki görev dagilimi lobiciler açisindan önem tasiyan bir diger unsurdur.
Komisyon üyeleri ve genel müdürlüklerdeki üst düzey personel, genel olarak hazirlanacak bir
taslakta izlenecek politikayi ve amaçlari belirlemekte ve söz konusu metinler hazirlandiktan sonra
kontrol etmektedirler. Bu yasa taslaklarini hazirlayanlar ise orta kademelerdeki görevlilerdir. Bu
nedenle, söz konusu bu personel lobiciler için anahtar kisilerdir. Orta kademelerdeki bu görevliler taslaklari hazirlarken disardan, özellikle komitelere katilan uzmanlardan bilgi ve yardim
almaktadir. Bu asamalarda söz konusu Komisyon görevlilerine ulasabilen ve kendi çikarlarina
uygun bir sekilde yönlendirebilen lobiciler hedefledikleri sonuca ulasmada önemli bir adim atmis
olmaktadir.
Sonuç olarak Komisyon ve lobiciler arasinda iki tarafinda yararina bir iliski bulunmaktadir.
Komisyon her zaman lobilere açik oldugunu ve lobicilik faaliyetlerinin, politikalarin
üretilmesinde temel bir unsur oldugunu dile getirmektedir.Diger taraftan Komisyonun önemi
lobiciler tarafindan Toplulugun kurulusundan itibaren fark edilmis ve üslendigi görevler
bakimindan öncelikli bir yere sahip olmustur.

3.1.1.2 Avrupa Parlamentosunda Lobicilik
AB’nin yasama sürecinde Parlamentonun rolü ve gücü giderek artmaktadir. Ancak,
Parlamentonun gücünün artmasi yetkilerinin genislemesinden degil, ortak karar ve onay
usullerinin daha fazla uygulanmasinin etkinligini arttirmasindan kaynaklanmaktadir. Seçimle
isbasina gelen tek kurum oldugu göz önüne alindiginda bu rolün artmasi Avrupa demokrasisi
açisindan önemlidir.
Parlamentonun Komisyondan gelen yasa teklifleri üzerinde degisiklik yapma hakki
bulunmaktadir. Parlamento bu degisiklikleri, Komisyon görevlileri ve çikar gruplariyla iliskileri çerçevesinde gerçeklestirmektedir. Lobicilerin Parlamento’daki erisim noktalari komiteler, siyasi
gruplar, milletvekilleri ve genel kuruldur. Parlamentonun önüne gelen bir taslakta anahtar rolü ise
raportör oynamaktadir. Raportör, Parlamentoya gelen taslagi inceler ve konu hakkinda yapilmasi
gereken degisiklikleri içeren bir rapor hazirlar. Ilgili komite bu rapordaki degisiklikleri oylayarak
genel kurula sunup sunmamaya karar verir ve eger degisiklikler kabul edilirse son oylama için
genel kurula gönderilir. Raportörün hazirlayacagi rapor ve rapordaki yorumlari, alinacak karar
üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Raportörün gelen bir yasa taslagi üzerinde rapor hazirlayip
degisiklik önerebilmesi için bilgiye ihtiyaci vardir. Bu durum ayni zamanda lobiciler açisindan da
çikarilacak düzenlemeyi kendi çikarlari lehine etkilemek için önemli bir firsattir.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta da, Komisyondan farkli olarak, Parlamento üyelerinin siyasi
parti üyesi olmalari ve ulusal kimlikleridir. Üyeler ulusal seçim bölgelerinden seçimle göreve
gelmeleri nedeniyle tekrar seçilebilmek için seçmenlerin çikarlarini gözetmek durumundadir. Bu
dogrultuda lobiciler, ulusal bazda yürüttükleri faaliyetleri ile de Parlamento üzerinde etkinlik
saglamaya çalismaktadir.
3.1.1.3 Avrupa Birligi Konseyinde Lobicilik
Avrupa Konseyi, son karar mercii olarak, yapilan lobi faaliyetlerinin sonuçlarinin alindigi ve bu
faaliyetlerin hangi ölçüde basarili oldugunun görüldügü kurumdur. Konsey üyeleri, kararlari
Avrupa düzeyinde verirken kendi egemen ülkelerinin de birer temsilcisi olarak davranmaktadir.
Bu sebeple Konsey düzeyinde yapilan lobicilik hem daha zor hem de kimi zaman en etkili
yoldur. Konsey, ulusal görevlilerin bulundugu iki yüzün üzerinde çalisma grubu tarafindan
desteklenmektedir. Bu genis altyapiya ragmen Konsey düzeyinde lobicilik olanaklari sinirlidir,
çünkü bu gruplar kendi ülkelerinin emrinde çalismaktadir. Bu sebeple lobiciler, Konseyin
kararlarini etkilemek için farkli iletisim kanallarina basvurmak zorunda kalirlar. Lobiciler
açisindan Konsey ile ilgili bir diger zorluk ise Maastricht Antlasmasi ile birçok temel konu için
kaldirilan oybirligi ilkesidir. Bu ilkenin kaldirilmasindan önce lobiciler açisindan sadece bir
Konsey üyesine veto yetkisini kullanmasi için ulasmak yeterli iken, ilkenin kaldirilmasindan
sonra yeterli olmamaktadir.
Konsey nezdinde alinacak kararlari etkilemenin en etkili yolu ulusal düzeyde lobicilik yapmak
olacaktir. Zira, bir üye ülkenin Konseyin önüne gelecek bir kararla ilgili olarak atacagi ilk adim
ve alacagi pozisyon ulusal düzeyde belirlenmektedir. Bu sebeple lobiciler için en uygun faaliyet
merkezi ulusal politikalarin belirlendigi üye ülke baskentleri olacaktir.
Avrupa düzeyinde ise, Konsey kararlarinin ön çalismasini yapan, her ülkenin kendi
görevlilerinden olusan ve COREPER denilen iki yüzden fazla komite bulunmaktadir.
