Ana Sayfa

· Haberler
· Lobicilik
· Astroloji
· Muzik
· Telefon Rehberi
· Guzel Sözler
· Yemek Tarifleri
· Sanat
· Borsa
· Tv Ve Radyolar
· Oyunlar
· Dini Bilgiler
· Saglik
· Fikralar
· Edebiyat
· Genel Kültür
· Siyaset
· Gazeteler
· Programlar
· Rüya Yorumlari
· Yönetim

· Özel mesajlar
· Arama
· Arkadasina Öner
· Baglantilar/Linkler
· Downloads
· Eski Anketler
· Haber
· Haber Öner
· Haber Arsivi
· Güncel haber/Yorum
· Iletisim Formu
· Istatistikler
· Konular
· Kullanici Günlügü
· Kullanici Kayit/Girisi
· SSS
· Top 10

 

 
 
 
 
 

 

SON DÖNEM TÜRK EDEBIYATI

* 1929 ekonomik bunalimi birçok ülkede ekonomik bunalima neden oldu. 1940’li yillara gelinene kadar dünya ülkeleri çok güç günler yasadi. Derken 2. Dünya Savasi basladi. Sanatçilar savas karsiti yapitlar verdiler. Bu zorlu günler, yoksul Türkiye’yi de vurdu. Sanatçilar yoksullugu, ezilmisligi, barisi, birdenbire zenginlesenleri, yoksul ile zengin arasinda yükselen ekonomik ve sosyal uçurumu anlattilar yapitlarinda. Köy ve köylü, Adana’daki pamuk tarlalari, gündelikçi isçiler, varoslarda olusan yoksulluk, fabrikalar, fabrika isçileri, memurlar, devlet yönetiminde görülen aksakliklar…son dönem edebiyatçilarinin en çok isledikleri konular oldu.
Bu arada Cumhuriyet’in temel ilkeleri dogrusunda da yapitlar verilmeye devam edildi.
*1941 yilinda tercüme bürosu kuruldu. Bu sayede çok sayida Dogu ve Bati klasigi dilimize çevrildi. Böylece dünya edebiyati daha yakindan takip edilebildi. Bu durum da etkilesimleri güçlendirdi. Artik Türk edebiyati da dünya edebiyatinin rüzgarina kapilabilmektedir. Çok yönlü olarak gelisebilmektedir. Konular uçsuzlasmaktadir.
*Bu dönemde dil, köyde köylünün dili, kasabada kasaba dili, Istanbul’da Istanbul dili yapitlarin dili oldu.
* Deneme ve elestiri türü gelisti. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpinar, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç….önemli adlardir.

1940 SONRASI TÜRK EDEBIYATI

Bu dönemde farkli siir anlayislarinin çikmasinin nedeni dönemin kültürel ve sosyal yapisindaki hareketliliktendir.
1940 sonrasi Türk edebiyatinda Behçet Necatigil, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel Ilhan Berk gibi sairler, önce Birinci yeniye egilim gösterdikleri halde sonra kendilerine özgü söyleyisleriyle yenilikleri sürdürdüler.
Ahmet Muhip Diranas ve Fazil Hüsnü Daglarca ise daha özgün söyleyislerle yeniliklere katkida bulundular. Özellikler Daglarca hiçbir akima bagli kalmadan Anadolu insaninin tarihsel ya da güncel gerçeklerine iliskin duyarliligi dile getirmistir.

1)GARIP AKIMI (1941)

2)HISARCILAR: Adini 1950’de Mehmet Çinarli’nin çikardigi HISAR dergisinden almistir. Sahsiyetler bu dergi etrafinda toplandilar. Birinci Yeni’nin siirde geleneksel ögeleri yok sayan düsünce ve uygulamalari disinda olusturuldu. Geleneksel ve bireyci çizgidedirler. Bir anlamda memleket edebiyatinin devamidir. Hisarcilara göre: batinin taklidi ile yetinilmemeli her alanda yozlasma ile mücadele edilmelidir. Sanatin gerçek sarti olan degisimin geleneklerin reddi olarak algilanmasina karsi çikilmalidir. Sanat herhangi bir siyasi görüs ve ideolojinin propaganda aleti haline sokulmamalidir. Dilde ifade gücünü azaltan ve anlatimi sinirlayan öztürkçe akimina karsi durularak, dilde asiriliklara gidilmemeli, konusulan Türkçe tercih edilmelidir.