Gündemdeki konuya göre komiteler, üye ülke bakanlarinin üzerinde etkili olabilmektedir. Bu
komitelere yönelik de lobi faaliyetleri gelistirilebilir ancak fazla etkili olmasi beklenemez. Bunun
nedeni, ülkelerin Konseydeki pozisyonlarini etkileyen birçok unsurun olmasi ve Konseyin karar
alma sürecinin karmasikligidir.

3.1.1.4 Avrupa Toplulugu Adalet Divani’nda Lobicilik
Topluluk hukukunun yorumlanmasindan ve uygulanmasindan sorumlu olan Avrupa Toplulugu
Adalet Divani (ATAD) lobiciler açisindan önem tasiyan kurumlardan biridir. Ancak ATAD için
uygulanacak lobicilik diger AB kurumlarindan farkli bir nitelik tasimaktadir.
Divan, üye devletleri, Topluluk hukukunu ayni sekilde ve etkili uygulamaya yöneltecek
mekanizma olarak, bireylere kendi ulusal hukuk düzenleri içinde ileri sürebilecekleri haklar
tanimis ve Topluluk hukukunun uygulanmasi konusunda bireylere bir nevi denetim rolü
vermistir. Lobiciler açisindan bu hak; politik yollarin tükendigi, ulusal düzeyde veya AB
düzeyinde yapilan çalismalardan istenilen sonuçlar elde edilemedigi durumlarda dava yoluna
gitme sansini dogurmaktadir.
Lobiler, gerek ulusal gerekse AB düzeyinde yaptiklari çalismalarda istedikleri sonuçlari elde
edemedikleri zaman olaylari Adalet Divani’na tasiyabilmektedir. Bunun için izledikleri ilk yol
Komisyon’u Divan’da dava açmaya ikna etmeye çalismaktir. Komisyonu ikna için de yine bu
kurum nezdinde lobicilige basvurmaktadirlar. Ikinci yol ise ulusal mahkemelerde açilacak
davalar yoluyla konuyu Adalet Divani’nin önüne getirmektir. Bunun için davacinin sikayetçi
oldugu uygulamadan dogrudan etkilenmis olmasi gerekir. Lobiler, bu durumda olan kisilerin
dava açmalarini saglayip onlari bu davalarda destekleyerek, Divan’dan kendi çikarlari lehine bir
karar alinmasini bekler. Avrupa’da, özellikle cinsiyet ayrimciligina karsi kadin hareketlerinin ve çevrecilerin Adalet
Divani’na basvuru yoluyla önemli gelismeler kaydettikleri ve ulusal hükümetlerinin
uygulamalarini degistirmeyi basardiklari görülmüstür. Divanin kararlari ile üye ülke hükümetleri,
içme suyunun kalitesi, çalisan kadinlarla erkeklerin esitligi ile ilgili AB yasalarini uygulamak
zorunda kalmislardir.
3.2 AVRUPA BIRLIGI’NDE LOBICILIK YOLLARI
Günümüzde, AB nezdinde kendi çikarlarini korumak isteyen birçok baski grubu lobicilik
yapmaktadir. AB’de lobicilik yapan gruplarin önünde iki yol bulunmaktadir. Bunlardan ilki,
ulusal, yani Konsey yoluyla, ikincisi ise dogrudan Brüksel’de AB kurumlari düzeyinde faaliyette
bulunmaktir. Ancak artik ekonomik bütünlesmenin de etkisiyle bütün baski gruplarinin her iki
yolu da ayni anda kullandiklari ve kaynaklarini bu iki yol arasinda en etkili sekilde dagitmaya
özen gösterdikleri görülmektedir.
3.2.1 BRÜKSEL’DE LOBICILIK
Baski gruplarinin, AB ile ilgili konularda çikarlarini korumak için lobicilik yaparken önlerinde
iki seçenek bulunmaktir. Bunlardan ilki kendi ülkelerinde, ikincisi ise Avrupa düzeyinde lobi
faaliyetleri yürütmektir.
Avrupa düzeyinde, dogrudan Brüksel’de lobiciligin getirdigi çesitli avantajlar vardir. Öncelikle,
göz önünde bulundurulmasi gereken, herhangi bir konu üzerinde üye ülkelerin içinde birçok farkli görüsün ortaya çikabilecegidir. Ikinci olarak, lobiciler için sadece ulusal yolu kullanmak
oldukça risklidir. Çünkü, bir üye ülke hükümeti yoluyla yapilacak lobinin etkili olabilmesi,
nitelikli oyçoklugu uygulamasinda düsük bir ihtimaldir. Bu sistemin geçerli oldugu konularda tek
bir ülkenin bir kararin alinmasini engellemesi mümkün degildir.
Her baski grubunun Brüksel’de dogrudan temsil edilme imkani vardir. Bu yolu seçen baski
gruplari degisik örgütlenmeler yoluyla Avrupa düzeyinde etkinliklerini sürdürürler. Bu
örgütlenmeleri üç kategoride toplamak mümkündür: Avrupa Gruplari (Euro Groups), Direk
Lobiciler ve Profesyonel Lobiciler. Bu genel kategorilerin disinda çesitli bölgesel gruplar, sürekli
veya kisa süreli koalisyonlar ve müttefikler de bulunmaktadir.
3.2.1.1 Avrupa Gruplari
Bu kuruluslar genellikle üye devletlerde faaliyet gösteren sanayi, ticaret ve sektör kuruluslarinin,
meslek gruplarinin, çesitli dernek ve birliklerin birlesmesiyle meydana gelen, farkli üyelik
sistemlerine sahip semsiye organizasyonlardir. Ilgili olduklari konu Avrupa yasama sürecinde
gündeme geldigi zaman bu konuyla ilgili lobi yapmaktadirlar. Üye ülkelerdeki birliklerden
meydana gelmeleri sebebiyle genis bir kitleyi temsil ederler ve bu kitleye Brüksel’de Topluluk
organlariyla iletisim kurma olanagi tanirlar. Temel olarak islevleri, üyeleri arasinda bilgi akisi
saglamalari, ilgili olduklari konularda raporlar hazirlayarak Topluluk organlarina sunmalari ve bu
yolla lobi yapmalaridir. Avrupa Gruplari üyelik yapilarina, lobicilik türlerine ve temsil ettikleri baski gruplarinin
özelliklerine göre birbirlerinden ayrilirlar. Bu gruplar üyelik bakimindan dogrudan, dolayli ve
karma üyelik sistemlerine sahip olabilirler. Dogrudan üyelik sisteminde, bir kisi veya firma söz
konusu gruba bireysel olarak katilma hakkina sahiptir. Dolayli üyelikte kisi ya da kurulus üye
ülkelerdeki birlikler vasitasiyla bu gruplara dahil olabilir. Karma üyelikte ise hem dogrudan hem
de dolayli üyelik sisteminin geçerli oldugu bir yapi söz konusudur. Avrupa Gruplarinin büyük
kismi ulusal birliklerin ve derneklerin üyeligiyle olusturulan yani dolayli üyelik sisteminin geçerli
oldugu organizasyonlardir. Bunlara Avrupa Federasyonlari (Euro Federations) da denmektedir.
Üyelik sisteminin türü bir Avrupa Grubunun lobicilikteki basarisini da etkilemektedir. Çünkü üye
sayisi ve temsil edilen kitle büyüdükçe konular hakkinda ortak bir görüste uzlasmak da
zorlasmaktadir.
Avrupa Gruplarinin farklilastigi bir diger nokta ise temsil ettikleri baski ve çikar gruplarinin
özelliklerinden kaynaklanmaktadir. Birçok sektörü temsil eden gruplar oldugu gibi, sadece tek
meslek grubunu ya da sektörü temsil edenler de vardir. Farkli sektörlerden üyeleri olan
gruplardan en çok bilineni, UNICE adli büyük sanayi birliklerinden olusan lobi grubudur. Diger
yandan yalnizca gida üreticilerinin üye olduklari CIAA, ilaç sirketlerinden olusan EFPIA, kimya
sirketlerinin üye olduklari CEFIC gibi sektörel gruplar veya mimarlarin üye olduklari ACE,
gazetecilerin olusturduklari AJE gibi meslek gruplari da bulunmaktadir.
Gruplar arasindaki bu tür farkliliklarin islevleri üzerinde de belirgin etkileri vardir. Üyeleri belli
bir sektörden olan gruplar bu konudaki uzmanliklarinin etkisiyle politik lobiden çok, topluluk
organlarina teknik bilgi ve veri saglayarak kendi alanlariyla ilgili lobi yapmaktadir. Birden fazla
sektörü içinde barindiran büyük birlikler ise daha çok politik yönlü çikarlarini korumakla
ilgilenirler çünkü bu gruplarin politik kanallara ulasma güçleri ve yetenekleri daha fazladir.59
Avrupa Gruplari, AB karar alma mekanizmasini etkilemekte yetersiz kaldiklari yönünde
elestirilere de maruz kalmaktadir. Grup içi hiyerarsi ve disiplin eksikligi, üye derneklerin,
birliklerin veya sirketlerin farkli ülkelerden gelmesi nedeniyle sahip olduklari politik kültür ve
bakis açisi farkliliklari, yetersiz kaynaklar, gruplarla üyeler arasindaki uzakliktan dogan zorluklar
ve birçok konunun bütün üyeleri ilgilendirmemesinden dogan ortak hareket etme eksikligi bu
elestirilerin baslicalarini olusturmaktadir.
3.2.1.2 Direkt Lobiciler
Özellikle özel sektörü temsil eden ulusal birlikler ile bazi büyük sirketler kendileri Brüksel’de bir
ofis açarak lobi yapmayi tercih etmektedirler. Bu girisime direkt lobicilik denmektedir.
Brüksel’de ofisleri bulunan bu aktörlerin büyük bir kismi ayni zamanda Avrupa gruplarina da
üyedir.
Direkt lobicilerin görevi, Avrupa gruplariyla birlikte çalismak ve bu gruplari kendi çikarlari
dogrultusunda yönlendirmeye ugrasmaktir. Ancak üye olduklari Avrupa gruplari içinde çikar
çatismalari oldugu veya üzerinde çalistiklari konu genel olarak grubun ilgisini çekmedigi takdirde
bu ofisler lobi faaliyetlerini yürütürler. Bir diger görevleri ise, Birlik organlarinin kendilerini ilgilendiren konularda bakis açilari hakkinda isverenlerine bilgi sunmaktir. Direkt lobiciler ayrica
AB yetkilileri ile temsil ettikleri kuruluslar arasinda dogrudan bir iliskinin varolmasi ve
güçlendirilmesi islevine de sahiptirler.
3.2.1.3 Profesyonel Lobiciler
Brüksel’de faaliyet gösteren iki tür profesyonel lobici vardir. Bunlardan birincisi hukuk, halkla
iliskiler, medya ile iliskiler gibi konularda uzmanlasmis olan büyük danismanlik sirketleri;
ikincisi ise uzmanlastigi konuda bireysel danismanlik yapan profesyonel lobicilerdir.
Brüksel’de faaliyet gösteren danismanlik sirketleri uzun yillar boyunca olusmus AB yasama
sürecinin nasil yürüdügü, kurumlarin davranis tarzlari ve gayri resmi karar alma biçimleri ile
ilgili tecrübelerini müsterilerine sunarlar. Danismanlik sirketlerinin uzmanlik alanina ve
altyapisina göre lobi stratejilerinin belirlenmesinin yani sira, kampanya yönetimi veya çikarilacak
bir Topluluk direktifinin üzerinde degisiklik hazirlamak gibi hizmetler de verilmektedir.