ILHAN GEÇER, MEHMET ÇINARLI, MUNIS FAIK OZANSOY,, MUSTAFA NECATI KARAER, GÜLTEKIN SAMANOGLU, COSKUN ERTEPINAR, ORHAN SEYFI ORHON, HALIDE NUSRET ZORLUTUNA, AHMET MUHIP DIRANAS, ARIF NIHAT ASYA, CAHIT KÜLEBI,ZIYA OSMAN SABA, FAZIL HÜSNÜ DAGLARCA,BEKIR SITKI ERDOGAN, ÜMIT YASAR OGUZCAN, YAVUZ BÜLENT BAKILER,BAHATTIN KARAKOÇ,ABDÜRRAHIM KARAKOÇ, NÜZHET ERMAN…

3)MAVICILER


* Atilla Ilhan’in 1952–1956 yillarinda çikardigi derginin adi olan “MAVI” nin etrafinda toplanan ORHAN DURU, FERIT EDGÜ gibi sanatçilari olusturdugu guruptur. Bu sanatçilar, Garip Akimi'na ve Orhan Veli’ye karsi çikmis, sairane bir sanat anlayisinin temsilcisi olmuslar.
*Daha sonra Mavi dergisi Özdemir Nutku’nun yönetimine geçti ve Atilla Ilhan’in savundugu toplumsal geçekçiligin (sosyal realizm) sözcüsü oldu. Dergi Nisan 1956’da çikan 36. sayidan sonra (son mavi) kapatildi.
* Garip akimina tepki olarak çikmistir.
* Siirin basit olamayacagini zengin benzetmeli, içli, derin olmasi gerektigini savunmuslardir.
*Bireyin duygusal dünyasini yansitirlar.
*Divan siirinin biçim özelliklerinden ve imgelerinden yararlanirlar.
* Siire yeni bir ses düzeni, taskin, coskulu bir anlatim ve kendine özgü duyarlilik getirmislerdir.

Garip hareketine karsi çikanlardan biri de Attila Ilhan'dir. Mavi dergisinde "Sosyal Realizmin Münasebetleri yahut Baslangiç" adli yazisinda Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet'i "bom stiller" diye nitelemistir. Ayni derginin yazarlarindan Ahmet Oktay "Orhan Veli'nin Yeri" adli yazisinda "Orhan Veli eksik bir öncü ve eksik bir sairdi" hükmüyle, Garip akiminin sigligini anlatmisti. Daha sonralari Mavi dergisindeki bu yazilardan hareketle bir yeni akim sayilmak istenmisse de, bu görüs ragbet bulmamistir. Onlar Birinci Yeni hareketine karsi çiktiklari için bir bakima Ikinci Yeni 'nin öncüleri olarak degerlendirilmislere de Attila Ilhan, buna da karsi çikmis ve Ikinci Yeni "yi "yozlukla" itham etmistir.
Imlâ kurallarini bütünüyle reddetmis veya kendisine has bir imlâ tarzi gelistirmis olan Attila Ilhan (Büyük harf kullanmaz ama özel isimleri ek almalari halinde (') ile ayirir), dil konusunda çok keyfidir. Günlük dilde artik kullanilmayan çok eski kelimeleri, Fransizca veya Almanca kelimelerle beraber kullanir. Bunlar, hem yazarin dikkati çekme çabasini, orijinal olma merakini, hem de karmakarisik bir dünyada yasadigimizi okuyucuya hissettirme gayretini gösterir. Sinema teknigini kullanan Attila Ilhan adeta kamerasini kalabaliklar üzerinde gezdirir, zaman zaman belirli noktalarda uzunca durur. Renkli, islak, ürperis ve korku dolu bu siirlerde bazen büyük bir ferahlik bazen da melankoli gizlidir. 1940–1950 arasi Türk edebiyatinda yepyeni bir kipirdanma ve sahsiyetlerin belirmesi dönemidir. Atillâ Ilhan da 1946 yilinda "CHP Siir Yarismasinda ikinciligi kazanmis ve birbirlerinden farkli üç sair, bu yarismada ilk üç dereceyi paylasmistir (Cahit Sitki Taranci, Atilla Ilhan ve Fazil Hüsnü Daglarca).