Profesyonel lobiciler ayrica müsterileri adina Topluluk organlarinin gündemini izleme ve bilgi
toplama görevini de üstlenirler.
3.2.2 AVRUPA BIRLIGI’NDE LOBICILIK YAPAN BASKI GRUPLARI ÇESITLERI
AB’de lobicilik yapan baski gruplarini bes baslik altinda siniflandirmak mümkündür. Bunlar;
özel sektör temsilcileri, meslek gruplari temsilcileri, isçi temsilcileri, kamu yarari için çalisan
sivil toplum örgütleri ve bölgesel çikar gruplaridir.

3.2.2.1 Özel Sektör Temsilcileri
Sirketlerin dogrudan temsilcilikleri, bu sirketlerin üye olduklari Avrupa Gruplari ve ulusal özel
sektör derneklerinin üye olduklari Avrupa Federasyonlari Brüksel’deki lobilerin büyük
çogunlugunu olusturmaktadir. Avrupa Gruplarinin içinde de en etkili kesim özel sektör
temsilcileridir.
Dogrudan kendi temsilcilikleri olan büyük sirketler disinda, Brüksel’de özel sektörün çikarlarini
temsil eden ve lobi yapan irili ufakli çok sayida grup bulunmaktadir. Bunlarin bazilari kimya,
gida, otomotiv gibi belirli sektörleri temsil ederken bazilari daha genis üye profilleri olan gruplar,
bazilari ise Avrupa disindaki ülkelerin is dünyasini temsil etmek üzere kurulmus gruplardir. Bu
gruplardan en bilinen ve etkili olanlarina örnek olarak ERT (Avrupa Sanayiciler Platformu),
UNICE (Avrupa Sanayici ve Isverenler Konfederasyonlari Birligi), EEG (Avrupa Yatirim Grubu)
ve ABD özel sektör temsilcilerinin yer aldigi AmCham (Amerikan Ticaret Odasi Avrupa
Komitesi) verilebilir.
3.2.2.2 Meslek Gruplari Temsilcileri
Avrupa düzeyinde meslek gruplarini temsil eden yüzlerce Avrupa Grubu faaliyet göstermektedir
ve bunlarin üçte biri Brüksel’de bulunmaktadir. Meslek gruplari AB’de lobi yapan diger çikar
gruplari arasinda en zayif organizasyonlar olarak gösterilmektedir.Bunun nedeni, her üye ülkede farkli kültürel altyapiya sahip olan meslek dallarinin AB düzeyinde güçlü bir sekilde bir
araya gelememeleridir.
AB’de genel olarak bütün meslek gruplarini temsil ettigi iddiasinda bulunan üç tepe organizasyon
bulunmaktadir. Bunlar; bagimsiz çalisan meslek gruplarini temsil eden CEPLIS (Liberal Meslek
Dallari Avrupa Konseyi), hem özel hem kamu sektöründe maasla çalisan idari personeli temsil
eden EUROCADRES (Avrupa Profesyonel ve Idareciler Konseyi) ve özellikle sanayii ve ticaret
alanlarinda yine maasli idari personelin kurdugu bagimsiz derneklerden olusan bir konfederasyon
olan CEC (Avrupa Idareciler Konfederasyonu) olarak siralanabilir. Bunlarin disinda tek tek
birçok meslek dalina ait Avrupa Grubu da mevcuttur.
3.2.2.3 Isçi Temsilcileri
Özellikle 1970’lerde yasanan ekonomik krizler, artan issizlik, sermayenin uluslararasi hareketinin
hizlanmasi ve özel sektör temsilcilerinin daha organize olmalari gibi etkenler isçi gruplarinin
uzun süre AB’de etkili lobiler olusturmasina engel teskil etmistir.
Isçi temsilcileri de AB’de degisik kanallar yoluyla kendilerini göstermektedir. Brüksel’de üç
ulusal isçi birliginin kendi temsilcilikleri ve yine çesitli ulusal birlikler tarafindan olusturulmus
Avrupa Gruplari bulunmaktadir. Avrupa’daki isçi birliklerinden olusan en büyük iki Avrupa
Grubu ETUC (Avrupa Isçi Birlikleri Konfederasyonu) ve CESI (Bagimsiz Isçi Birlikleri Avrupa
Konfederasyonu)’dir. AB’deki isçi temsilcisi organizasyonlar, genel olarak insan ve isçi haklarina saygi, ayrimciligin
kaldirilmasi, firsat esitligi gibi sosyo-politik konularla ilgilenmektedir. Ancak Avrupa düzeyinde
alinan kararlarda isçi gruplari oldukça zayiftir ve ileride sosyal politikalarda degisiklik olmadigi
sürece bu durumun degismesi beklenmemektedir.
3.2.2.4 Sivil Toplum Örgütleri
AB’de özel sektör temsilcileri ile birlikte en önemli yere sahip ve etkili lobi gruplari kar amaci
gütmeyen ve kamu yarari ile ilgili konularda faaliyet gösteren sivil toplum örgütleridir. Bu
gruplar genel olarak çevre, saglik, kadin haklari, tüketici haklari, özürlü vatandaslar gibi sosyal
konularla ilgili faaliyet göstermekte ve bu konularda AB gündemini belirlemektedir.
Bu gruplar, özellikle Komisyon tarafindan, Avrupa vatandaslarinin temsilcileri ve mesruiyet
kaynagi olarak görülmektedir. Komisyon, AB entegrasyon sürecine yönelik elestirilerden biri
olan demokrasi açigi konusunu sivil toplum örgütlerinin kurulmasini destekleyerek ve bu
gruplara fonlar ayirarak gidermeye çalismaktadir. Parlamento üyeleri için de, üyeler ile seçmenler
arasinda bir köprü vazifesi görmesi açisindan, sivil toplum örgütlerinin önemli yeri
bulunmaktadir.
Bu örgütlere örnek olarak tüketici haklari konusunda AEC (Avrupa Tüketiciler Dernegi),
EUROCOOP (Avrupa Toplulugu Tüketici Kooperatifleri), Avrupa Tüketiciler Organizasyonu; çevre konusunda Greenpeace, FOEE (Avrupa Dünya Dostlari), EEB (Avrupa Çevre Bürosu) ve
diger sosyal konularda faaliyet gösteren gönüllü organizasyonlara ise CEDAG (Gönüllü
Organizasyonlar Avrupa Konseyi), CENPO (Kar Amaci Gütmeyen Organizasyonlar Merkezi),
Avrupa Kadin Lobisi ve CEBSD (Sosyal Gelisme Içi Birlesik Avrupa Bürolari) verilebilir.
3.2.2.5 Bölgesel Çikar Gruplari
Brüksel’de faaliyet gösteren baski grubu türlerinden sonuncusu bölgelerin ve yerel yönetimlerin
temsilcileri ve bunlarin üye olduklari Avrupa Gruplaridir. Bu gruplarin amaçlari bölgeler ve yerel
yönetimler arasinda isbirligini gelistirmek, Avrupa’da federalizmin ve yerel yönetimlerin
güçlenmesini desteklemek ve kendilerini ilgilendirebilecek konularda bilgi toplayabilmektir.66
Bölgesel çikar gruplarinin Brüksel’deki tepe organizasyonlari, AER (Avrupa Bölgeler Meclisi)
ve CEMR (Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi)’dir. Bunlarin disinda Avrupa’daki büyük
sehirlerin üye olduklari EUROCITIES, Avrupa Sanayi Bölgeleri Birligi, Avrupa Sinir Bölgeleri
Dernegi bilinen örnekler olarak siralanabilir.
3.3. AVRUPA BIRLIGI’NDE LOBICILIGIN GELISIMI VE DÜZENLENMESI
Avrupa bütünlesmesi ile Birligin derinliginin artmasi baski gruplarini da etkilemistir. Özellikle
1986’da kabul edilen Tek Senet ve 1992 Maastricht Antlasmasi’ndan sonra yasanan politik
gelismeler birçok konuda karar alma yetkisini üye baskentlerden Brüksel’e devretmis ve böylece lobiciler de bu sehre olan ilgilerini yogun bir biçimde arttirmislardir. Avrupa bütünlesmesi süreci,
bütün üye ülke hükümetlerinin diger hükümetler, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi
nezdinde devamli olarak lobi yaptigi bir süreç haline gelmistir.
3.3.1 AVRUPA BIRLIGI’NDE LOBICILIGIN GELISIMI
Avrupa’da lobicilik, Birligin kurumsallasmasi ve Birlik kurumlarinin artan yaptirim güçleriyle
dogru orantili bir biçimde gelismistir. Günümüzde lobicilik faaliyetlerinin Birligin baskenti
Brüksel’de yogunlastigi görülmektedir. Buna karsilik, günümüze gelinceye degin, AB düzeyinde
lobicilik hareketlerinin gelisimini üç dönemde incelemek mümkündür:
1. AKÇT Antlasmasi’ndan Avrupa Parlamentosu’nun dogrudan seçimine kadar geçen
dönem
2. Avrupa Parlamentosu’nun halkoyu ile dogrudan seçiminden Beyaz Kitap’in yayinina
kadar geçen dönem
3. Beyaz Kitap’tan Birlik Antlasmasi’na kadar geçen dönem
3.3.1.1 AKÇT Antlasmasi’ndan Avrupa Parlamentosu’nun Dogrudan Seçimine Kadar
Geçen Dönem (1951-1979):

Avrupa Kömür Çelik Toplulugu’nu kuran Paris Antlasmasi’nin imzalanmasindan Avrupa
Parlamentosu’nun halkoyu ile seçilmesine kadar olan dönem Birlikte lobiciligin ön tarih dönemi
olarak nitelendirilebilir. Bu dönemde Birlik kurumlarinin, özellikle Parlamento’nun yetki ve ilgi alanlari oldukça
sinirlidir. Ekonomik ve sosyal konular üzerinde karar mercii olarak neredeyse hiçbir etkinligi
bulunmamaktadir. Siyasi konularda ise, Parlamento’nun görüsleri tavsiye niteliginin ötesine
geçememektedir. Parlamentonun dogrudan bir seçim sistemiyle yenilenmesi söz konusu
olmadigindan halkin konulara ilgisi de mevcut degildir. Böylelikle de parlamenterler veya
parlamento gruplarinin üzerinde sivil toplum baskisina dayali etkili lobi faaliyetlerinin
yürütülmesi söz konusu degildir.
Birlik Konseyi ise, karar alma mekanizmasinin üzerinde tek etkili ve yetkili mercii olmasina
ragmen Lüksemburg Uzlasmasi’ndan sonra kararlarin mutlak çogunluk ile alinmasi prensibi,
baski gruplarini dogrudan ilgili ülkenin bakanina yöneltmis ve genel seçimlerde oy baskisiyla
etkileme yöntemini kullanmalarini getirmistir. Bu durum da Brüksel’de ciddi bir lobi faaliyetine
gereksinimi azaltmistir. Öte yandan, Komisyon gerek öneri gerekse uygulama organi olarak bir
dizi yetkiyle donanmasina ragmen, günümüz kosullarina göre etki alani sinirli kalmistir.
Ancak bu dönemde lobicilik adina gelismeler de yasanmistir. Brüksel çevrelerinde tarim lobileri
kurulmaya ve etkili olmaya baslamislardir. Bunun nedeni ise, Birligin o dönem için tek ciddi ve
sinirlari tanimlanmis politikasi olan Ortak Tarim Politikasi’nin üreticileri dogrudan etkilemesidir.