4)IKINCI YENICILER

(1955–1965) ortak nitelikleriyle beliren bir akim degildir. Yeniyi deneyen, dünya görüsü, yetisme sekilleri ve beslenme kaynaklari bakimindan birbirinden çok farkli olan sairlerin eserlerinde sonradan tespit edilen benzerliklere dayanilarak bu ad verilmistir. Bu adi onlara MUZAFFER ILHAN ERDOST vermistir.
* 1950’lerde “Garip” akimina tepki olarak çikmistir.
* Siirin düsürüldügü basitlige son vermek amaciyla ortaya çikmistir. (imgeci siiri savunurlar bu yüzden ilk okundugunda siir pek anlasilmaz.)
*CEMAL SÜREYYA, ILHAN BERK, EDIP CANSEVER, TURGUT UYAR, ECE AYHAN, ÜLKÜ TAMER, SEZAI KARAKOÇ bu akimin öncüleridir.
* Sözcüklerin anlami degil söylenisi önemlidir.
* Her sey insanla baslar insanla biter.
* Siirin kendine göre bir dili olmali. ( dili, siirin bas taci edinen bir harekettir.)
* Siir diger edebi türlerden kesin çizgilerle ayrilmali.
* Önemli olan kelimelerin anlamlari degil, sairin ona yükledigi anlamlardir.( yorum ve izlenim siirleri yazarlar.)
* Dadaizm ve sürrealizm bu akima da etki etmistir.( insanin bilinçalti dünyasini aktarmaya çalismislardir.)
* Içsel bireyci siir anlayisi vardir.( anlamsizligin anlami ve anlamsizliga kadar özgür olmak siir anlayislarinin amaçlarindan biridir. Anlatim kapali ve soyut olmali)
*Nesnenin genel görüntü dünyasini degistirme dilegiyle soyutlamaya gider ve gerçek üstü bir tablo gibi esyalar arasi sinirlari kaldirarak biçimsel farkliliklari asmayi denerler.
* Siir, için siir anlayisi hâkimdir.
*Sairler anlami karartan ve gizleyen bir tavir takinirlar. Sözcüklerin gündelik kullanimlariyla yiten anlami yerine, çagrisimlarla derinlesen ve çogalan degerine önem verirler.
* Günlük konusma dilini dislarlar.
* Halkin yasam alanlarindan ve kültürel yaratimlarindan uzaklasmak isteyen ikinci yeniciler halk siirine ve foklorüne kapilarini kapatirlar. ( Süleyman Efendi tiplemesine son verirler.)
*Konu, öykü ve olay, siirin bünyesinden silinmek istenir bu yüzden bu akimin siiri daha çok betimleyici metinlerden olusur.
*Nükte, sasirtmaca ve tekerlemelerden kaçinirlar.
*Daha çok aydin kesimin ve elit tabakanin zevkine hitap ederler.
*Siiri musiki ve resimle iliskiye sokarlar.
* Bu akimin temsilcileri, siyaset disi kalmaya özen gösterirler.
* Biçim ustaligi akimin en önemli özelligidir.
* Büyük ve küçük harfleri kullanmada titizlik göstermemisler; noktalama isaretlerini kullanmamislardir.

5) TOPLUMSAL GERÇEKÇILER: Anadolu gerçeklerini yansittilar.

SIIRDE

CAHIT KÜLEBI, CEYHUN ATUF KANSU; DÜZ YAZIDA: AZIZ NESIN, RIFAT ILGAZ, ILHAN TARUS, ÖMER FARUK TOPRAK, MUZAFFER BUYRUKÇU

Ana Sayfa

 

 
 
 
All logos and trademarks in this site are property of their respective owner. The comments are property of their posters, all the rest © 2005 by me.
You can syndicate our news using the file backend.php or ultramode.txt