Kirsal alandan merkeze ulasmak ve karar mekanizmalari üzerinde etkili olmak isteyen üreticiler
lobicilik faaliyetlerine basvurmuslardir. Öte yandan bu döneme ait diger bir gelisme ise
Komisyon’un sanayi kesiminden ilk lobicileri örgütlemesidir. Tarim kesimiyle lobiciler kanaliyla
kurulan iliskinin bir benzerinin de sanayi kesimiyle kurulmasina inanan Komisyon, ilk kez,
FEBI’nin (Federations Europeennes De Branches D’Industrie) kurulusuna önayak olmustur.
Komisyon, üye ülkelerdeki sanayi kesimi temsilcilerini karsisina almak yerine, Topluluk ölçeginde ortak tavrini önceden belirlemis bir grup ile tartismak ve uzlasmak yolunu tercih
etmistir. Bu basarili girisimin ardindan 1972 yilinda kimya sanayicileri ile Conseil Europeen Des
Federations Industries Chimiques, 1978 yilinda ise ilaç üreticileriyle European Federation of
Pharmaceutical Industries Associations adiyla benzer bir örgütlenmeye gidilmistir. Ancak bu
kuruluslarin imkanlari oldukça sinirli kalmis, eylem planlari ve hareket tarzlari Komisyon’un
kendilerine tanidigi çerçeveyi asamamistir. Nitekim, sadece Komisyon’un kurdugu
degerlendirme ve bilgilendirme komitelerine katilabilmektedirler.
Sonuç olarak, Komisyon, sektörel bazda örgütlenen bu yari resmi lobi kuruluslarinin
kurulmalarina imkan saglarken, bu kuruluslarin idari yapilara herhangi bir katilimi söz konusu
olmamistir. Ayrica bu dönemde, günümüzde oldugu gibi, her konuyu savunabilecek biçimde
örgütlenen özel lobi firmalari da mevcut degildir.
3.3.1.2. Avrupa Parlamentosu’nun Halkoyu ile Dogrudan Seçiminden Beyaz Kitap’in
Yayinina Kadar Geçen Dönem (1979-1985):

Avrupa Parlamentosu’nun dogrudan halkoyu ile seçilmesi Parlamento’nun yetkilerini
arttirmamistir ancak Topluluk ölçeginde bir genel seçim yapilmasi seçmenin konuya ilgisini
çekmistir. Bu yeni durum seçmenlere, yetkileri o gün için çok sinirli olan Avrupa vekillerinden,
bölgeleri için bir dizi istegi gündeme getirme imkanini saglamistir. Parlamento, gündemine giren
sosyal ve ekonomik konularda etkili olmaya çalisirken seçmenler, Parlamento komisyonlarinin
çalismalarini, Genel Kurul oylamalarini yakindan takip ederek bölgesinin, sektörünün hatta
ülkesinin çikarlarini korumak istemistir. Dolayisiyla, özellikle tavsiye niteligindeki bu Parlamento kararlarinin öncesinde seçmenler lobi kuruluslari araciligiyla, Avrupa vekillerini etki
altinda tutma yönünde çalismislardir.
Bütün bu lobi faaliyetlerinin yani sira, sosyo-ekonomik konularda, Parlamento’nun yetkilerinin
sinirli olmasindan ötürü, Topluluk tarihinde pek rastlanmayan konularda yeni lobiler olusmustur.
Örnegin; çevre, hayvanlarinin korunmasi, tüketici haklari gibi konularda faaliyet gösteren lobiler
parlamenterleri bu konulara egilmeye zorlamaya baslamislardir. Ayrica, Komisyon’un aldigi
kararlari Parlamento vasitasiyla yipratma ve bu kararlara karsi yaygin bir kamuoyu yaratma
zemini olusturulmaya çalisilmaktadir.
Konsey’in karar alma prensibinin oybirligine dayanmasi sebebiyle bu dönemde de Konsey
üzerinde etkili bir lobi çalismasi yapilamamistir. Ancak, Konsey kararlarini bloke etmek
amaciyla ulusal bazda lobi faaliyetleri görülmektedir. Nitekim bir ülke bakaninin red oyu, tüm
ülke kararlarini bloke edebilmektedir. Bu ise, ulusal bazda yürütülen lobi çalismalari sonucunda
elde edilebilmektedir.
Sonuç olarak bu dönem bir önceki döneme göre temel bir farklilik göstermektedir. 1951-1979
döneminde Birlik kararlarina lobicilik yoluyla karsi durulmaya çalisilirken, bu dönemde,
Toplulugun kararlarina karsi durmak yerine, karar alma sürecinde karsit gruplarin lobi
mücadelesiyle alinacak kararlar üzerinde etkili olunmaya çalisilmaktadir. Burada artik dogrudan
muhatap Konsey, Komisyon veya Parlamento degil ama baski gruplarinin kendisidir. Çünkü, bu
dönemde baski gruplari profesyonel lobi kuruluslarini kullanmak yerine lobiciligi kendi
bünyelerinde kurduklari birimler ile idare etmeye çalismislardir.

3.3.1.3 Beyaz Kitap’tan Birlik Antlasmasi’na Kadar Geçen Dönem (1985-1992):
1992 yilinda Avrupa Toplulugu’nu Tek Pazar’a tasiyan ve Roma Antlasmasi’nin bazi
maddelerini bu hedef dogrultusunda düzenleyen Tek Senet’in ilani ve yürürlüge girisiyle
Avrupa’da lobicilik için yeni bir dönem baslamistir.
Beyaz Kitap, Tek Pazar’in kurulabilmesi için gerekli önlemlerin yürürlüge girmesini
emretmektedir. Ayrica Tek Pazar’a iliskin konularda Konseye nitelikli çogunlukla karar alabilme
yetkisi de verilmistir. Diger yandan, Tek Senet ile Parlamentonun yetkileri de arttirilmistir.
Beyaz Kitap’ta yayinlanan is katalogu, genel makro-ekonomik kararlarin ötesinde, sektörel bazda
bir dizi önlemi de gündeme getirmistir. Bu durumdan, hemen hemen her sanayi üretim faaliyeti
etkilenmektedir. Ayrica Tek Pazar’in kurulmasi hizmet sektörünü de dogrudan etkilemistir.
Böylece, Avrupa Birligi’nde tüm sosyal ve ekonomik aktörler; sendikalar, meslek kuruluslari,
siyasi partiler, üniversiteler vb. Tek Senet’in etki alanina girmistir.
Bu gelismeler genel geçer lobi faaliyetleri etkisiz kilarken, özellikle girisimciler, isletme sahipleri
ve çalisan kesim, nitelikli çogunluga döndürülen Konsey karar alma mekanizmasi üzerinde daha
etkili lobi faaliyeti yapabilme sansina sahip olmuslardir. Bu durumda da, daha farkli yöntemlerle
lobicilik gereksinimi ortaya çikmistir. Komisyon’un Konsey’e gönderdigi önerilerin hazirlanma asamasinda Komisyon’un ilgili genel
müdürlüklerine etki etmek gerekmektedir. Bunlarin ötesinde ise Konsey’den çikan kararlar
(Tüzükler ve Yönergeler) artik ulusal mevzuatlari etkilemekte ve ulusal mevzuatlarin önünde
gelmektedir.
Nitekim bu gelismeler, Avrupa’da lobicilik anlayisini da temelinden sarsacaktir. Artik bir
bakanin ikna edilerek, çikacak kararin bloke edilmesi mümkün degildir. Bu durumda lobi faaliyet
alani zorunlu olarak Brüksel’e kaymistir. Ayrica Konsey ile Parlamento arasinda tasarilarin onay
sürecinde git-gel islemi ve Parlamentonun artan yetkileri, lobi faaliyetlerinin daha akilci ve
düzenli bir biçimde yürütülmesini gerektirmektedir. Bu noktada Avrupa Birligi’nin karar alma
mekanizmasinda ortaya çikan prosedür degisikligi lobiciligin yepyeni boyutlara ulasmasina da
neden olmustur.
1985’e kadar Birlik kurumlarinda faydali olan lobi etkinlikleri artik zorunlu birer faaliyet halini
almistir. Nitekim, 1989 yilinda yapilan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde sanayi kollarina ait
birçok federasyon, Avrupa vekillerinin çalisma ekiplerinin içerisine kendi uzmanlarini danisman
olarak sizdirmayi basarmislardir.
Tek Senet ile ortaya çikan bu yeni gelismelerle birlikte Toplulugun uluslarüstü nitelige
kavusturulma çalismalari ve karar alma erkinin üye baskentlerden Brüksel’e kayma olasiliginin
artmasi, her kesimin lobicilerle ciddi organik baglar olusturmasina neden olacaktir. Maastricht ile Birlik Antlasmasi artik “Eurolobbying” kavramini kurumsal bir varsayim olmaktan
çikartarak günlük yasamin bir parçasi haline dönüstürmüstür. Bugün için Birlik’te lobicilik
yadsinamaz bir gerçek halini almistir.
3.3.2 AVRUPA BIRLIGI’NDE LOBICILIGIN DÜZENLENMESI
Lobiciligin son yillarda en fazla arttigi sistem olan Avrupa Birligi’nde bu artis, karar alma
mekanizmalarina erisim esitligi, lobiciligin kötüye kullanilmasi ihtimali ve gelen bilgilerin
güvenilirligi gibi kaygilarla lobiciligin Birlik kurumlarinda düzenlenmesi konusunu da gündeme
getirmistir. Bu kapsamda, Parlamento ve Komisyonda yasanan gelisme ve düzenlemelere
deginilecektir.
3.3.2.1 AVRUPA PARLAMENTOSU VE KOMISYONUNDA LOBICILIK ILE ILGILI
DÜZENLEMELER

Lobiciligin düzenlenmesi konusu AB gündemine ilk kez 1989’da Hollandali Sosyalist
milletvekili Metten’in Parlamentoya lobiciler, lobi faaliyetleri ve bu konudaki istismarlar ile ilgili
bir yazili soru sunmasiyla girmistir. Bu sorunun sebebi ise o dönemde milletvekillerinin
lobicilerden çikar sagladiklari, bazi milletvekillerinin lobicileri kendi çalisanlari olarak
Parlamentoya kayit ettirdikleri ve böylece Parlamentoya herkesin diledigi gibi girip çikabildigi,
gizli bazi belgelerin Parlamentodan çalindigi ve satildigi yönündeki iddialardir. 1991 yilinda
Belçikali Sosyalist milletvekili Marc Galle lobicilikle ilgili ilkeleri belirleyecek ve lobicilerin
Parlamentoya kayit olmalari zorunlulugunu getirecek bir taslak rapor hazirlamasi için
görevlendirilmistir. Galle’nin 1992 yilinda sundugu rapor; belgelerin disari satisini yasaklamak, Parlamento
binasinda girilmesi yasak alanlar, Parlamentoya girmek isteyen lobicilerin kayit yaptirmasi,
kayitli lobicilerin uymasi zorunlu kurallar ve bu kurallara uymayanlara verilecek cezalari
içermekteydi. Rapor hiçbir zaman genel kurula gelememistir.
Raporun en büyük eksigi tanimlamada olmus, ‘lobici’ kavraminin net olarak bir tanimi
yapilamamistir. Yapilan tanimlama “Üçüncü taraflar adina hareket eden ve Avrupa
Parlamentosunda veya diger Topluluk organlari önünde bu üçüncü tarafin çikarlarini savunan
herkes” seklindedir. Ancak bu tanimlama yalnizca üçüncü taraflar adina çalisan profesyonel
lobicileri içermesinden ötürü eksik kalmistir. Diger taraftan rapor Birligin çesitli kesimleri
tarafindan muhalefet edilmistir. Direkt olarak Parlamento üyeleriyle iliskili olan idari ve mali
konular ile Parlamento binalarinin yönetiminden sorumlu komite olan Collage of Quaestor rapora
karsi çikmistir. Komisyon da lobicilerin kendi düzenlemelerini olusturmalari için harekete
geçerek raporun islerlik kazanmasini engellemistir.
Komisyon tarafindan, Aralik 1992’de yayinlanan “Komisyon ile Özel Çikar Gruplari Arasinda
Açik ve Yapilandirilmis Diyalog” adli belgede çikar temsilinin Komisyon için ne kadar önemli
ve vazgeçilmez oldugu vurgulandiktan sonra, çikar gruplarinin kendi kendilerini
düzenleyecekleri bir belge hazirlamalari gerektigi belirtilmistir. Komisyonun bu girisimleri sonucu 1994 yilinda Brüksel’deki lobi sirketlerinden bir grup biraraya
gelerek lobicilerin uymasi gereken kurallari belirleyen bir belge hazirlamislardir. Bu belgeyle
lobicilerin, AB kurumlarini ziyaret ederken kendilerini, sirketlerini ve temsil ettikleri gruplari
belirtmesi, kurumlari kendileri ile ilgili olarak yanlis bilgilendirmemesi, elde ettikleri bilgi ve
belgeleri kar amaciyla kullanmamalari ve herhangi finansal bir çikar teklifinde bulunmamalari
gibi temel kurallar konmustur. Bu kurallarin ihlali durumunda ise herhangi bir cezai yaptirim
öngörülmemistir. Bu kurallar Parlamentoda uygulanmaya konmus fakat uyulup uyulmamasi
lobicilere birakilmistir.
Lobiciligin düzenlenmesi ile ilgili bu çalismalar, Komisyonun isteklerini karsilamasina ragmen,
özellikle lobiciligin belirtilen sorunlara neden oldugunu düsünenleri çok fazla tatmin etmemistir.
Lobicikle ilgili bir tanimin yapilmamasi ve kurallara uyma konusunda bütün insiyatifin lobicilere
birakilmis olmasi nedeniyle yapilan düzenlemeler özellikle Parlamentonun ihtiyaçlarini
karsilamaktan uzak kalmistir. Bu nedenlerle, 1994 yilinda yapilan Avrupa Parlamentosu
seçimlerinden hemen sonra Ingiliz Parlamenter Glyn Ford lobiciligi düzenlenmesi ile ilgili
teklifleri içeren ve üye ülkelerdeki düzenleme uygulamalarini inceleyen bir rapor hazirlamasi için
raportör olarak atanmistir. Ford’un lobicilere bakis açisi Komisyonunkinden farkli olmus ve
lobicilerin kendi hazirladiklari düzenlemeyi kamusal hedefler bakimindan ise yaramaz
bulmustur. Ford öncelikle üye ülkelerdeki lobicilik düzenlemeleriyle ilgili bir arastirma yapmistir. Bu
arastirma sonucunda baski gruplarinin veya bu gruplarin temsilcilerinin aktivitelerini düzenleyen
yasalari bulunan sadece iki ülke oldugu görülmüstür; Almanya ve Ingiltere.
Ford hazirladigi raporda lobicinin tanimina iliskin tartismalara girmemistir. Rapora göre
milletvekilleri ile görüsmek ve bilgi vermek üzere sik sik Parlamentoya giren kisilere,
Parlamentonun idari islerinden sorumlu komite tarafindan sürekli giris kartlari verilecek ve bu
kartlara sahip olan kisiler isimleri, ticari adlari ve Parlamentoda yapacaklari faaliyetleri de
kapsayacak sekilde kayit yaptiracaklardir. Ayrica bu kisiler yillik olarak, milletvekillerine,
görevlilere veya milletvekillerinin asistanlarina verdikleri herhangi bir hediye, hizmet veya
benzeri finansal çikari açiklayacaklardir. Daha sonra hazirlanan ikinci raporda çesitli degisiklikler
yapilmis ve lobiciler için belirlenen kurallar 1997 yilinda Parlamentonun tüzügüne eklenmistir.
Söz konusu 9 numarali ekin 3. maddesinde siralanan kurallar sunlardir:
1) Parlamento ile iliskiler kapsaminda tutulan kayitlarda isimleri bulunan kisiler:
a) Tüzügün 9. maddesine ve bu ekte belirtilen hükümlere uymak
b) Parlamento üyeleriyle, üyelerin çalisanlariyla veya Parlamento görevlileriyle
kurulan iliskilerde temsil edilen çikarlari belirtmek,
c) Dürüst olmayan yollardan bilgi edinmeye yönelik davranislardan kaçinmak
d) Üçüncü taraflarla olan iliskilerde Parlamento ile resmi bir bag oldugunu iddia
etmemek,
e) Parlamentodan edinilen belgelerin kar amaciyla üçüncü taraflara yaymamak,
f) Ek 1, 2. madde, 2. paragrafa kesinlikle uymak, g) Ek 1, 2. maddeye uygun olarak saglanan bir yardimi kayit sirasinda deklare etmek,
h) Topluluk kurumlarinin eski çalisanlarini istihdam ederken, Personel
Düzenlemesinin hükümlerine uymak,
i) Parlamento tarafindan, eski üyelerin haklari ve sorumluluklari ile ilgili çikarilacak
kurallari takip etmek,
j) Olasi çikar çatismalarindan kaçinmak amaciyla, üyelerin asistanlarini istihdam
etmeye baslamadan veya herhangi bir sözlesmeye dayali bir iliskiye girmeden
önce ilgili üye veya üyelerin rizasini almak ve bunu kayitlarda deklare etmek
zorundadir.
2) Bu kurallarin herhangi bir sekilde ihlali söz konusu kisiye veya gerekli durumlarda sirkete
verilmis olan giris kartinin iptal edilmesine yol açabilir.

 

 
 
 
All logos and trademarks in this site are property of their respective owner. The comments are property of their posters, all the rest © 2005 by me.
You can syndicate our news using the file backend.php or ultramode.txt